Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4728 E. 2022/7374 K. 01.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4728
KARAR NO : 2022/7374
KARAR TARİHİ : 01.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.07.2009 gününde verilen dilekçe ile tenkis talebi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 11.05.2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tenkis talebine ilişkindir.
Davacılar vekili müvekkillerinin murisi 28.05.2008 tarihinde vefat eden anneleri …’in Türkoğlu Noterliğince düzenlenen 01.05.2008 tarih ve 1039 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vasiyetnamesi ile tüm mal varlığını davalı çocukları …, … ve … ile torunu davalı …’e vasiyet ettiğini, saklı pay kurallarının ihlal edildiğini belirterek tasarrufun tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, murisin saklı pay kurallarını ihlal etmediğini belirtmiş açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine dair verilen ilk hükmün davacılar tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 05.11.2012 tarih ve 2012/5108 Esas, 2012/8724 Karar sayılı ilamı ile “Mahkemece davacılar vekilinin davalılardan … için gerekli tebligat masraflarını verilen kesin süre içerisinde yatırmadığı, taraf teşkilinin sağlanmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda belirtilen gerektirici nedenlere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların davalı … hakkındaki temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak tenkis davalarında davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığından, diğer davalılar yönünden taraf delilleri toplanarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup davacıların temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA karar verilmiştir.” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde mahkemece, “ 1-Harçlar Kanun’u 30 ve 32 maddeleri atfı ve HMK 150. Maddesi gereğince DOSYANIN İŞLEMDEN KALDIRILMASINA, 2-Harçlar Kanun’u 30 ve HMK 150/4 maddeleri gereği 3 Ay içinde 39.795,00 TL eksik harç tamamlanıp yenileme dilekçesi sunulmadığı takdirde davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,” karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmişlerdir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 177. maddesinde, ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği; Yargıtayın bozma kararından veya Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabileceği; ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durumun ortadan kaldırılamayacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 177. maddesine 22.07.2020 tarihinde 7251 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile eklenen fıkra ile bozmadan sonra da ıslah yapılabilmesinin önü açılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 177. maddesinde yapılan değişiklik ile kural olarak bozma ilamından sonra ilk derece mahkemesinde tahkikat ile ilgili bir işlem yapılması halinde iş bu tahkikat bitinceye kadar ıslah yapılması mümkün hale getirilirken iş bu kuralın istinası ise yapılacak ıslah ile bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durumun ortadan kaldırılamayacağıdır.
Somut olayda; davacı taraf, ortak muris …’in Türkoğlu Noterliğince 01.05.2008 tarih ve 1039 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vasiyetnamesinin saklı paylarını ihlal ettiğini belirtmek suretiyle tenkis talebinde bulunmuştur. Mahkemenin kesin sürede tebligat işleminin tamamlanmaması nedeniyle redde dair verdiği ilk hükmün temyizen bozulması üzerine bozma ilamına uyularak tenkis alacağına ilişkin devam eden yargılamada bilirkişilerden rapor alındığı, tenkis edilecek tutarın belirlendiği ve davalı tarafın tercihini bedelin kendilerine ödenmesinden yana kullandığı anlaşılmıştır. Davacılar vekilinin 03.06.2021 tarihli dilekçe ile ıslah talebinde bulunarak davayı “vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis” istemine dönüştürmek istediği, ancak bu talebin mahkemece 01.07.2021 tarihli celsede reddedildiği ve devamında davacı tarafa bakiye harcı tamamlamak üzere süre verildiği, süresinde harcın tamamlanmaması üzerine ise davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.
Davacı, 03.06.2021 tarihinde vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile davasını “vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis” istemine tahvil etmiştir. Öncelikle ıslah ile dava konusu değiştirilebilmekte ise de yeni bir talep eklenmesi mümkün değildir. O halde ıslahın yalnız vasiyetnamenin iptaline yönelik olduğu gözetildiğinde, davacı dava açılırken alınması gereken maktu harcı yatırmış olduğundan kendisine eksik harcın tamamlanması için verilen ara karar yerinde değildir. Davacının ıslah dilekçesi üzerine inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken ıslah isteminin reddine karar verilerek dosyanın işlemden kaldırılması doğru görülmemiştir. Bununla birlikte, dava tenkis istemi ile açılarak ıslah ile vasiyetnamenin iptali talebine yöneldiği halde davada taraf sıfatı bulunmayan “Hazine” lehine gerekçe kısmında tescile yönelik kabul kararı verildiğinin belirtilmesi de dosya ile uyumsuz ve çelişkilidir. Öte yandan, eksik harcın tamamlanmasına ilişkin şarta bağlı hüküm fıkrası yazılmasının da haklı ve yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Islah dilekçesi dikkate alınmadan, özensiz davranılarak talep konusuyla ilgisi bulunmayan gerekçe oluşturulması ve şarta bağlı hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.