YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4120
KARAR NO : 2022/8313
KARAR TARİHİ : 24.11.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.10.2018-20.12.2018 tarihli ve 2016/7 E. – 2018/264 K. sayılı asıl ve ek kararın fer’i müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin usulden reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.02.2021 tarih ve 2019/593 E. – 2021/219 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi feri müdahil vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının öz kardeş olduğunu, diğer davalı … Ticaret A.Ş. unvanlı şirketin de ortağı olduğunu, şirkette müvekkilinin % 15 davalının ise % 55 oranında ortaklıkları bulunduğunu, şirketin güncel sermayesinin 1.088 TL itibari değerde 3.000 paya bölünmüş olup, toplam 3.264.000.00 TL kıymetinde olduğunu, şirketin büyük ortağı olan davalının kendisine ait olarak Ticaret Sicil kayıtlarında görülen ortaklık payının içinde olmak üzere müvekkiline ait ek % 10 oranındaki ortaklık payını da uhdesinde muhafaza etmekte olduğunu, müvekkilinin bu zamana kadar olan muhtelif taleplerine rağmen kendisine iade etmediğini, tarafların ortağı olduğu davalı şirketin kâr dağıtım hesapları incelenecek olursa kâr dağıtımının önce % 55 oranında hissedar olan davalı …’e yapıldığını, sonradan da gerçekte müvekkiline ait olan ek % 10 oranındaki hisse karşılığı kâr payının, yine davalı tarafından kısmen elden kısmen ise banka aracılığı ile nakden müvekkiline ödenmekte olduğunu, bütün bu gelişmeler akabinde müvekkilinin davalı …’ e bir elektronik posta göndererek, kendisine ait % 10 oranındaki payının davalı üzerinde tutulmasına tamam dediğini ve bunun karşılığında da davalının müvekkiline ait gerçek hissesine düşen kâr payını her dönemde aksatmadan ödediğini, müvekkilinin kendi geleceğini de dikkate alarak davalı uhdesindeki hisselerin artık kendisine iade edilmesi gerektiğini belirtmiş ise de davalının müvekkilinin beyanlarını kabullenmesine ve müvekkiline ait ek % 10 oranındaki hisseyi uhdesinde bulundurduğunu beyan etmesine rağmen, zamanının olmadığı şeklindeki suni gerekçeyle müvekkilinin taleplerini kabul etmeyeceğini beyan ettiğini, belirterek davanın kabulü ile Merit Gemicilik ve Ticaret A.Ş.’de davalı …’e ait olan % 55 oranındaki şirket hisselerinin % 10’luk kısmının müvekkiline aidiyetinin tespiti ile % 10 oranındaki kısmın müvekkili … adına cebren tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, açılan davayı kabul ettiğini, bu hisse oranlarının aslında kardeşine ait olduğunu, daha önce gemicilik işi yaparken aile büyüğü abi olarak bu hisselerin ileride kardeşler ve diğer hissedar eşiyle olabilecek idare sorunlarını engellemek amacıyla uhdesinde kaldığını, uhdesinde olan hisselerin davacı tarafın belirttiği hisse oranında davacı kardeşine ait olduğunu, kardeşinin talebinin doğru olduğunu belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket cevap vermemiştir.
Fer’i müdahil vekili, müvekkilinin davalı şirketin %15 hissesine sahip olduğunu ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, müvekkilinin davalı … ile 1982 yılından beri evli olduğunu, müvekkilinin boşanma ve mal rejimi tasfiyesine ilişkin dava açtığını ve davanın halen derdest olduğunu, anılan davada mahkemece …’e ait şirketin % 55 hissesi üzerine 3. kişilere devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir koyduğunu, açılan davada asıl amacın davacıya ait olduğu iddia edilen hisselerin tescili olmayıp amacın boşanma ve mal rejimi tasfiyesine konu olan ve üzerine 3. kişilere devir edilmemesi için tedbir kararı olan hisselerin mahkeme kararı ile tescilini sağlayarak davalının mal varlığını azaltmaya yönelik olduğunu, açılan davanın muvazaalı olduğunu ve asıl amacın davalının mal varlığını azaltmak ve mal kaçınmak olduğunu, davacının bu davayı açmakla hukuki yararı bulunmadığı gibi taleplerinin MK m2′ deki dürüstlük kuralına aykırı bulunduğunu belirterek müvekkilinin davaya asli müdahil olarak kabulüne, haksız ve hukuka aykırı muvazaalı olarak açılan davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; somut uyuşmazlıkta davalının kabulünün ön inceleme duruşmasından önce yazılı dilekçe ile gerçekleştiği, dava konusu uyuşmazlığın HMK 308/2.maddesi kapsamında bulunmadığı, davalı şirketin TTK 329. maddesinde düzenlendiği üzere anonim şirket olması da nazara alınarak şirket paylarının TTK 484.vd maddelerine göre pay senetleri düzenlenip düzenlenmediği, düzenlenmiş ise nama yada hamiline yazılı olmaları ihtimaline binaen davalı …’den bu yolla hisse sahibi olma ihtimali bulunan dava dışı 3.kişilerin hak ve menfaatlerinin hukuki statülerinin etkileneceği anlaşıldığından bu hususun tespiti yönünden davalı şirketin ticari defter kayıt ve dayanak belgeleri üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırıldığı, alınan raporda davalı şirketteki hisseler yönünden nama yada hamiline düzenlenmiş pay senetleri olmadığı, dolayısıyla davalının davayı kabulünün HMK 308/2. maddesine girmediğinin tespit edildiği gerekçesiyle davalının kabulü nedeniyle davalı … yönünden davanın kabulüne, davalı şirket yönünden ise davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı fer’i müdahil vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Mahkemece 20.12.2018 tarihli ek karar ile hüküm aleyhine davalılarca süresinde kanun yoluna başvurulmadığı, fer’i müdahil …’in de kanun yoluna başvuru hakkı bulunmadığı gerekçesiyle istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiş, karara karşı fer’i müdahil vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, HMK. 346/1 maddesindeki düzenlemeye göre feri müdahilin istinaf talebi ilk derece mahkemesince değil ilgili istinaf dairesince değerlendirilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesinde verilen ek karar bu gerekçeyle yerinde olmasa da feri müdahil HMK’nın 68. maddesi gereğince ancak katıldığı yan ile birlikte ek kararı istinaf edebileceğinden, davalı tarafın da mahkeme ek kararını istinaf etmediği gözetildiğinde fer’i müdahil 3. kişi …’in tek başına ek kararı da istinaf hakkı bulunmadığı gerekçesiyle feri müdahil vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’ nın 352/1 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Fer’i müdahil vekili, kararı temyiz etmiştir.
Fer’i müdahil sıfatıyla temyiz isteminde bulunan … vekili, kararı temyiz etmiş ise de, fer’i müdahil sıfatıyla temyiz isteminde bulunan … HMK’nın 66 ve devamı maddeleri uyarınca yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek zorunda olup, mahkemece fer’i müdahil aleyhine bir hüküm kurulmadığından ve fer’i müdahilin tek başına temyiz hakkı bulunmadığından temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle fer’i müdahil …’in temyiz isteminin REDDİNE, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden fer’i müdahile iadesine, 24.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.