Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/23 E. 2023/343 K. 16.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/23
KARAR NO : 2023/343
KARAR TARİHİ : 16.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1768 E., 2022/2825 K.
FER’Î MÜDAHİL : … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 21.10.2019
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/477 E., 2022/87 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.06.2017 tarihinde davalıya ait işyerinde işçi pozisyonunda işe başladığını, iş kazası geçirdiği tarih ve işten ayrılma tarihi olan 16.05.2019 tarihine kadar davalı iş yerinde işçi olarak çalıştığını, işten son ayrılma tarihinde aldığı ücretin, asgari ücretin üzerinde olduğunu, müvekkilinin bu çalışması esnasında işveren tarafından sigortasının yapıldığını ve sigorta primlerinin ödendiğini bildiğini ancak iş kazası geçirdikten sonra SGK’ya müracaat eden müvekkilinin, çalışmaya başladığı tarihten itibaren hiçbir surette sigorta bildiriminin SGK’ya yapılmadığını öğrendiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna 21.10.2019 tarihli ve 16.007.465 sayılı yazı ile başvuru yapıldığını, müvekkilinin bu bildirimi üzerine, davalı işveren ile yüz yüze görüşmeye gittiğini, davalı işverenin “teknik bir hata olabileceği” yönünde beyanda bulunduğunu, bu durumun müvekkilinin maddi kayba uğramasına neden olduğunu, geçirmiş olduğu iş kazasından doğan yasal haklarını da talep edememesine sebep olduğunu beyanla; müvekkilinin, davalı işyerinde 01.06.2017-01.10.2017, 01.07.2018-01.11.2018 ve 01.03.2019-16.05.2019 tarihleri arasında fiilen çalıştığının tespiti, sigorta başlangıç tarihinin 01.06.2017 tarihi olarak tespiti ile bu süreler içinde yatırılmayan primlerin davalı tarafından yatırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı şirket vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline ait iş yerinde çalışmadığını, Pamukkale Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından 16.071.194 sayılı yazısı ile iş yeri kazasının gerçekleşip gerçekleşmediği hakkında müvekkilinden bilgi istendiğini ve müvekkili tarafından 29.11.2019 tarihli yazı ile “…” adında iş yerinde çalışan bir personelinin bulunmadığının bildirildiğini beyanla; davanın reddini talep etmiştir.

Feri müdahil SGK vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacının bu davanın açılmasında hukuki yararının bulunmadığını, davanın esası yönünden ise kurum kayıtlarına göre, davacının davalı işyerinde 01.06.2017 tarihinden 16.05.2019 tarihine kadar sigorta primlerinin ödenmemiş olduğunu, bu şekilde çalıştırıldığı iddia edilse de Kurum kayıtlarının tetkikinde davalı şirkette çalışma kaydına rastlanmadığını, işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesine karşın diğer yasal belgelerin bulunmaması halinde, yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince, bildirgenin hangi tarihte Kuruma intikal ettiği, bu tarihe göre beş yıllık hak düşürücü sürenin geçirilip geçirilmediği, bildirgenin Kuruma teslimi sırasında davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğu ve bu numaranın sigortalının daha sonraki yıllarda gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıp kullanılmadığı hususlarının belirlenmesi gerektiğini, ayrıca sigortalı ile birlikte çalışan kişiler ile aynı çevrede işyeri olan işverenler veya bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler yöntemince saptandıktan sonra bunların bilgisine ve görgüsüne başvurularak çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde yöntemince araştırılarak elde edilecek bilgi ve belgelerin tanık anlatımlarıyla uyuşup uyuşmadığı irdelenip uyuşmazlık konusuna ilişkin olarak karar verilmesi gerektiğini, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği, başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda dinlenecek tanıkların tespiti istenen sürede işyerinde çalışan kişilerden olması veya işyerini yakından bilenlerden ve tanıyanlardan seçilmesi gerektiğini, tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğini beyanla; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; belirtilen tespitler karşısında, dosyada