YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7084
KARAR NO : 2009/8545
KARAR TARİHİ : 17.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücean tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde ZMMS bulunan sigortalı …’a ait aracın, alkollü sürücü …’nın yönetiminde iken 3.kişi aracına çarparak hasar verdiğini, 6000.YTL. hasar bedelinin 3.şahsa ödendiğini belirterek bu meblağın ödeme tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili müvekkiline ait araç sürücüsünün alkollü olmadığını, 3.kişinin mahkemenin 2007/97 esas sayılı, dosyasında aleyhlerine hasarla ilgili dava açtığını, davacının ZMMS poliçesinden karşılandığı 3.kişi zararını mücekkilinden talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı … hakkındaki davanın reddine, davalı … hakkındaki davanın kabulü ile 6000.YTL. tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile bu davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm,davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı sürücü … yönünden davacı … ile aralarında akdi ilişki bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasına göre davalılar vekilinin bu davalı hakkındaki hükmü temyiz etmekle
hukuki yararı bulunmadığından temyiz dilekçesinin REDDİNE karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, trafik sigortası poliçesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece benimsenen nöroloji uzmanı bilirkişi raporunda, her nekadar “sürücünün yaptığı kazada almış olduğu alkolün etkisi olabilir kanaatindeyim” şeklinde görüş bildirilmiş ise de, bu rapor hüküm kurmaya yeterli olmadığı gibi, 3.kişi aracında davaya konu kaza sebebiyle oluşan hasar miktarının tesbiti yönünden de bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır.
2918 sayılı KTK.nun 48. Maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerinin kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürmeye yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı karar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50. promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır. Ayrıca ZMMS Genel Şartlarının B.4.d. Maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak araç sevk ve idare etmeleri esasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte ZMSS Genel Şartlarının B.4.d. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK.nun 48. Maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2.fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak
tanıyan hükümde yasaklara yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından; Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. Maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin araçlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra,yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulüde mümkün değildir.
O hale, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü almıs tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK.nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün aracının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne … halinde reddine karar verileceği ilkesi benimsenmektedir.
Bu durumda mahkemece yapılan iş; yukarıda açıklamalar ışığında, İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kurum yada kuruluşlardan seçilecek aralarında nörolog ile kusur ve hasar uzmanının bulunduğu bilirkişi kurulundan olayın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediği, başka unsurların olayın meydana gelmesinde etkili olup olmadığı, araçtaki hasarın tesbiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
sONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklana nedenlerle davalılar vekilinin davalı … yönünden hukuki yararı bulunmadığından temyiz itirazının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … yönünden davalılar
vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 17.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.