YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8070
KARAR NO : 2023/745
KARAR TARİHİ : 09.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2538 E., 2022/1187 K.
DAVA TARİHİ : 26.08.2019
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/843 E., 2021/491 K.
Taraflar arasındaki itirazın kaldırılması talebinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun 6100 sayılı HMK’ nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Alacaklı vekili dava dilekçesinde; borçlular hakkında kredi sözleşmesine dayalı olarak başlattıkları genel haciz yoluyla ilamsız takipte, borçluların kredi sözleşmesi asıl borçlusu takip dışı Seyitömer Otelcilik … AŞ ile aralarındaki kredi sözleşmesinin müşterek borçlu – müteselsil kefili olduklarını, bu nedenle sözleşmedeki yetki şartının borçlular yönünden de geçerli olduğunu ileri sürerek borçlular tarafından yapılan yetki itirazının kaldırılması ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Borçlular vekili cevap dilekçesinde; borçluların kredi sözleşmesinin asıl borçlusu olmadığını, sözleşmede kefil olarak yer aldıklarını, bu nedenle yetki sözleşmesinin kendileri açısından geçerli olmadığını, yerleşim yerleri adreslerinin Kütahya olması sebebi ile yetkili icra müdürlüklerinin Kütahya icra daireleri olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde borçluların yetki itirazında bulundukları, borçluların ikamet yerlerinin Kütahya olduğu, takip konusu borcun para borcu niteliğinde olup sözleşmede aksi bir şart yoksa alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceği, dolayısıyla alacaklının yerleşim yerinde icra takibi yapılabileceği, takip dayanağı sözleşmenin yapıldığı ve sözleşmeyi imzalayan banka şubesinin de Kütahya şubesi olduğu, borçluların da tacir olmadığı, bu nedenle HMK’nın 17. Maddesine göre yetki sözleşmesinin geçersiz olduğu, İİK’nın 50, HMK’nın 6 ve BK’nın 89. Maddelerine göre takibin başlatıldığı … icra müdürlüğünün yetkisiz olup, Kütahya icra müdürlüklerinin yetkili olduğu, bu nedenle borçluların yetki itirazının yerinde olduğu gerekçesi ile itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Alacaklı vekili, istinaf dilekçesinde; takibe dayanak kredi sözleşmesindeki yetki hükümlerinin değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, gerekçede yer alan mevzuat hükümleri dikkate alındığında itirazın kaldırılması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alacaklının genel kredi sözleşmesine dayanarak ilamsız takibe başladığı, dayanak kredi sözleşmesinin 19. maddesinde Kütahya – … (icra dairelerinin) mahkemelerinin yetkili kılındığı, kredi sözleşmesinde kredi alan olarak Seyit Ömer Madencilik AŞ’nin, kefil olarak da borçluların ve dava dışı diğer kefillerin imzalarının bulunduğu, borçluların yetki itirazında bulunduğu, HMK’nın yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, dava, sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır” düzenlemesine yer verildiği, yetki sözleşmesine ilişkin olarak yapılan bu düzenlemede, tacirler veya kamu tüzel kişileri ile diğer kişiler, yetki sözleşmesi yapmak açısından birbirinden ayırt edildiği, anılan maddedeki tacir ifadesi ile anlatılmak istenenin işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişilerden olmasının ifade edildiği, sözleşmenin konusunun ticari iş olması gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermediği, TTK’nın 12/1. maddesinde gerçek kişi tacirin; bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi olarak tanımlandığı, her ne kadar ilk derece mahkemesi dosyasına gelen Kütahya Ticaret Sanayi Odası’nın yazı cevabında borçluların kredi borçlusu şirketin yetkili temsilcisi olduğu bildirilmiş ise de; borçluların sözleşmeyi şirket ortağı ünvanı ile imzalamadıkları, sözleşmede kefil konumunda oldukları ve aynı yazı cevabında herhangi bir tacir kayıtlarının bulunmadığının bildirildiği, bu nedenle sözleşmedeki yetki anlaşmasının borçluları bağlamadığı, HMK 17. maddesine göre borçlular yönünden yetki sözleşmesinin geçersiz olduğu, İİK 50 ve HMK 6. maddeleri ile BK 89. maddesi gereği borçluların yerleşim yeri olan Kütahya İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğu, bu durumda borçluların yetki itirazının yerinde olduğu gerekçesi ile alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
