Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2022/12970 E. 2023/1612 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12970
KARAR NO : 2023/1612
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
KARAR : Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 10. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı Hazine vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davacı yönünden esastan reddine, davalı Hazine yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu Antalya ili, … ilçesi, … Mahallesi 7307 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tamamının tapu kaydının Hazine tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda iptal edilerek taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, bu durumun müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında hukukî yarar olmadığını, müvekkili idarenin hukuka aykırı bir eylemi olmadığını ve dolayısıyla sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın adlî yargı değil, idarî yargının görev alanına girdiğini, yargı yolu itirazında bulunduklarını, davacının dava dilekçesinde taşınmaz üzerindeki şerhleri bildiğini beyan ettiğini, dava konusu parselin de bulunduğu alanda imar uygulamasının Antalya Belediyesi döneminde yapılmış olduğunu ve Antalya Belediyesinin sorumlu halefinin Antalya Büyükşehir Belediyesi olduğunu, davacının talep ettiği bedelin fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın … Belediye Başkanlığı yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, Hazine yönünden kabulüne ve tespit edilen bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Hazine vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporunun ve ek raporların dosya içeriği ve piyasa koşulları ile bağdaşmadığını, bilirkişi raporu ve ek raporlarında davacının itirazları çerçevesinde inceleme yapılmadığını, ek raporlarda davacının itirazlarının soyut olarak değerlendirildiğini, düzenlenen bilirkişi raporu ve ek raporların hakkaniyete ve denetime uygun olmadığını, dava konusu taşınmazla emsal taşınmazın kıyaslanmasında objektif davranılmadığını, bilirkişi kurulu tarafından dava konusu arsanın bu üstün özelliklerinin değerlendirilmediğini, arz – talep durumu kıyaslamasında, emsal taşınmazın %100 üzerinden değerlendirilirken dava konusu taşınmazın %50 olarak değerlendirildiğini, dava tarihi itibarıyla emsal taşınmazın bulunduğu yere talep daha yoğun olsa da, bu oranın %50 ile 100 oranında değil, %80 ile 100 civarında olması gerektiğini, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların kabul edilmediğini, mukayese kriterleri objektif olarak değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın gerçek bedelinin ortaya çıkacağını, verilen kararın hukuka ve dosya içeriğine aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmaz üzerindeki ayni hakların durumunun devamlılığını göstermek amacıyla tapu sicilinin açıklık prensibine göre devletin sorumluluğu altında olduğunu, hukuka aykırı eylem bulunmadığını, dolayısıyla devletin sorumluluğu da bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; tazminat miktarı belirlenirken cevap dilekçelerinde belirttikleri hususlarda araştırma yapmaksızın ve dosyaya sunulan bilirkişi raporlarına karşı sundukları itirazları dikkate alınmadan eksik inceleme sonucu karar verildiğini, karara dayanak alınan objektif kriterlerden uzak, usul ve yasaya aykırı bilirkişi raporlarına göre belirlenen tazminat miktarının fahiş olduğunu, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağın üzerinde olduğunu, taşınmazın bedelini belirlemek üzere düzenlenen ve dosyada mevcut bilirkişi raporunun bilimsel verilere ve objektif kriterlere uygun olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı yanın dava konusu taşınmazı satın aldığı tarihte taşınmazın orman sınırları içinde kaldığını, bu durumun taşınmazın tapu siciline şerh edilmesinin yanı sıra, davacının satın aldığı tarihte taşınmazın önceki maliki aleyhine orman idaresi tarafından açılan tapu iptali davasının mevcut bulunduğunu ve bu davanın da tapu kaydına işlendiğini, tapu sicili aleni olup sicilde yazılı hususların bilinmediği ileri sürülemeyeceği gibi davacının bu şerhleri bildiğinin dava dilekçesi içeriğinde de açıklandığını, bu hususlar nazara alındığında, davacının tapudaki şerh ve tedbirlerin getirdiği yükümlülük ile taşınmazı satın aldığını, davacının tapusunun iptali sebebiyle bir zararının oluştuğu kabul edilse bile, bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmadığından meydana geldiğinin söylenemeyeceğini ve zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından bahsedilemeyeceğini, aleni şekilde tapu sicilinde mevcut orman şerhli ve bu konuda davası devam eden taşınmazı bilerek ve isteyerek satın alan davacının, yoğunluğu dosya içeriğine yansıyan kendi kusuruna dayanarak hak talep edemeyeceğini, dolayısıyla zararından Devletin sorumlu tutulamayacağı, hakların kazanılmasına ilişkin olan 4721 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca “durumun gereğine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağı” hususları dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, isabetli bulunmayan yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bu kapsamda davacı vekilinin tazminatın az belirlendiğine ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazının mülkiyet sorunun çözüleceği beklentisi ile satın alındığını, tapusu iptal edilen binlerce kişinin tapusunun iade edildiğini, dava konusu parselin, tapusu iade edilmeyen binlerce parselin içindeki üç beş parselden biri olduğunu, bu nedenlerle iyi niyetli olunmadığını düşünmenin mümkün olmadığını, müvekkilinin şerhlerin içeriği ve muhtemel sonuçlarını bilmediğini, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, 11.07.2012 tarihinde Antalya Defterdarlığı, Batı Antalya Emlak Müdürlüğüne 6292 sayılı Kanun gereği iade başvurusunda bulunulduğunu, müvekkile ait taşınmazın iade edilmediğini, taşınmazının yerine rayiç bedeline uygun başka bir yer verilmediğini, taşınmazın rayiç bedelinin de müvekkile ödenmediğini, dava konusu taşınmazın değeri belirlenirken bilirkişi kurulu tarafından seçilen mukayese kriterleri uygun olmakla birlikte, emsal taşınmazla dava konusu taşınmaz arasındaki belirlenen oranının uygun olmadığını ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun’nun “Sorumluluk” karar başlıklı 1007 nci maddesi.

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 – 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.