YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/23969
KARAR NO : 2023/9121
KARAR TARİHİ : 07.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği katılan vekilinin temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği katılan vekilinin temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2018 tarihli, 2017/183057 soruşturma No.lu iddianamesiyle sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 148 inci maddesi, 149 uncu maddesinin birinci fıkrası, (a), (d) ve (h) bendi, 53 ve 63 üncü maddeleri gereğince cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.
2. … 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2018 tarihli ve 2018/70 Esas, 2018/78 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan düşme, nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrası, (a) ve (d) bendi, 168 inci maddesi, 62 nci maddesi 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 13.11.2018 tarihli ve 2018/3204 Esas, 2018/2124 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrası, (a) ve (d) bendi, 150 nci maddenin ikinci fıkrası, 168 inci maddesi, 62 nci maddesi ve 53 ile 63 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca red görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi;
Sanığın cezalandırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi;
Sanığın en üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. İlk Derece Mahkemesince, sanığın 02.11.2017 günü saat 08.30 sıralarında annesi ile birlikte oturdukları eve gelerek kapıyı yumruklayıp ve teklemeyerek çaldığı, annesi mağdurun kapıyı açması ile sanığın doğrudan mutfağa geçerek ekmek bıçağını alıp annesi mağdura “ya para vereceksin, ya seni bıçaklayacağım” şeklinde tehdit içeren söylemde bulunması üzerine ve bıçağı da tehdit amaçlı savurduğu, bu şekilde korkuya kapılan mağdurun çaresizlik içerisinde sanığa 20,00 TL parayı verdiği, evden ayrılan sanığın aynı gün saat 18.30 sularında tekrar eve gelip bu kez annesine “sen o…., o…çocuğusun” şeklinde hakaret içeren söylemler ve yine “ya para vereceksin ya da seni bıçaklayacağım, seni öldüreceğim, o.., k… bana para vereceksin, nereden bulursan bul, ya da seni bıçaklayacağım, bana para vermek zorundasın” şeklindeki söylemi üzerine çaresizlik içerisinde yeniden mağdurun sanığa 20,00 TL para verdiği, bu şekilde kendisini tehditle aynı günde iki kez para alan sanığın sabit görülen konutta silahla yağma suçundan cezalandırılmasına karar verilerek bu şekilde uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.
2. Mağdur aşamalarda değişmeyen beyanlarda bulunmuştur.
3. Sanık annesinden para istediğini kabul etmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, 02.11.2017 günü saat 18.30 ve 06.11.2017 günü 18.30 sıralarında mağdura karşı işlendiği iddia olunan yağma eylemleri ile ilgili iddianamede suça konu eylemler anlatılarak sanığın cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, Mahkemece, 06.11.2017 günü saat 18.30’da gerçekleştiği iddia olunan eylemle ilgili olarak gerekçeli kararda bir değerlendirme yapılmadığı gibi hükümde kurulmadığı, 02.11.2017 günü saat 18.30’da gerçekleşen eylemle ilgili olarak da gerekçeli kararda sadece o gün sanığın mağdurdan 08.30 ve 18.30 saatlerinde iki kez para aldığı kabulüne yer verildiği, ancak o gün gerçekleşen eylemlerin tek bir fiil kabul edildiğine yönelik bir değerlendirme yapılmadığı, Mahkemece, 02.11.2017 günü saat 18.30’da ve 06.11.2017 günü saat 18.30’da sanık tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan olaylarla ilgili olarak mahkemece bir değerlendirmenin yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı gözetildiğinde ilk derece mahkemesince hüküm kurulmayan eylemlerle ilgili olarak ilk derece mahkemesinin yerine geçilerek bir değerlendirme yapılamayacağından ve hükümler kurulamayacağından, zaman aşımı süresi içinde hüküm kurulması için mahkemesine bildirimde bulunulmasına karar verilerek sanığın 02.11.2017 günü saat 08.30’da konut içerisinde elinde bulunan bıçakla mağduru tehdit etmek suretiyle nitelikli yağma suçunu işlediği, 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığının uygulanma koşulları bulunduğu halde mahkemece değer azlığı hükmünün uygulanmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında … 8. Ağır Ceza Mahkemesince verilen ve hukuka aykırı bulunan 21.02.2018 gün 2018/70 esas 2018/78 karar sayılı mahkumiyet hükmünün Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesince hakaret suçundan verilen düşme kararının katılan vekili tarafından istinaf edildiği ancak Bölge Adliye Mahkemesince bu suç yönünden herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı Bölge Adliye Mahkemesince bu suç açısından her zaman karar verilebileceği değerlendirilmiştir.
A. Tebliğnamedeki Görüş Yönünden;
Anayasamızın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10/2-3 maddesinde;
“Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz ve çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un (6284 sayılı Kanun) 2/d maddesinde yer alan “şiddet” tanımına göre;
“Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı” ifade eder.
Aynı Kanun’un 20. maddesinin 2. fıkrasında da davaya katılma konusuyla ilgili olarak;
“Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
6284 sayılı Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 13.12.2019 gün, 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile özetle; 6284 sayılı Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca, bu kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak açılan ceza davalarında, kovuşturma evresinde mahkemesince; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davadan haberdar edilmesinin zorunlu olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Somut olayda pozitif ayrımcılığa tabi tutulan mağdurun 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet mağduru olması nedeniyle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının aynı Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılmasında isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bu husustaki temyiz isteminin reddine ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemine İlişkin;
5271 sayılı Kanun’un 294. maddesinde düzenlenen, ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” şeklindeki düzenlemede gözetilerek sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde herhangi bir sebep göstermediğinin anlaşılması karşısında; sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
C. Katılan vekilinin diğer temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Sanığın, mağdura yönelik 02.11.2017 günü saat 08.30 ve aynı gün saat 18.30 ile 06.11.2017 tarihli eylemleri nedeniyle cezalandırılması amacıyla kamu davası açıldığı, İlk Derece Mahkemesince 06.11.2017 tarihli eylem dikkate alınmayarak 02.11.2017 tarihinde 08.30 ve 18.30 saatinde gerçekleşen eylemler anlatılarak mahkumiyet kararı verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince ise 02.11.2017 günü saat 18.30’da ve 06.11.2017 günü saat 18.30’da sanık tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan olaylarla ilgili olarak İlk Derece Mahkemesince bir değerlendirme yapılmadığından bahisle 02.11.2017 tarihinde saat 08.30’da gerçekleşen eylemi nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet kararı kaldırılarak yeniden mahkumiyet kararı verilmişse de, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince, iddianamede anlatılan tüm eylemlerin değerlendirilmediği anlaşılmakla sanığın annesi mağdura yönelik eylemlerinin aynı mal varlığına yönelik olduğu da gözetildiğinde iddianamede anlatılan eylemlerin tek suç mu ayrı suç mu olduğu değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 13.11.2018 tarihli ve 2018/3204 Esas, 2018/2124 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
07.03.2023 tarihinde karar verildi.