YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8120
KARAR NO : 2022/8957
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 31.03.2021 tarih ve 2018/237 E. – 2021/140 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davanın davacısı … vekili, davalı bankanın 30.000 TL bedelli bonoya dayanarak davacı aleyhine icra takibinine başladığını, davacının böyle bir borcu bulunmadığını, davalı banka ile imzalanan bireysel kredi sözleşmesinin asıl borçlusunun …, kefillerinin … ile … olduğunu, bu sözleşmeye dayalı olarak bono alındığını, senedin butlanla sakat olduğunu, borç kapatılmasına rağmen bononun sonradan doldurularak haksız olarak takibe konu edildiğini ileri sürerek, davacının borçlu olmadığının tespitini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş; birleşen dava davacısı … de aynı iddialarla birleşen davanın davalısına borçlu olmadığının tespiti ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davaların davalı vekili, davalı ile davacılar arasında tüketici hukukuna ilişkin bir ilişkinin bulunmadığını, kredi borçlusu dava dışı …’in kredi kartı borcunun 26.643,74 TL’ye ulaştığını, kefaleten borçların toplamının ise 87.973,97 TL olduğunu, dava konusu 31.12.2013 vade tarihli 30.000,00 TL bedelli bononun dava dışı …’in davalı banka nezdindeki borçlarına mahsup edilmek üzere alındığını, herhangi bir kredi sözleşmesinin teminatı olarak alınmadığını, kambiyo senedinin sebepten mücerret olduğunu belirterek, davanın reddini ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava dışı …’in, Mahkemenin 2017/419 esas sayılı dosyası üzerinden yargılaması yapılan Salihli 2. İcra Müdürlüğünün 2014/293 esas sayılı dosyasına ilişkin menfi tespit davasının kısmen kabul edildiği, kararın kesinleştiği, asıl ve birleşen davanın davacılarının dava dışı …’ in kullandığı taşıt kredisine kefil olduğu, kefalet sözleşmesinde davacıların davalının doğmuş ve doğacak bütün borçlarından 75.000 TL’ye kadar kefil olduklarının düzenlendiği davalının söz konusu bononun … tarafından istenilen borçlara mahsup edilmek üzere verildiği beyan ettiği, dava dışı …’in veya davacıların kullanılan kredi nedeni ile herhangi bir borçları olmadığı, …’in kredi kartı borcunun bulunduğunun kabulü halinde ise taraflar arasındaki anlaşmazlığın tüketici hukukunu ilgilendiren bir anlaşmazlık olduğu, kefaletin adi kefalet niteliğinde olduğu ve bankanın öncelikle asıl borçludan borcu tahsil etmeye çalışıp ancak tahsil edemediği takdirde kefillere takip yapabileceği, Tüketici Kanununa göre banka ile borçlu ve kefiller arasında imzalanan sözleşme gereğince kıymetli evrak alınmasının yasak olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, asıl ve birleşen davanın davalısının bono nedeniyle 17.117,17 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına karar verilmiştir.
Kararı asıl ve birleşen davanın davalı vekili temyiz etmiştir.
1-HMK’nın 166’ıncı maddesine göre de, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilmeleri mümkündür. Birleştirme kararı sonrasında her dava bağımsız karakterini koruduğu ve davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, yalnızca birleşen davaların tahkikat aşaması birlikte yapılarak her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı, yargılama giderleri ve vekalet ücreti de her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir. Bu itibarla, mahkemece davaların birbirinden bağımsız olması anlamına gelen ”davaların bağımsızlığı prensibi” uyarınca asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hüküm kurmak gerekirken asıl ve birleşen dava ayrımı yapılmaksızın tek bir hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davanın davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davanın davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıya iadesine, 13.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.