Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/16808 E. 2023/285 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16808
KARAR NO : 2023/285
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:AğırCeza Mahkemesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.06.2013 tarihli ve 2012/1568 Esas, 2013/290 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ay hapis, 5.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.06.2013 tarihli ve 2012/1568 Esas, 2013/290 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 26.04.2017 tarihli ve 2015/4830 Esas, 2017/10053 Karar sayılı kararı ile hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun’un 158 inci maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.05.2017 tarihli ve 2017/220 Esas, 2017/232 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiştir.
4. Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin uzlaştırma kapsamında olması nedeniyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2017 tarihli ve 2017/204 Esas, 2017/259 Karar sayılı kararı ile dosyanın Uzlaştırma Bürosuna gönderilmek üzere yargılamanın durmasına karar verilmiş, 06.04.2018 tarihli Uzlaştırma Raporuna göre; sanığın dosyaya bildirdiği adresine gönderilen tebligatın iade edilmesi ve dosyada mevcut telefon numaralarından ulaşılamaması nedeniyle uzlaşmanın teklif aşamasında sonlandırıldığı belirtilmiştir.
5. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.03.2019 tarihli ve 2018/375 Esas, 2019/111 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 10 ay hapis, 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık hükmü temyiz ettiğini belirtmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. 10.10.2011 tarihinde katılanın kullanmakta olduğu 0 536 223 16 11 numaralı telefonu 0 536 017 75 26 ve 0 536 023 58 78 numaralı telefonlardan arayan meçhul şahısların telefonda kendilerini komiser Yılmaz olarak tanıtıp, “sen olaya karışmışsın, telefonun dinleniyor, bankaya para yatıracaksın ki biz de suçluları parayı çektiğinde yakalayacağız” dediklerini, bunun üzerine katılanın aynı gün şahısların kendisine bildirdiği sanığın hesabına 14.000 TL para havale ettiği, paranın aynı gün sanık tarafından bankadan çekildiği anlaşılmıştır.
2. Sanık savunmasında; hasta bakıcı olarak çalıştığı hastaneye bir yakını için gelen açık kimlik ve adresini bilmediği Baki isimli kişinin, kimliğinin üzerinde olmadığını, bu nedenle adına gelecek olan parayı çekemeyeceğini, paranın kendi adına gönderilmesini istediğini, kendisinin de kabul ettiğini, İş Bankasına gelen 14.000 TL’yi çekip Baki isimli kişiye verdiğini, parayı çekerken Baki’nin bankaya gelmediğini, pastanede beklediğini, yaptığı bu iş karşılığında Baki’nin de kendisine 200 TL para verdiğini, katılanı tanımadığını, onu telefonla arayarak dolandırmadığını beyan etmiştir.
3. Paranın katılan tarafından sanığın hesabına gönderildiğine ve sanık tarafından çekildiğine ilişkin banka dekontları dosyaya konulmuştur.
4. Bankadan gelen yazıda, teknik nedenlerden dolayı olay gününe ait güvenlik kamera kayıtlarının bulunamadığı belirtilmiştir.
5. Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.den gelen yazıda, katılanı arayan telefon hatlarının Reşat Ateş ve Aziz Demir isimli kişiler adına kayıtlı olduğu belirtilmiştir.
6. Söz konusu hatlara ait abonelik sözleşmeleri getirtilmiş ve alınan bilirkişi raporunda; sözleşmelerdeki imzaların adı geçen kişilerin eli ürünü olmadığı belirtilmiş ve bu kişiler hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 16.11.2012 tarihli ve 2012/38298 soruşturma numaralı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.
7. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Paranın sanığın hesabına gönderildiği ve sanık tarafından çekildiği, sanığın kendisinden para çekmesini istediğini söylediği Baki isimli kişinin açık kimlik ve adres bilgilerini bildirmediği, soruşturma aşamasında Baki isimli kişiyi, açık kimlik ve adresini bilmediği Atar isimli arkadaşı vasıtasıyla tanıdığını, kovuşturma aşamasında ise, Baki isimli kişinin, görev yaptığı hastanede yatan bir yakını için geldiğini söyleyerek çelişkili beyanlarda bulunduğu ve çektiği paradan kendisine 200 TL para verildiğini kabul etmesi nedenleriyle temyize konu karar hukuka aykırı bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.03.2019 tarihli ve 2018/375 Esas, 2019/111 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.01.2023 tarihinde karar verildi.