Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/185 E. 2023/324 K. 30.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/185
KARAR NO : 2023/324
KARAR TARİHİ : 30.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1898 E., 2021/925 K.
DAVA TARİHİ : 06.12.2013
HÜKÜM/KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/87 E., 2019/564 K.

Taraflar arasında tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; aracını davalı şirkete ait otoparka bıraktığını ancak aracın otopark içerisinden çalındığını, daha önce aracın bedeli ve uğradığı zararın tazmini için açtığı davanın lehine sonuçlanarak kesinleştiğini, hükmedilen tutarın icra yoluyla ödendiğini, o dava tarihi ile ödeme tarihi arasındaki kazanç kaybı zararının karşılanmadığını ileri sürerek tamamı yargılama sırasında belirlenmek
üzere 1.000 TL’nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
1

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan dava haksız fiilden kaynaklandığından 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacı tarafın önceki alacaklarının tamamını müvekkilinden aldığını, davacının aracının hurdaya ayrılması gereken bir araç olduğunu, gerçekten bu araçla para kazanıyormuş gibi bir algı yaratarak müvekkili şirketten talepte bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemenin 04.03.2015 tarihli 2014/261 E., 2015/151 K. sayılı kararı ile kesinleşen mahkeme kararına istinaden gerek araç bedelinin gerekse yoksun kalınan kârın ödeme tarihine kadar avans faizi uygulanarak davacıya ödendiği, davacı tarafından başkaca munzam zarara yönelik herhangi bir belge ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 18.04.2018 tarihli 2015/41423 E., 2018/4678 K. sayılı ilamı ile; davacıya ait aracın ruhsat kaydı ve beyanlara göre ticari bir araç olduğu, davalı taraf tacir olup, davanın Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde olduğu gözetilerek davanın görüm ve çözüm yerinin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun kabulü ile görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. Adana 2. Asliye Mahkemenin 22.10.2018 tarihli 2018/1171 E., 2018/1068 K. sayılı kararı ile mahkemenin görevsizliğine dair kararın kesinleşmesi ile dosya görevli Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir.

2. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacıya ait aracın davalının sorumluluğundaki otoparktan çalındığı ve davacının uğradığı zarardan davalının sorumlu olduğu taraflar arasında görülen düzeltilerek onama ile kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olduğunu, kesin hüküm halini alan bu tespite göre davalının sorumluluğunun davacının aracının çalınma tarihindeki rayiç değeri ile haksız fiil tarihinden dava tarihine kadar olan kazanç kaybı ve davacının yaptığı yargılama giderleri ile bunların faizi ile sınırlı olduğunu, ilk yargılamada davacı tarafın kazanç kaybı için aracın çalınma tarihinden ıslah tarihine kadar olan kısım için isteminin de reddedildiği ve bu hususun onanarak kesinleştiği, aynı maddi vakıa ve aynı talep nedeniyle davacının zararı ile davalının tüm sorumluluğu belirlenerek hüküm altına alındığından yeniden dava konusu yapılmasına imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesince başvuru istinaf istemi olarak incelenmiştir.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili dilekçesinde, aracın çalınma tarihinden dava tarihine kadar olan süre açısından ilk karar da hüküm verildiğini, eldeki dava da ise taleplerinin dava tarihinden ödeme tarihine kadar olan kazanç kaybı taleplerine ilişkin olduğunu, talep dönemlerinin farklı olduğunu, müvekkili ödeme tarihine kadar yeni bir araç alacak parayı tahsil edemediği için o araçla elde edebilecek gelirden mahrum kaldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

2
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı TBK’nın 579 uncu maddesi gereğince davalının sorumluluğu akdi ilişkiye dayanmakta olup otoparka bırakılan araçların muhafazasındaki kusur nedeniyle aracın çalınması sonucu meydana gelen zarardan, akdi ilişkinin diğer tarafı olan araç maliki davacıya karşı sorumlu olduğunu, taraflar arasında daha önce görülen davanın açıldığı tarih ile ödeme tarihi arasındaki kazanç kaybı zararının tazminine ilişkin iş bu dava açılmış ise de kesinleşen mahkeme kararı ile yoksun kalınan karın hüküm altına alınarak davacıya ödendiği, ilk yargılamada davacının kazanç kaybı için aracın çalınma tarihinden ıslah tarihine kadar olan kısım için talebini artırma isteminin mahkemece reddedildiği ve bu hususun Yargıtay tarafından onanmakla kesinleştiği, aynı maddi vakıa ve aynı talep nedeniyle davacının zararının belirlenerek hüküm altına alınması nedeniyle ilk davada ıslah konusu yapılan ve mahkemece red kararı verilen talebin yeniden dava konusu yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, temyiz dilekçesinde, eldeki dava daha önceden Yargıtay denetiminden geçtiğinden HMK’nın Geçici 3 üncü maddesi gereğince istinaf yoluna tabi olmadığı ve kararı temyiz ettikleri halde istinaf mahkemesince incelenerek başvurumuzun esastan reddine karar verildiğini, daha önceki açılan davada dava tarihinden sonra doğmuş kazanç kaybını ıslah dilekçesi ile talep ettiklerinden ve her dava açıldığı tarihteki koşullara göre sonuçlanması gerektiğinden taleplerinin usuli olarak reddedildiğini, bir talebin usuli olarak reddedilmesinin onun dava yolu ile tekrar talep edilmesine engel olmadığını, müvekkilin uğradığı zararın aracın çalınması anından zararın mahkeme kararı ile giderilmesine kadar devam ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalıya ait otoparka bırakılan aracın çalınması nedeniyle uğranılan kazanç kaybının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesi, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427 ıncı ve devamı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 579 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez” şeklinde düzenleme getirmiştir. Eldeki dosyada Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.03.2015 tarihli, 2014/261 E., 2015/151 K. sayılı kararıyla verilen davanın reddine ilişkin karar Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 18.04.2018 tarihli 2015/41423 E., 2018/4678 K. sayılı ilamı ile bozulmuştur. Buna göre, anılan Geçici 3 üncü madde hükmü gereğince yerel mahkeme kararı temyize tabi olduğu halde anılan madde hükmüne aykırı olarak dosya bölge adliye mahkemesine gönderilerek bölge adliye mahkemesince istinaf incelemesi yapılması doğru olmamış, bu nedenle bölge

3
adliye mahkemesi kararı re’sen ortadan kaldırılarak yerel mahkeme kararının temyizen incelemesine geçilmiştir.

2. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 427 nci maddesi ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3. Davacı tarafça daha önceden kazanç kaybı için açılan davada Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.04.2012 tarihli, 2011/22 E-2012/135 K. sayılı ilamı ile verilen kısmen kabul kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesi üzerine hüküm altına alınan bedelin davacıya ödendiği, ilk yargılamada davacının kazanç kaybı için aracın çalınma tarihinden ıslah tarihine kadar olan kısım için talebini artırma isteminin mahkemece reddedildiği ve bu hususun Yargıtay tarafından onanmakla kesinleştiği anlaşılmakla mahkemece verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

30.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.