Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/21795 E. 2023/297 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21795
KARAR NO : 2023/297
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/199 E., 2015/144 K.
ŞİKÂYETÇİ : …
SUÇLAR : Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2015 tarihli ve 2014/199 Esas, 2015/144 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 18.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; suç işlemediğine, mahkûmiyet kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna, suça konu çeki sattığı kavak ağaçları karşılığında Ş.A. isimli şahıstan sahte olup olmadığını bilmeden aldığına, lehe olan hükümlerin uygulanmadığına, beraatine karar verilmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Mahkemece; sanığın, Ziraat Bankası Denizli Şubesinde çek hesabı bulunan Bodrum Kozmetik isimli firma sahibi şikâyetçi …’ın kimlik bilgileri kullanılıp sahte olarak aynı banka şubesinde açılan hesaptaki sahte çeklerden bir tanesi olan suça konu çeki bir şekilde ele geçirdiği, çekin 11.250 TL bedelli olarak doldurulup Ş.A. emrine keşide edildiği, çeki katılan …’den satın aldığı araba lastiklerine karşılık verdiği, tahsil için bankaya ibraz edildiğinde yapılan araştırma sonucunda sahteciliğin belirlendiği, çek üzerinde keşide yerinin yazılı olmadığı ve keşideci adı ve imzasının olduğu bölümde de bir adres kaydı yer almadığı, dolayısıyla çekin bu haliyle resmi belge değil özel belge niteliğinde kabul edilmesi gerektiği ve aldatma kabiliyetini haiz bulunduğu, sanığın savunmasında, çeki Ş.A. isimli şahıstan İznik’teki kavak pazarında, bu şahsa 30.000,00 TL bedelli 150 ton kavak ağacı vermesi karşılığında bir miktar da peşin para yanında aldığını, sonra bu çeki Kardeşler Rot Balans isimli firmaya verdiğini, çekteki cironun kendisine ait olduğunu, çekin sahteliğini bilmediğini beyanla suçlamaları reddetmiş ise de, dosyadaki 19.03.2013 tarihli ekspertiz raporunda, suça konu çek üzerindeki yazı ve imzaların hesap sahibi gözüken …’a ait olmadığının belirlendiği, alışverişlerinde zaman zaman çek kullandığı anlaşılan sanığın, bir sorun çıkması halinde müracaat edebilmek ve ispat kolaylığı sağlayabilmek üzere çeki aldığı kişinin mutlaka açık kimlik ve adres bilgisini istememesinin olağan hayat tecrübelerine aykırı olması, çeki almasına esas hukuki ilişkiyi ispata yarayacak bir fatura, makbuz, defter kaydı vs ibraz edememesi, çekin emrine yazıldığı gözüken ve sanığın çeki kendisine veren kişi olarak bildirdiği Ş.A. isimli kişinin yapılan tüm araştırmalara rağmen bulunamayıp hayali bir kişi olma ihtimalinin yüksek oluşu, çek arkasında Ş. adına yapılmış cirodan hemen sonra sanığın cirosu mevcut olup dolayısıyla çeki ilk piyasaya süren kişinin sanık olması ve tüm dosya kapsamı gözetilerek, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediğinden mahkumiyetine karar verilmiştir.
2. Sanığın, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği belirlenmiştir.
3. Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, grafolog bilirkişiden alınan 19.03.2013 tarihli bilirkişi raporu, sanığın güncel adlî sicil kaydı dava dosyasında mevcut olup suça konu çekin adli emanete alındığı anlaşılmıştır.
4. Suça konu çek üzerinde Mahkemece gözlem yapılarak, çekin aldatma kabiliyetinin bulunduğu değerlendirilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanığın, sübuta ilişkin temyiz isteği yönünden; Mahkemenin gerekçesine olay ve olgular kısmının (1) numaralı paragrafında yer verildiği üzere mahkûmiyet hükümlerinin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış, lehe olan hükümlerin uygulanmadığına ilişkin temyiz isteği yönünden; Mahkemece sanık lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği, bu cihetten olmak üzere, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci madde kapsamında kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar yönünden “Sanığın dosyaya yansıyan kişiliği ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak…” şeklindeki, 51 inci maddesi kapsamında erteleme müessesesi ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi yönünden “Suçun işlenişindeki özelliklere, sanığın dosyaya yansıyan kişiliğine, geçmiş haline,suç işleme hususundaki eğilimine göre hakkında bir daha suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşmadığından…” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler ile lehe hükümlerin uygulanmamasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından hükümlerde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2015 tarihli ve 2014/199 Esas, 2015/144 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.01.2023 tarihinde karar verildi.