A. İstinaf Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Alacaklı vekili, istinaf dilekçesinde; takibe dayanak kredi sözleşmesindeki yetki hükümlerinin değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, gerekçede yer alan mevzuat hükümleri dikkate alındığında itirazın kaldırılması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alacaklının genel kredi sözleşmesine dayanarak ilamsız takibe başladığı, dayanak kredi sözleşmesinin 19. maddesinde Kütahya – … (icra dairelerinin) mahkemelerinin yetkili kılındığı, kredi sözleşmesinde kredi alan olarak Seyit Ömer Madencilik AŞ’nin, kefil olarak da borçluların ve dava dışı diğer kefillerin imzalarının bulunduğu, borçluların yetki itirazında bulunduğu, HMK’nın yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, dava, sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır” düzenlemesine yer verildiği, yetki sözleşmesine ilişkin olarak yapılan bu düzenlemede, tacirler veya kamu tüzel kişileri ile diğer kişiler, yetki sözleşmesi yapmak açısından birbirinden ayırt edildiği, anılan maddedeki tacir ifadesi ile anlatılmak istenenin işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişilerden olmasının ifade edildiği, sözleşmenin konusunun ticari iş olması gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermediği, TTK’nın 12/1. maddesinde gerçek kişi tacirin; bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi olarak tanımlandığı, her ne kadar ilk derece mahkemesi dosyasına gelen Kütahya Ticaret Sanayi Odası’nın yazı cevabında borçluların kredi borçlusu şirketin yetkili temsilcisi olduğu bildirilmiş ise de; borçluların sözleşmeyi şirket ortağı ünvanı ile imzalamadıkları, sözleşmede kefil konumunda oldukları ve aynı yazı cevabında herhangi bir tacir kayıtlarının bulunmadığının bildirildiği, bu nedenle sözleşmedeki yetki anlaşmasının borçluları bağlamadığı, HMK 17. maddesine göre borçlular yönünden yetki sözleşmesinin geçersiz olduğu, İİK 50 ve HMK 6. maddeleri ile BK 89. maddesi gereği borçluların yerleşim yeri olan Kütahya İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğu, bu durumda borçluların yetki itirazının yerinde olduğu gerekçesi ile alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Alacaklı vekili, temyiz dilekçesinde; istinaf nedenlerini tekrarla bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde yetki itirazının kaldırılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 50. Maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6. Ve 17. Maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 12. maddesi ile sair yasal mevzuat
3. Değerlendirme
İİK’nın 50. maddesinin birinci fıkrasına göre; HMK’nın yetkiye ilişkin hükümleri, para ve teminat alacaklarına dayalı takiplerde kıyas yolu ile uygulanır. Konusu para ve teminat alacaklarına ilişkin davalarda yetki, genel yetki kuralına göre çözümlenir. HMK’nın 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.
HMK’nın yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde ise; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, dava, sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır” düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir.
Yetki sözleşmesine ilişkin olarak yapılan bu düzenlemede, tacirler veya kamu tüzel kişileri ile diğer kişiler, yetki sözleşmesi yapmak açısından birbirinden ayırt edilmiştir. Tacirler veya kamu tüzel kişileri, kendi aralarındaki hukuki ilişkilerde hukuken eşit konumda sayılabilirler. Buna karşılık, tacirler veya kamu tüzel kişileri, gerçek kişiye göre, daha güçlü konumda bulunmaktadır. Daha zayıf konumda olan kişilerin daha güçlü olan tacir veya kamu tüzel kişilerine karşı korunma ihtiyacının ortaya çıkması nedeniyle kanun koyucu böyle bir düzenlemeye gitmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, bu düzenlemeye bakıldığında, tacirler veya kamu tüzel kişileri dışındaki diğer kişilerin, kendi aralarında yetki sözleşmesi yapmaları da kabul edilmemiştir.
Söz konusu düzenleme ile ilgili olarak belirtilmesi gereken bir başka husus da, yetki sözleşmesi yapılmasında, tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmasının aranmasıdır. Diğer bir anlatımla, maddedeki tacirden anlatılmak istenen, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır. Sözleşmenin konusunun ticari iş olması gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermemektedir.
6102 sayılı TTK’nın 12/1. maddesinde gerçek kişi tacir; bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi olarak tanımlanmış olup, yapılan bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; alacaklının genel kredi sözleşmesine dayanarak ilamsız takibe başladığı, sözleşmenin 19. maddesinde … (icra dairelerinin) mahkemelerinin yetkili kılındığı, kredi sözleşmesinde kredi alan olarak Seyitömer Otelcilik… AŞ’nin, kefil olarak da borçlular … ve …’in imzalarının bulunduğu, Kütahya Ticaret Odasının müzekkere cevabı ve ekinde yer alan 30/06/2017 tarihli Ticaret sicil Gazetesinde muteriz borçluların anılan şirketin münferiden yetkili temsilcileri olduklarının bildirildiği, bu durumda, sözleşmede düzenlenen yetki anlaşmasının, borçlu Seyitömer Otelcilik… AŞ’nin ticaret şirketi olması, borçlular … ve …’in de TTK’nun 12/1. maddesi gereğince tacir olması nedeniyle bağladığının kabulü gerekmektedir.
O halde, İlk Derece Mahkemesi’nce, yetki itirazının kaldırılması isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin reddi yönünde hüküm tesisi ve Bölge Adliye Mahkemesi’nce de istinaf başvurusunun esastan reddi isabetsiz olup, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09/02/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.