YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8147
KARAR NO : 2022/8705
KARAR TARİHİ : 06.12.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İskenderun 4. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 29.04.2021 tarih ve 2016/98 E. – 2021/174 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Se-fa Nas Dağ. Ltd. Şti’ den mal aldığını, karşılığında 53.142,32 TL bedelli senedi miktar kısmı yazılmış ve diğer kısımları boş olarak dava dışı şirkete verdiğini, sonradan bedelini ödedikleri halde senedin iade edilmediğini, davalının muvazaalı olarak senedi ele geçirip, kendisini lehtar olarak göstererek haklarında takipte bulunduğunu, ihtirazi kayıtla icra dosyasına ödemede bulunduklarını, davalı ile ticari ilişkileri olmadığını, senedin davalıya verilmediğini, olay nedeniyle manevi üzüntüye kapıldıklarını ileri sürerek, icra dosyasında tahsil edilen 74.018.-TL ile 20.000.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, yapılan takibe itiraz edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda,bozma ilamından sonra bekletici mesele yapılan ceza davasının ceza zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşürülmesine karar verildiği ve kararın 11/03/2021 tarihinde kesinleştiği, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararının, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıdığı, ancak hukuk mahkemesinin ceza mahkemesi tarafından verilen düşme kararı ile bağlı olmadığı, dosya kapsamındaki tüm delillerin bir bütün halinde incelenmesinden; davacı ile dava dışı Se-Fa Nas Dağıtım Paz Ltd.Şti. arasında cari hesap sözleşmesi mahiyetinde bir ticari ilişki bulunduğu, takibe konu senedin bu ticari ilişki kapsamında 05/12/2006 ve 30/12/2006 tarihli faturalı mal satışı nedeniyle boş olarak dava dışı Se-Fa Nas Ltd.Şti’ye verilen senet olduğu, 30/12/2006 tarihli tahsilat makbuzu içeriğine göre bedelinin ödenmiş olmasına rağmen, senet aslının davacıya iade edilmeksizin aralarında her hangi bir ticari ilişkin bulunmayan davalı tarafından bir şekilde ele geçirilerek doldurulmak sureti ile takibe konulduğu, keza davalı ceza soruşturmasına yansıyan beyanlarında, senet içeriğinin bizzat davacı şirket temsilcisi tarafından doldurulduğunu beyan etmiş ise de yapılan yazı incelemesi neticesinde düzenlenen uzmanlık raporu ile senet üzerinde yer alan ibarelerin davacı şirket temsilcisinin el ürünü olmadığının tespit edildiği, bu hale göre, taraflar arasında geçerli bir borç ilişkisi bulunmadığından söz konusu bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığı ve davacının icra tehdidi altında ödediği 76.568,00 TL’nin istirdadı talebinin haklı olduğu, davalının aralarında geçerli bir borç ilişkisi bulunmamasına rağmen davalı hakkında icra takibi yaptığı, haksız yere yapılan bu takibin davacının ticari itibarını zedelediğinin kabulü gerektiği ve davacı yanın manevi tazminat talebinin haklı olduğu, bu hususta usuli müktesep hakkın gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle, istirdat davasının tamamen, manevi tazminat davasının ise kısmen kabulü ile, 74.018,00 TL’nin ve 3.000.-TL manevi tazminatın ödeme tarihi olan 22/01/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, keşidecisi davacı, lehtarı davalı olan ve “nakden” kaydı bulunan bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı yan, yukarıda özetlendiği şekilde, bononun dava dışı Sefa Nas..Ltd. Şti.den alınan malların karşılığı olarak sadece keşideci unvanı ve imzası ile bedel hanesi yazılmış bir şekilde düzenlenip bu şirketin pazarlamacısına verildiğini, ancak; bedeli ödenmesine rağmen iade edilmeyip, adı geçen şirket ve bu şirketle arasında organik bağ bulunan davalı tarafından lehtar hanesine davalının adı yazılmak suretiyle doldurulup, tedavüle konulduğunu ileri sürmüştür.
6102 sayılı TTK’nın 778/2-f maddesi yollamasıyla bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 680. maddesi gereğince, bononun keşideci tarafından bazı unsurları eksik olarak düzenlenmesi ve bu eksikliklerin bonoyu elinde bulunduran kişi tarafından doldurulması mümkündür. Davacı keşideci olarak imzalayıp verdiği bononun sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasını kanuni delillerle (senet,yemin) ispatlamak zorundadır. Somut olayda, davacı yan, iddiasını ispat için, kendisinin ve Sefa Nas şirketinin ticari defter ve kayıtlarına ve davalının ve adı geçen şirket yetkililerin yargılandığı ceza davası münderecatına delil olarak dayanmıştır. Ceza mahkemesince, sanıkların mahkumiyetine karar verilmiş ise de, temyiz aşamasında, ceza zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın düşürülmesine karar verilmiş, karar bu haliyle kesinleşmiştir. Dolayısıyla eldeki davada, tespit ettiği maddi vakıalar itibariyle hukuk mahkemesini bağlayıcı nitelikte olan bir ceza mahkemesi kararı bulunmamaktadır. Davacı yan, gerek kendi gerekse de Sefa Nas şirketinin defter ve kayıtları ile, bu şirketten toplam tutarı itibariyle bono bedeliyle birebir uyuşan 2 adet fatura tahtında mal aldığını ispatlamış ise de; bu durum tek başına senedin gerçek lehtarının bu şirket olduğunu ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ispat eder nitelikte değildir.(Sefa Nas şirketi yetkililerinin ceza yargılaması sırasındaki beyanlarında, davacının yukarıda özetlenen iddiasını kabul etmediği de gözetildiğinde) Bu nedenle aksi yöndeki mahkeme gerekçesi isabetli görülmemiştir.
Bedelsizlik iddiasına gelince, bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olmakla, illetten mücerrettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak, senede “malen” veya “nakden” kaydı yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda kanıt yükümlülüğü yer değiştirir. Senedi talil eden, iddiasını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. (YHGK 17.12.2003 gün 2003/19-781 esas, 2003/768 karar sayılı ilamı) Somut olayda, borcun sebebi “nakden” olarak gösterilmiştir. Davalı, gerek hukuk gerekse de ceza yargılaması sırasındaki beyanlarında, bonoda yazılı borcun sebebinin davacıya verilen borç para olduğunu belirtmiş bonoda yazılan “nakden” kelimesini, bir başka anlatımla bononun ihdas nedenini talil etmemiştir. Bu durumda ispat külfeti, senedin ihdas sebebini malen olarak talil ettiği gibi bedelsiz olduğunu da iddia eden davacıda olup, davacının iddiasını kanuni delillerle (senet,yemin) ispatlaması gerekmektedir. Ancak davacı yanca, bu nitelikte bir delil ibraz edilememiştir. Bu itibarla, mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 06.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.