toplanan deliller ile dinlenen tanıkların beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının sigortalılık hizmetlerinin tespiti talep edilen 3 dönemden 2018 ve 2019 yıllarına rastlayan dönemleri kapsayan tarihlerde davalı iş yerinde fiilen çalıştığı anlaşılmaktadır. Hal böyleyken, bir kısım tanıkların davacının iş yerinde çalıştığı tarihlere ve sürelere ilişkin beyanları davacının iddia ettiği tarihler ve diğer tanıkların beyanlarında geçen tarihlerle tam olarak uyuşmamakta ise de uyuşmazlık konusu dönemden günümüze geçen süre göz önüne alındığında tarihler ve süreler konusunda yanılma payı olabileceği değerlendirilmektedir. Gerçekten tanıkların bir kısmının kendi çalıştıkları tarihleri ve süreleri hatırlamadıkları, bir kısım tanıkların da kendi çalıştıklarını beyan ettikleri tarihler ve süreler ile hizmet bildirimlerinin yapıldığı tarihlerin ve sürelerin de uyuşmadığı anlaşılmaktadır. Bu husus Mahkememizin belirtilen yöndeki kabulünü doğrular niteliktedir. Öte yandan, davacı tanığı İsmail ile bordro tanıkları …,… , davacının 2017 yılına rastlayan tarihlerde çalışmasının olduğu yönünde beyanda bulunmuş iseler de aksi yöndeki tanık beyanlarının söz konusu tanıkların beyanlarına göre sayıca üstün olduğu gözetilerek adı geçen tanıkların bu yöndeki beyanlarına itibar edilmemiştir. Açıklanan sebeplerle, talep doğrultusunda, davacının, sigortalı hizmetlerinin tespiti talep edilen 3 dönemden 2018 ve 2019 yıllarına rastlayan tarihlerde davalı iş yerinde çalıştığının ve buna bağlı olarak sigortalılık başlangıcının iş yerinde ilk olarak çalışmaya başladığı kabul edilen 01.07.2018 tarihi olduğu kanaatiyle davanın kısmen kabulüne, davacının, davalı şirketin Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 1114510.20 sıra numaralı iş yerinde 01.07.2018-01.11.2018 ve 01.03.2019-16.05.2019 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında zorunlu sigortalılığa tabi olarak çalışığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 01.07.2018 tarihi olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin 01.06.2017-01.10.2017 tarihleri arasındaki süreler yönünden tespit talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, dosya kapsamında dinlenen tanıklarının beyanları itibariyle müvekkilinin davalı iş yerinde 01.06.2017 – 01.10.2017, 01.07.2018 – 01.11.2018, 01.03.2019 – 16.05.2019 dönemleri olmak üzere üç dönem halinde çalıştığının ortaya çıkacağını, tanık anlatımları dikkate alınmaksızın müvekkilinin 01.06.2017 – 01.10.2017 dönemine ilişkin de hizmet ve sigortalılığın tespitine karar verilmesi gerektiğini bu nedenle kararın kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davacının müvekkili şirkette sigortasız olarak çalıştığını hiçbir şekilde kabul etmediklerini, çalıştığı kabul edilse bile 6,5 ay gibi uzun bir süre çalışması olmadığını, davacının iddiasını ispatlayamadığını, bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Fer-i müdahil Kurum vekili, kurum kayıtlarının getirtilmediği ve incelenmediğini, kuruma başvuru yapılmadan dava açıldığını, davanın açılmasında hukuki yarar olmadığını, yalnızca tanık beyanlarına dayanarak hüküm kurulduğunu, hatalı ve eksik inceleme neticesinde verilen kararı kabul etmediklerini bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; tüm dosya kapsamı, SGK kayıtları, bordro tanık beyanları, resmi kurumlardan gelen müzekkere cevapları birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı işveren yanında talebe konu sürede kesintisiz olarak hizmet akdine bağlı olarak çalıştığı, davacının tespit talebinin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmekle; ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ve Fer’i müdahil kurum vekili, istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 01.06.2017- 01.10.2017, 01.07.2018- 01.11.2018, 01.03.2019- 16.05.2019 tarihleri arasında çalışıp çalışmadığının tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 86 inci maddesidir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalı ve fer’i müdahil kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16/01/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.