YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1254
KARAR NO : 2023/9139
KARAR TARİHİ : 08.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla tehdit
HÜKÜM : Beraat
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde oldukları, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2012 tarihli ve 2012/2180 Soruşturma numaralı iddianamesi ile sanık … hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
2. Bitlis Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2013 tarihli ve 2013/45 Esas ve 2013/583 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve üçüncü fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Bitlis Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2013 tarihli ve 2013/45 Esas ve 2013/583 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 27/06/2019 tarihli ve 2019/1272 Esas, 2019/3860 Karar sayılı kararı ile;
“…Sanık hakkında açılan kamu davasında, alacağını tahsil amacıyla yakınanı tehdit ettiğinin belirtilmesi karşısında; davaya bakma, delilleri değerlendirme ve takdir etme yetkisinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilip görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı biçimde yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması…”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.12.2019 tarihli ve 2019/372 Esas ve 2019/446 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı suçun 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 150 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi ihtimaline binaen Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir.
5. Görevsizlik kararı üzerine Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2021 tarihli ve 2020/53 Esas ve 2021/228 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında nitelikli yağma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
6. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.01.2022 tarihli ve 6-2021/88650 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan …’ın Temyiz Sebepleri
1. Eksik araştırma ile sanığın mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Vesaire,
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
1. Katılan ile aralarında alacak verecek meselesi bulunan sanığın eylemi sabit olup 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca cezalandırılması gerektiğinden sanık hakkında verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Vesaire,
İlişkindir.
III. GEREKÇE
1. Sanık … ile katılan … arasında araç alım satımı sebebiyle alacak verecek meselesi bulunduğu ve buna ilişkin olarak her iki tarafça düzenlendiği kabul edilen bila tarihli satış sözleşmesinin dava dosyasında mevcut olduğu, olay tarihinde sanığın katılanı iş yerine çağırarak Adli Emanetin 2012/532 sırasına kayıtlı ekmek bıçağını katılanın boğazına dayayarak alacağını tahsil amacıyla “Ya benim paramı verirsin, ya da senin canını alırım ben senin Allahınım” dediği, katılanın canımı al demesi üzerine ise “Senin a… koyarım, seni öldürürüm lan paramı ver” demek suretiyle tehdit ettiği, sonrasında katılanın birlikte çalıştığı ve olayın hemen öncesinde sanığın elindeki bıçak ile katılanı aradığını gören tanık H.K.’nin yanlarına gelmesi ve kolluk birimlerine olayı haber vermesi üzerine olay yerine gelen kolluk görevlilerince sanığın yakalandığı anlaşılmıştır.
2. Yağma suçları 5237 sayılı Kanun’un 148, 149 ile 150 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma başkasının zilliyetliğindeki taşınabilir malı zilliyetin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır. 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçu temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinde yağma suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun un 150 nci maddesinde hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amaçlı yağma ile değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır.5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında; yağma suçunun bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde faile yalnızca tehdit ve/veya yaralama suçundan ceza verileceği öngörülmüştür. Bu şekilde de daha az cezayı gerektirir nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla denildiğinde bu nitelikli hal uygulanabilmesi için; öncelikle ortada failin mağdura yönelik bir alacak hakkı bulunması, alacağın hukuken korunan ve geçerli hukuki ilişkiye dayanması, yağma eyleminin de hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi gerekir. Bu hak hukuki ilişki kurulunca; kurulan hukuki ilişkinin tarafı olan kimseleri kapsar ve onlar yararlanabilir, bunun dışındaki kimseleri kapsamamaktadır.
Anılan açıklamalar ışığında somut olayımıza gelince; katılanın soruşturma aşamasında sadece sanık tarafından bıçakla tehdit edildiğini beyan etmesine karşın kovuşturma aşamasında bu iddiasını genişleterek dava konusu alacağa ilişkin olarak sanık tarafından kendisine zorla senet imzalatıldığını beyan ettiği ancak; tanık H.K.’nin tüm aşamalarda senet imzalatılması olgusu yönünde hiç bir görgü ve bilgiye dayalı beyanda bulunmamakla katılanın bu iddiasını doğrulamadığı gibi 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasındaki yasal düzenleme de dikkate alınarak iddianamenin olay anlatımı kısmında ve sevk maddelerinde de böyle bir olaya yer verilmediği anlaşılmakla sanığın katılanı bıçakla tehdit etmek suretiyle para istemesi şeklinde gerçekleşen olayda sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hukuki alacağı tahsil amacıyla tehdit suçunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır.
3. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
4. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin bozma öncesi Bitlis Asliye Ceza Mahkemesince verilen 28.06.2013 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin geçmiş bulunduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2021 tarihli ve 2020/53 Esas ve 2021/228 Karar sayılı kararına yönelik katılan … ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.