YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5101
KARAR NO : 2009/6238
KARAR TARİHİ : 21.12.2009
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı … … ile …mirasçıları …, … ve …, …tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Davacı … tarafların miras bırakanı …’ın tapuda paydaş olduğu 4856 ada 23 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatın (binanın) ikinci katının kendisi tarafından meydana getirildiğini öne sürerek muhdesatın değerinin ve kendisine aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar …ve … davaya konu muhdesatın davacı tarafından yapıldığını beyan etmişler davalı … davayı kabul etmiştir. Davalı … muris tarafından dükkan olarak yapılan muhdesatın davacı tarafından eve dönüştürüldüğünü beyan etmiş, davalı … … ise davaya konu muhdesatın ortak miras bırakanları tarafından meydana getirildiğini, davacının davaya konu muhdesatta iyileştirme niteliğinde işler yaptığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne; 4856 ada 23 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan davaya konu muhdesatın (binanın bodrum üzerindeki 1.katının) davacı …’a ait olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm davalı … … ile Gülfer Şahin mirasçıları …, … ve …, …tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Hukuk Sisteminde aidiyet tespiti diye bir dava türü bulunmamaktadır. Bu tür davanın doktrinde ve Yargıtay uygulamalarında hangi hallerde açılacağı açıklanmıştır. Bu tür bir davanın ancak taraflar arasında görülmekte olan ortaklığın giderilmesi davasının varlığı yada kamulaştırma
işlemine tabi tutulan taşınmaz üzerindeki muhdesatlar hakkında görülebileceği benimsenmiştir. Bu husus dava şartı olup bu tür bir olgunun bulunmaması halinde, hukuki yararın varlığından söz edilemez.
Somut olaya gelince, taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu Bursa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/1054-1700 E.K. sayılı dava dosyasının, eldeki iş bu davanın açılmasından evvel 24.12.2003 tarihinde red kararı verilerek sonuçlandırıldığı dikkate alındığında, davacının aidiyet tespiti davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, bir başka deyişle dava şartının gerçekleşmediği dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerle anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca davacının aidiyet tespiti davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 532,50 TL temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 21.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.