YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1076
KARAR NO : 2023/1694
KARAR TARİHİ : 23.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zincirleme rüşvet alma
HÜKÜM : Rüşvet almaya teşebbüs suçundan mahkumiyet
Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.07.2013 tarihli ve 2013/173 Esas, 2013/187 sayılı Kararının sanık müdafii, katılan, suçtan zarar gören vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre rüşvet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun değişiklik öncesindeki 18 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca başvuru tarihinde katılan sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün, hüküm tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.05.2013 tarihli ve 2013/5928 Esas, 2013/15726 Soruşturma, 2013/442 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında rüşvet alma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına karar verilmesi ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin 63 üncü maddesi uyarınca cezasından mahsup edilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
B. Yapılan yargılama neticesinde, temyiz incelemesine konu karar ile sanığın rüşvet almaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan …’un temyiz sebepleri, sanığın tahliyesine yönelik kararın usulsüz olduğundan bozulmasına ilişkindir.
B. Katılan Hazine vekilinin temyiz sebepleri, sanık hakkında üst sınırdan ceza verilmesi yerine alt sınırdan ceza verildiğine, takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, kamu davasına katılmalarının sağlanmadığına ilişkindir.
C. Sanık müdafiin temyiz sebepleri, katılandan paranın emanet olarak alındığına, suç işleme kastının bulunmadığına, suçun rüşvet değil görevi kötüye kullanma olarak değerlendirilmesi gerektiğine, cezanın teşdiden belirlenmesine ilişkin gerekçenin kararda belirtilmediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mersin Valiliği Defterdarlık Milli Emlak Müdürlüğünde veri hazırlama kontrol işletmeni olarak görev yapan sanığın, Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’in 18 inci maddesi uyarınca Mezitli ilçesinde kurulan Hazine Taşınmazlarının Satış, Kira, İrtifak Hakkı ve Kullanma İzni ile Ecrimisil Bedel Tespit ve Takdir Komisyonunun üyesi olarak görevlendirildiği, 24.12.2012 tarihli dilekçe ile kullanımında bulunan … köyü 200 ada, 235 parselde kayıtlı taşınmazın adına tespiti amacıyla kuruma başvuran katılan …’tan, taşınmaz üzerindeki ağaçların sökülüp, işgale son verildiğine dair evrak düzenlemek için 6.000 TL talep ettiği, suçüstü yapmak üzere suça konu paranın 2.000 TL’sini ayarlayan katılanın 16.04.2013 tarihinde parayı sanığa teslim etmesi sonrasında sanığın bu para ile yakalanmasını sağladığı iddiasıyla rüşvet alma suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
Mahkemece; sanık savunması, katılanın beyanı, teknik takibe ilişkin tutanak ve tüm dosya içeriğinden sanığın yüklenen suçu işlediğinin sabit olduğu, katılanın rüşvet teklifini gerçekte kabul etmediği halde kabul etmiş gibi davranarak sanığı yakalatması nedeniyle fiilin teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Mersin Valiliği Defterdarlık Milli Emlak Müdürlüğünde veri hazırlama kontrol işletmeni olarak görev yapan sanık hakkında açılan kamu davasının, Dairemizin 14.11.2019 tarihli tevdi kararı sonrasında ilgili kurum olan Milli Emlak Genel Müdürlüğü ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına tebliğ edildiği halde temyiz talebinde bulunmadıkları, sanığa yüklenen suçtan doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan İçişleri Bakanlığı adına bir temyiz talebi de bulunmadığı nazara alınarak, tebliğnamede yer alan İçişleri Bakanlığının kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için dava ve duruşmalardan haberdar edilmesi gerektiği halde usulen dava ve duruşmalar bildirilmediğinden, davaya katılma ve 5271 sayılı Kanun’un mağdur … katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadığından bahisle bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararı doğrultusunda uygulanmasının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin, katılan Hazine vekilinin ve katılan …’un temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.07.2013 tarihli ve 2013/173 Esas, 2013/187 sayılı Kararında sanık müdafii, katılan Hazine vekili ve katılan … tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi