YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22590
KARAR NO : 2023/424
KARAR TARİHİ : 07.02.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/30 E., 2019/181 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2013 tarihli ve 2013/333 Esas, 2013/569 Karar sayılı kararı ile sanığın dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 inci maddesi uyarınca 6.000,00 ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2013 tarihli ve 2013/333 Esas, 2013/569 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 01.06.2017 tarihli ve 2015/13518 Esas, 2017/13006 Karar sayılı kararı ile “hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 158/1. Maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi zorunluluğu” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi 11.04.2019 tarihli ve 2018/30 Esas, 2019/181 Karar sayılı kararı ile sanığın dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 inci maddesi uyarınca 6.000,00 ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyizi; sanığın suçun mağduru olduğuna, dolandırıcılık suçunu işlemediğine, Mehmet isimli kişiye telefon satması nedeniyle telefon bedelinin yatırılması için suçta kullanılan banka hesap numarasını verdiğine, yatırılan paranın telefon bedeli olarak yatırıldığına ve Mehmet isimli kişi ile bir bağlantısı olmadığına, beraati gerektiğine ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan …’nün 25.02.2011 günü 0507..21 numaralı telefondan arandığı, kendisini başkomiser olarak tanıtan kişinin, kredi kartından para çekilerek başka hesaplara kontör aktarıldığını, bu durumu kimseye söylememesi gerektiğini, aksi halde hakkında işlem başlatılacağını söyleyerek operasyona yardımcı olmasını ve Abdulkadir isimli savcıya ait vereceği hesap numarasına para yatırmasını istediği, katılanın da güven duyarak 3.247,00 TL parayı kendisine verilen Abdulkadir Güngör isimli kişiye ait banka hesabına yatırdığı anlaşılmıştır.
2. Türkiye İş Bankası Oltu/Erzurum şubesinin 22.03.2011 tarihli yazısı ile hesabın Abdulkadir Güngör’ e ait olduğu ve yatırılan 3.247,00 TL’nin bir kısmının aynı gün Laleli/İstanbul şubesi nezdindeki ATM’den, bir kısmının ise aynı şubenin gişesinden Abdulkadir Güngör tarafından çekildiği belirtilmiş, ATM cihazına ve gişeye ait kamera kayıtları gönderilmiştir.
3. Abdulkadir Güngör hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 16.08.2011 tarihli iddianamesi ile dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasında, Abdulkadir Güngör’ün savunmasında, … isimli akrabasının sattığı telefon bedelinin kartına yatırılacağını söyleyerek kendisinden bankamatik kartını istediğini, sonrasında da kendisini arayarak yatırılan parayı çekmesini istediğini, bu şekilde hesabına gelen paralardan bir kısmını kendisinin çektiğini, sonradan yatırılan parayı da verdiği bankamatik kartıyla …’ün çektiğini beyan ettiği, bu dosyada tanık sıfatıyla dinlenen dosya sanığı …’ün ise Abdulkadir Güngör’ün beyanlarını doğrulayarak, telefon sattığı bir müşterisinin İş Bankası hesabı istemesi nedeniyle Abdulkadir’in hesap numarasını verdiğini ve parayı ATM’den Abdulkadir’in kartıyla kendisinin çektiğini beyan etmiştir. Abdulkadir Güngör hakkında açılan kamu davasında beraatine karar verilerek sanık … hakkında suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
4. Sanık …’ün soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan ifade ve savunmalarında, suç tarihinde cep telefonu üzerine bir iş yeri olduğunu, açık kimlik ve adres bilgisini bilmediği Mehmet isimli birinin kendisinden 10.000,00 TL bedelli cep telefonu ve aksesuarı aldığını, ödemeyi İş Bankası hesabına yapmak istediğini, kendisinin İş Bankası hesabı olmaması nedeniyle akrabası Abdulkadir Güngör’ün hesap numarasını verdiğini, paranın bir kısmı önce bir kısmı sonra geldiği için aynı gün bir kısmını Abdulkadir’in, bir kısmını kendisinin çektiğini, aynı Mehmet isimli kişinin daha önce de kendisinden mal aldığını ve farklı banka hesapları istediğini, olaydan sonra da tekrar gelerek mal aldığını, bu kez de başka akrabası Yusuf Bilgen’in hesap numarasını verdiğini, parayı çekmeye gittiklerinde polislerin geldiğini, o zaman şahısların dolandırıcı olduğunu anladığını, satmış olduğu mallara karşılık herhangi bir belge veya fatura düzenlemediğini, ibraz edeceği bir belge bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
5. Görevsiz mahkemede tanık olarak dinlenen Abdulkadir Güngör, sanığın suç tarihinde kendisini arayarak Kıbrıs’tan bir arkadaşının para göndereceğini söyleyerek hesap numarasını istediğini ve sonrasında tekrar arayarak paranın geldiğini ve çekmesini istediğini beyan etmiştir.
6. Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde 05.11.2018 tarihli rapor düzenlendiği görülmüştür.
7. Mahkemece sanığın üç kez mal sattığı kişiye ilişkin bilgi veya belge sunamaması, suçtan elde edilen paranın sanık tarafından alındığının sabit olması ve Abdulkadir Güngör’ün tanık sıfatıyla alınan ifadesinde sanığın savunmasının aksine Kıbrıs’tan para geleceğini söylediği yönündeki beyanları ile tüm dosya kapsamından sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olup itibar edilebilir olmadığı değerlendirilerek, sanığın kamu görevlisi olduğunu söylemek suretiyle hileli hareketlerle katılandan haksız menfaat temin etmek şeklindeki eyleminin, suç tarihinden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında kaldığı belirlenerek, suç tarihinde (L) bendinin yürürlükte olmaması nedeniyle sanığın, lehine olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca basit dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına ilişkin temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi 11.04.2019 tarihli ve 2018/30 Esas, 2019/181 Karar sayılı kararında, mahkemenin sanığın aşamalarda oluşu açıklamayan, dosya kapsamına uygun düşmeyen beyanlarına itibar edilmediği yönündeki kabulünde isabetsizlik görülmemiş, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği ve unsurları itibariyle oluştuğu anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi 11.04.2019 tarihli ve 2018/30 Esas, 2019/181 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.02.2023 tarihinde karar verildi.