Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2009/899 E. 2009/6460 K. 25.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/899
KARAR NO : 2009/6460
KARAR TARİHİ : 25.12.2009

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün dairemizce bozulması, mahkemece önceki hükümde direnilmesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının yerinde görülerek hükmün esasının incelenmesi için dosyanın dairemize gönderilmesi üzerine dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava, kadastro öncesi nedene ve tapu kaydına dayalı olarak kesinleşmiş kadastroya karşı açılan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
1957 yılında yapılan tapulama sırasında 793 parsel sayılı 39.625 m² yüzölçümündeki taşınmazın tespitinin tapu kaydına dayanılarak tarla ve kısmen sazlık niteliği ile dava dışı kişiler adına yapıldığı, tespitin 23.01.1958 tarihinde kesinleştiği, davaya konu 2148 parsel sayılı taşınmazın ise 793 parsel sayılı bu taşınmazın ifrazı yoluyla oluştuğu, davalı kooperatifin cebri satış yolu ile 08.05.2000 tarihinde taşınmaza malik olduğu mahkemece yapılan keşif ve uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Davacı hazine 14.03.2003 günlü dava dilekçesi ile taşınmazın tespitine dayanak yapılan tapu kaydının 27.560 m² olup sınırları itibarıyla genişletilmeye müsait bulunduğunu, taşınmazın sit alanında ve kuzey kesiminin de kısmen bataklık ve sazlık olduğunu, buna rağmen 39.625 m² olarak davaya konu taşınmazın geldisi olan 793 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğünü beyanla tapu miktar fazlasına yönelik olarak dava açmış, davalı kooperatif davanın reddini istemiştir. Mahkemece 2003/308 Esas, 2007/52 Karar sayılı 28.02.2007 günlü kararla davanın ıslah doğrultusunda kabulüne, 2148 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi haritasında C1 harfi ile gösterilen 11.589 m² ve C2 harfi ile gösterilen 12.066 m² yüzölçümündeki bölümlerinin tapu kaydının iptali ile bu taşınmaz bölümlerinin davacı hazine adına tesciline karar verilmiş, hükmün davalı tarafça temyizi üzerine verilen karar Dairemizin 2007/1764-2597 Esas ve Karar sayılı ilamı ile taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği gün ile dava tarihi arasında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/son maddesi hükmünde öngörülen 10 yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiği, bu nedenle davanın hakdüşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına direnilmiş, 2008/12-102 Esas ve Karar sayılı 26.03.2008 günlü kararla önceki karar doğrultusunda hüküm oluşturulmuş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2008/7-717 Esas, 2008/722 Karar sayılı 03.12.2008 günlü ilamı ile direnme kararı yerinde görülerek dosya hükmün esasının incelenmesi için dairemize gönderilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca hazine tarafından devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerler için açılan davaların hakdüşürücü süreye tabi olmadığı gerekçe gösterilerek direnme kararı yerinde görülmüş ise de 14.03.2009 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 sayılı kanunun 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” cümlesi eklenmiş, yine aynı kanunun 3. maddesi ile Kadastro Kanununa eklenen geçici 10. madde hükmünde ise “Bu Kanunun 12.maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” denilerek 10 yıllık hakdüşürücü sürenin hazine ve diğer kamu tüzel kişileri tarafından açılmış veya açılacak tüm davalarda da uygulanması esası kabul edilmiştir. Anılan yasal değişikliğin Hukuk Genel Kurulu kararından sonra yürürlüğe girdiği gözetildiğinde bu değişikliğin hazine tarafından açılan görülen davada da uygulanması gerektiği, davalı kooperatif yararına doğmuş bir usuli kazanılmış haktan sözedilemeyeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca kadastro tespitinin kesinleştiği gün ile davanın açıldığı 10.04.2003 tarihleri arasında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/son maddesi hükmünde öngörülen 10 yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiği, 5841 sayılı kanunla 3402 Sayılı Kadastro Kanununda yapılan değişikliğin görülen davada da uygulanmasının gerekmesi karşısında mahkemece verilen hükümde isabet bulunmadığından davalı kooperatifin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen temyiz harcının istek halinde davalı kooperatife iadesine, 25.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.