Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2020/31383 E. 2023/10836 K. 20.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/31383
KARAR NO : 2023/10836
KARAR TARİHİ : 20.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece, sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası ve 52 nci maddesi uyarınca 10.120,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tehdit suçundan ise aynı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 50 ve 52 nci maddesi uyarınca 7.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; Atılı suçları işlemediği, her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve mahkumiyete yeter delil elde edilemediği, tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu, koşulları oluştuğu haksız tahrik, takdiri indirim ve erteleme uygulanmadığı, bu nedenle kararın bozulması gerektiğine, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemece, “Tüm dosya kapsamı birlikte ve bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 01.11.2015 günü ülkemizde yapılan genel seçimler dolayısıyla müştekinin sandık başkanı sıfatıyla kamu görevlisi olduğu, sanığın ise oy kullanmak isteyen seçmen sıfatında olduğu anlaşılmaktadır. Sanık …’ın oy kullanmak için geldiği ve gerekli evrakları alarak oy kullanma kabinine girdiği, sonrasında kabinden çıkıp yanlış oy kullandığını bunu düzeltmek için yeni bir oy pusulası istediği, müştekinin yeni bir oy pusulası veremeyeceğini söylemesi üzerine sanığın sandığa tekme atarak “A…na koyduğumun doğurduğu, anasını sinkaf ettiğim d…leri, or…pu çocukları, seni karını sinkaf ederim” şeklinde müştekiye sövmek suretiyle onur, şeref ve saygınlığına saldırdığı,tanık beyanları ile sabittir. Sanık ise soruşturma evresinde üzerine atılı suçlamayı kabul etmiş olup kovuşturma evresindeki beyanı kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu kanaatiyle sanığın kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret eylemine uyan Türk Ceza Kanununun 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a )bendi ile aynı Kanunun 61 inci maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suçun işlendiği yer, sanığın kastının yoğunluğu ve suçun konusunun önem ve değeri gözönünde bulundurularak takdiren ve teşdiden sanığın 480 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın üzerine atılı suçu herkesin duyabileceği aleni bir ortamda gerçekleştirdiği anlaşılmakla Türk Ceza Kanununun 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince cezasında 1/6 oranında artırım yapılmış, Sanığın geçmiş sabıkalı hali nazara alınarak hakkında TCK’nın 62 nci maddesinde düzenlenen takdiri indirim nedenlerinin uygulanmasına yer olmadığına, Sanık hakkında adli para cezasına hükmolunduğundan, Türk Ceza Kanununun 51 inci ve 53 üncü maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,sanığın sabıkalı geçmişi ve kişiliği bağlamında suça meyilli bir karakter sergilediği anlaşılmakla yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde müspet kanaat hasıl olmadığından sanık hakkında tesis edilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına yer olmadığına Türk Ceza Kanunu’nun 125 inci maddesinde yazılı hakaret suçu açısından karar verilmiştir. Sanığın aynı gün ve aynı yerde müştekiye hitaben “Seni burada öldürürüm.” demesi ise bir başkasını, kendisinin hayatına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eylemine uyduğundan -ki bu husus yine tanık beyanları sabittir,duruşmadaki ifadesi kendisini suçtan kurtarmaya yöneliktir- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106 ncı maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suçun işlendiği yer, sanığın kastının yoğunluğu ve suçun konusunun önem ve değeri gözönünde bulundurularak takdiren ve teşdiden sanığın 12 ay karşılığı hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın geçmiş sabıkalı hali nazara alınarak hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinde düzenlenen takdiri indirim nedenlerinin uygulanmasına yer olmadığına, Sanık hakkında adli para cezasına hükmolunduğundan, Türk Ceza Kanunu’nun 51 ve 53 üncü maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanığın sabıkalı geçmişi ve kişiliği bağlamında suça meyilli bir karakter sergilediği anlaşılmakla yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde müspet kanaat hasıl olmadığından sanık hakkında tesis edilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına yer olmadığına dair Türk Ceza Kanunu’nun 106 ncı maddesinde yazılı tehdit suçu açısından karar verilmiştir.” şeklindeki gerekçeyle mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık hakkında hakaret suçundan hükmolunan 560 gün adli para cezasının, 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca günlüğü 20,00 TL’den çevrilmesi sırasında hesap hatası yapılması suretiyle, sonuç ceza ”11.200,00 TL” yerine ”10.120,00 TL” adli para cezası olarak eksik belirlenmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılmamıştır.
B. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık …’ın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2023 tarihinde karar verildi.