Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/3568 E. 2022/10322 K. 26.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3568
KARAR NO : 2022/10322
KARAR TARİHİ : 26.12.2022

İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.01.2020 tarih ve 2017/133 – 2020/6 sayılı kararı
Suç : Terör örgütü propagandası yapmak (Sanık … hakkında) Silahlı terör örgütüne üye olma (Tüm sanıklar hakkında) 02.08.2017 (Silahlı terör örgütüne üye olma) 22.10.2017, 05.11.2017, 01.04.2018 (Terör örgütüpropagandası yapmak)… yönünden; 22.05.2017 … yönünden; 12.04.2018
Hüküm : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi (Tüm sanıklar hakkında) maddesinde düzenlenen suçtan Zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmak suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığı kararınailişkin istinaf başvurusunun esastan reddi (Sanık … hakkında)
Temyiz edenler : Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanıklar ve müdafileri

Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;

Sanık … duruşmalı inceleme talebinin takdiren CMK’nın 299. maddesi gereğince REDDİNE,
I-Sanık … hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan kurulan hüküm kurulmasına yer olmadığına dair kararın incelenmesinde;
Sanık … hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan verilen hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar, CMK’nın 223. maddesine göre hüküm niteliğinde olmayıp temyizi kabil kararlar mahiyetinde öngörülmediğinden ve eylemin silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında tartışılarak karara bağlanmış olduğu anlaşıldığından bu suça ilişkin o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin 5271 sayılı CMK’nın 296/1 ve 298/1. maddeleri uyarınca REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
II-Sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Dairemizin 2021/9058 esas sayılı dosyaları ile aynı … yapılan incelemede;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Dairemizce de benimsenen, öğretide ekseriyetle kabul gören yerleşik yargısal kararlara göre, örgütü yönetmek ya da örgüte üye olmak suçları mütemadi (kesintisiz) suçlardandır. Yani fiilin icrası süreklilik arz eder. Bu suçlarda örgüt hiyerarşisine dahil olup faaliyetlere başlanmakla suç tamamlanmıştır. Ancak fiilin icrası devam ettiği müddetçe fiilin ifade ettiği haksızlık da süreceğinden suç işlenmeye devam edecektir.
Failin kendi isteğiyle ya da irade dışı olarak örgütten ayrılması halinde suç bitmiş olacaktır. Mütemadi suçların tamamlanmasıyla bitmesi aynı anlamı taşımamaktadır.
Mütemadi suçların ceza ve muhakeme hukuku bakımından önemli sonuçları mevcuttur. Ceza hukuku bakımından, suça teşebbüs fiilin bitmesine kadar değil tamamlanmasına kadar mümkündür. İştirak ise bitinceye kadar gerçekleşebilir. Suç işlenmeye devam ettiğinden, koşulları varsa meşru savunma hükümleri uygulanabilir. Uygulanacak ceza hükümleri bakımından temadinin bittiği tarih esas alınmalıdır. Yine kusur yeteneği ve yaş küçüklüğü bitiş tarihine göre tayin edilir.
Muhakeme hukuku bakımından ise, zamanaşımı, yetkili mahkeme ve şikayet süresi temadinin bitişine göre değerlendirilecektir. Ancak suçun mütemadi niteliği, kural olarak görevli mahkemenin belirlenmesi ya da kovuşturma usulünün tespiti bağlamında bir özellik taşımaz. Örgüt üyeliği temadi eden suçlardan olması nedeniyle hukuki ve fiili kesintiyle sona erecektir. Kesinti tarihi suç tarihidir.
Mütemadi suçlarda iddianame düzenlemekle hukuki kesintinin gerçekleştiğinin kabulü halinde dava zamanaşımı süresi de işlemeye başlayacaktır. Bir taraftan suç işlenmeye devam ederken iddianameyle kamu davası açılması nedeniyle bu suçun dava zamanaşımına uğrama tehlikesi ortaya çıkacaktır. Diğer taraftan tamamlanan ancak bitmeyen mütemadi suçtan dolayı aynı sanık hakkında çok sayıda iddianame düzenlenebilecektir. Kamu davası açılması için yeterli delil bulunan hallerde savunma alınmaksızın dava açılmasına engel hal yok ise de, mütemadi suçlardan olan örgüt üyeliği suçunda yakalamanın gerçekleşmediği durumda dava açılması bir yarar sağlamayacaktır.
Bu nedenlerle, örgüt üyeliği suçunda, temadinin fiili kesinti(yakalanma) ile meydana geleceği kabul edilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaylar değerlendirildiğinde;
Yapılan yargılama sonunda, terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olduğu gözetilerek UYAP sisteminde yapılan incelemede, sanık … hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/332 esas, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/435 esas, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/152 esas sayılı dosyalarında, sanık … hakkında İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/181 esas, Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/504 esas, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/339 esas, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/97909 soruşturma sayılı dosyalarında, sanık … hakkında ise İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/91 esas ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/90 esas, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/118 esas, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/97909 soruşturma sayılı dosyalarında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan derdest dava dosyaları bulunduğu görülmekle ve başkaca terör örgütüne üye olma suçundan derdest dosyalarının bulunup bulunmadığı da araştırılarak, sanıklara atılı eylem ve faaliyetlerin aynı dönemleri kapsayıp kapsamadığı belirlenip, iş bu dosyalarda aynı eylem ve faaliyetler nedeniyle mükerrer yargılama yapılıp yapılmadığı hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde saptandıktan sonra, akabinde sanıkların eylemlerinde hukuki ve fiili kesinti oluşup oluşmadığı da değerlendirilerek, dosyalarının yargıtay denetimine olanak verecek şekilde birleştirilerek sanıklar hakkındaki tüm
delillerin birlikte değerlendirilmesi sonrasında hukuki durumunun takdir ve tayin gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmekle, sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, sanıkların bozma nedenleri, atılı suçlar için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı ve mevcut delil durumu gözetilere tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk hallerinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.