Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/869 E. 2008/3382 K. 19.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/869
KARAR NO : 2008/3382
KARAR TARİHİ : 19.06.2008

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda: Davanın reddine ilişkin İstanbul 4.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.4.2007 gün ve 1997/956 2007/218 sayılı hükmün duruşma yapılması isteğiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 17.6.2008 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden davacı … AŞ. vekili Avukat … geldi, davalılar vekilinin gelmediği anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteğinin süresinde olduğu tesbit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlular … ve … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malları bulunamadığını bu nedenle borçluların taşınmazlarını diğer davalılara satışına ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiş bilahare davalı …tarafından yapılan satışlarla ilgili taleplerinden feragat ederek diğer borçlu … tarafından davalı …’a yapılan daire satışına ilişkin tasarrufun iptalini istemiştir.
Davalılar davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafın feragatinde ödemeden söz edilmediği, aynı yerdeki taşınmazların aynı bedellerle satılmış olması karşısında muvazaanın başkaca delillerle kanıtlanması gerektiği tapu harçları ile diğer vergilerden kurtulmak için bedelin düşük gösterilmesine sıkça rastlandığı gerekçesi ile davanın tüm davalılar yönünden reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptaline ilişkindir.
Davacı tarafından verilen 07/03/2006 tarihli feragat dilekçesinde davalı … hakkındaki davaya devam edilmesi talebi açıkça gösterilmiştir. Davanın ortak bir borca kefaletten kaynaklanmış olması ya da aynı takipte borçlu olunması davalıların aynı zamanda ayrı ayrı sorumluluklarının bulunduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Davalı Zeynep için verilen feragat dilekçesinin davalı …’a da şamil olduğu kabul edilemez. Tasarrufa konu malın gerçek değeri ile gösterilen değer arasında fahiş fark bulunması halinde tasarrufun bağışlama niteliğinde kabul edilmesi gerektiği 278/2. maddesi hükmü gereğidir. Mahkemece bu yasal karinenin yeterli olmadığı düşüncesi yasa hükmünün uygulanmasını bertaraf etmez.
İptali istenen davalı … ve Selçuk arasındaki tasarrufta satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasında mislini aşan farkın bulunduğu da dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. İİY’nın 278/2 maddesinde edimler arasındaki aşırı fark bulunan tasarruflar bağışlama hükmünde sayılmış olup 3. kişi tarafından taşınmazın tasarruf tarihindeki bilirkişilerce belirlenen gerçek değerinin ödendiği yasal ve inandırıcı delillerle kanıtlanmadıkça 3. kişinin iyi niyet iddiası da dinlenmez. Bu durumda yazılı olduğu şekilde davalı … hakkındaki davanın reddi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ve 550.00YTL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 19.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.