YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8101
KARAR NO : 2023/632
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2334 E., 2022/521 K.
DAVA TARİHİ : 16.12.2019
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/Kaldırma
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/1896 E., 2020/791 K.
Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne davacıya gönderilen ödeme emri işleminin iptaline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı borçlu vekili dava dilekçesinde; alacaklı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2019/1604 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takipte önce müvekkiline icra emri gönderildiğini, şikayetleri üzerine İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/731 Esas sayılı dosyasından verilen kararla icra emrinin iptaline karar verildiğini, bu kararın istinaf aşamasında olduğunu ve kesinleşmediğini, buna rağmen davalı alacaklı vekilinin icra dosyasından müvekkiline ödeme emri gönderilmesini talep ettiğini, müvekkiline gönderilen ödeme emri tebliğ zarfında “Ödeme icra emri” yazdığını, icra emrinin iptali davasında müvekkili vekille temsil edilmesine rağmen ödeme emrinin vekil yerine asıla gönderilmesinin de usulsüz olduğunu, ayrıca takibe konu taşınmaz Yığılca’da olduğundan Yığılca İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunu beyanla ödeme emrinin iptaline, yetkiye itirazlarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesi vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; icra mahkemesi kararlarının infaz edilmesi için kesinlemesi gerekmediğinden davacının bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı, ödeme emrinin tebliğinin talep edildiği tarihte borçlu vekili tarafından dosyaya ibraz edilmiş vekaletname olmadığı ve herhangi bir ilam takibe konularak icra emri gönderilmediğinden ödeme emrinin asile gönderilmesinde usul ve yasaya aykırılık söz konusu olmadığı, yetki itirazının takibin niteliği gereği icra dairesine yapılması gerektiği belirtilerek şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Borçlu istinaf dilekçesinde; tebligatın vekile yapılmasının şart olduğu, karar kesinleşmeden ödeme emri tebliğ edilemeyeceğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1.İcra mahkemesi kararlarının infazı için kesinleşmesinin zorunlu olmadığı, davacı aleyhine alacaklı vekilinin talebi üzerine ödeme emri düzenlenmesi ve gönderilmesinin yasaya aykırı olmadığı, ödeme emri tebliğ zarfı üzerinde “ödeme icra emri” yazılı olmasının, yazım hatasından kaynaklandığı, takibin niteliği gereği yetkiye itirazın icra müdürlüğünde ileri sürülmesi gerektiği dikkate alınarak mahkemece davacının yetkiye itirazının reddine karar verilmesinin isabetli olduğu,
2. İcra emrinin iptaline ilişkin kararın dosyada bulunduğu, bu ilamda davacı borçlunun vekille temsil edildiğinin açık olduğu, bu durumda ödeme emrinin davacı borçlu vekiline tebliği gerekirken, davacı asıla tebliğin yok hükmünde olup mahkemece, davacıya gönderilen ödeme emri tebliğ işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken, şikayetin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacıya gönderilen ödeme emri tebliğ işleminin iptaline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, davacının sair istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Alacaklı vekili temyiz dilekçesinde; tebligatların hazırlanıp tebliğe çıkarıldığı tarihte vekaletname dosyada bulunmadığından, asile tebligat çıkarılmasının usul ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ödeme emri tebliğ işlemine dair şikayetin kabulü kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, İİK’nın 363 ve sonraki maddeleri, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddeleri.
3. Değerlendirme
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 73., 81., 82., 83., Avukatlık Kanunu’nun 41., Tebligat Kanunu’nun 11. maddeleri gereğince vekille takip edilen işlerde vekile tebligat zorunludur. Anılan bu düzenlemeler gereğince tebligatın vekile yapılması ile yasal süreler işlemeye başlar, yine bu tarihe göre takip kesinleştirilerek takibe devam işlemleri yapılır.
Ne var ki, vekile tebliğ zorunluluğunun bulunması asile tebligat yapılması lüzumunu ortadan kaldırmaz. Şöyle ki, 2004 sayılı İcra-İflas Kanunu’nun 76. maddesinde mal beyanında bulunmamak suçu, 338. maddesinde düzenlenen hakikate muhalif beyanda bulunma suçu gibi icra-iflas suçlarında borçlunun cezalandırılabilmesi için icra emrinin borçlunun vekiline değil, kendisine tebliğ edilmiş olması gerekir (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. baskı, cilt 2, sh: 1280). Cezaların şahsiliği kuralı gereğince borçlu asilin cezai yönden sorumlu tutulabilmesi için ödeme/icra emrinin borçlu asile tebliği zorunludur.
Somut olayda; borçlunun vekili varken ödeme emrinin asile tebliğ edildiği görülmektedir.
Bu durumda, ödeme emrinin asile tebliğ işlemi usulsüz olmayıp, vekile de tebliğ edilmemesi noktasında tebliğ işlemi eksikliği söz konusudur. Takibin kesinleştirilmesi için takip talebine ve ilama uygun ödeme emrinin borçlunun dayanak ilamda yazılı olan vekiline tebliği gereklidir.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, ödeme emrinin vekile tebliğ suretiyle eksikliğin ikmali yönünde hüküm kurulması gerekirken, ödeme emri tebligatının iptaline karar verilmesi isabetsiz ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 31.03.2022 tarih ve 2020/2334 E. – 2022/521 K. sayılı kararının hüküm bölümünün bir numaralı bendinin “1.” fıkrasında yer alan “ödeme emri tebliğ işleminin İPTALİNE” sözcüklerinin silinerek karar metninden çıkarılmasına, yerine “ödeme emrinin vekile tebliğ suretiyle eksikliğin ikmaline” sözcüklerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370/2. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2023 gününde oy birliğiyle karar verildi.