Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5108 E. 2022/9297 K. 21.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5108
KARAR NO : 2022/9297
KARAR TARİHİ : 21.12.2022

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Elazığ 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 30.05.2019 tarih ve 2018/407 E. – 2019/221 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.04.2021 tarih ve 2019/1490 E. – 2021/704 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka tarafından müvekkili hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takibinin dayanağı olan kredi sözleşmesinin incelendiğinde sözleşme üzerinde müvekkilin imza ve kaşesi bulunmadığını, tüm imza ve kaşelerin icra dosyasındaki borçlulara ait olduğunu ileri sürerek icra takibinin iptaline ve takibe konu alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevap vermemiş ancak daha sonraki aşamalarda takip dosyasında davacının borçlu olmaktan çıkarıldığını, davanın konusuz kaldığını, müvekkili bankanın başlatmış olduğu takipte haksız olsa dahi kötü niyetli sayılamayacağını sehven takip başlatıldığını savunarak davanın esası bakımından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka (alacaklı) ile dava dışı 3. kişi arasında tüketici kredisi sözleşmesi akdedildiği, davacının sözleşmede hiçbir imza ve kaşesi olmamasına rağmen hakkında icra takibi başlatıldığı, davacının bankaya borçlu olmadığının tespitini ve davalı bankanın kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiği, davalının bilirkişi raporundan sonra davacı hakkında takipten vazgeçtiği, bu kapsamda davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalının sözleşmede davacının adı olmadığı halde takip başlatarak kötü niyetli olduğundan kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, kararı davalı vekili istinaf etmiştir.
İstinaf mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 21.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.