Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2018/7207 E. 2023/1212 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/7207
KARAR NO : 2023/1212
KARAR TARİHİ : 16.02.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Fuhuş, rüşvet, irtikap, cinsel saldırı
HÜKÜM : a) Sanıklardan … ve … hakkında fuhuş suçundan beraat, rüşvet alma suçundan mahkumiyet,
b) Sanıklar …, … ve … hakkında fuhuş suçundan mahkumiyet,
… hakkında aynı suçtan beraat,
c) Sanıklardan … hakkında rüşvet alma, … hakkında cinsel saldırı suçundan beraat,
d) Sanık … hakkında fuhuş ve irtikap suçlarından beraat, rüşvet alma suçundan mahkumiyet,
e) Sanık … hakkında rüşvet verme suçundan beraat.

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/02/2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklar hakkında fuhuş ve cinsel saldırı suçlarından açılan kamu davalarına CMK’nın 237. maddesine göre anılan suçlardan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma hakkı olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği, bu itibarla hükümleri temyiz yetkisi bulunmadığından 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca vekilinin temyiz isteminin bu suçlar yönüyle REDDİNE, sanık …’ın yokluğunda verilen hükmün tebliği amacıyla çıkartılan tebligat otelde kardeşine tebliğ edilmekle, Tebligat Kanunu’nun 18. maddesi hükmüne aykırı olarak yapılan tebligatın usulsüz olduğu, bu itibarla temyiz talebinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğunun kabulü ile incelemenin katılan … vekilinin irtikap ve rüşvet suçundan kurulan tüm hükümlere, sanıklar …, …, … ve … müdafileri ile sanıklar … ve …’in bu sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazları, sanık … müdafiin ise vekalet ücretine münhasır temyiz talebiyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklardan … ve … hakkında rüşvet alma suçundan kurulan mahkumiyet, … hakkında irtikap suçundan verilen beraat, rüşvet alma suçundan kurulan mahkumiyet ile … ve … hakkında fuhuş suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/2010 tarihli ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin belli bir şiddete ulaşmasının, ciddi olmasının ve mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmamasının gerektiği, oluş şekline nazaran somut olayda sanık …’ın yasanın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan bir davranışının bulunmadığı, bu itibarla cebri irtikap suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, diğer yandan rüşvet suçunun oluşabilmesi için bir rüşvet anlaşmasının bulunması, bu anlaşmanın da işin yapılmasından önce veya en geç yapılması anında olması gerektiği, kamu görevlisi olan sanıklar …, … ve … hakkında rüşvet alma suçundan kamu davası açıldığı halde bu sanıklara rüşvet verdiği iddiasıyla hakkında kamu davası açılan sanık bulunmadığı, rüşvet anlaşmasının varlığının somut delillerle ortaya konulamadığı anlaşılmakla; sanıklara isnat edilen eylemlerin sübutu halinde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği, bu suç ile sanıklar … ve …’ın üzerlerine atılı fuhuş suçunun 5237 sayılı TCK’nın 227/2 ve 257/1. maddelerinde öngörülen cezalarının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, son suç tarihi olan 01/06/2010 ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Yasa’nın 322 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Sanıklardan … hakkında rüşvet alma, … hakkında rüşvet verme suçlarından verilen beraat hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık … hakkında fuhuş suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Ceza muhakemesinde gizli tanık dinlenmesine ilişkin yasal düzenlemelerden 5271 sayılı CMK’nın 58/5. maddesinde tanık koruma tedbirleri uygulanabilecek suçların bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması gerektiği ifade edildiği halde 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu’nun 3. maddesinde 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ve ceza hükmü içeren özel kanunlarda yer alan ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve alt sınırı on yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar; kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen alt sınırı iki yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ile terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından söz konusu tedbirlerin uygulanabileceği kabul edilmiş olup suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgüte üye olma suçlarından tüm sanıklar hakkında verilen beraat kararlarının kesinleşmesi karşısında, sanığa yüklenen fuhuş suçu örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyip 5726 sayılı Kanun’un 3/1-a maddesinde sayılan suçlardan da olmadığından gizli tanık ifadesinin delil olarak kullanılmasına yasal imkan bulunmadığı, diğer yandan iletişimin tespiti tutanaklarının tek başına delil olarak kabul edilemeyeceği gibi görüşme içeriklerinin de yorumu gerektirmeyecek şekilde yüklenen suçun işlendiğine ilişkin somut veriler içermediği gözetildiğinde, sanığın savunmalarının aksine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı başkaca delil de bulunmadığı nazara alınarak beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı TCK’nın 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin Kararının değerlendirilmesi lüzumu,
28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Yasa’nın 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.