Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/7471 E. 2009/8455 K. 15.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7471
KARAR NO : 2009/8455
KARAR TARİHİ : 15.12.2009

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı borçlu ….,’in alacaklısından ma kaçırmak amacıyla İstanbul, … mevkii, 4833 parsel, zemin kat 4 nolu bağımsız bölümü 28.12.1998 tarihinde akrabası ve çalışanı olan davalı …’e onun 20.7.1999 tarihinde davalı …’a sattığını belirterek tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin iyiniyetli dördüncü kişi olarak dava konusu taşınmazı rayiç bedelle ve sitedeki satış ilandan öğrenerek aldığını belirterek,, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar, savunma yapmamışlardır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeliyle gerçek değeri arasında misli fark bulunmadığı ve davalı …’ın kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu davaların amacı borçlunun İİK.nun 278, 279 ve 280.maddeler gereğince yaptığı tasarrufların butlanına karar vermek olarak açıklanmaktadır. Yasanın 280/1 maddesi gereğince malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler borçlunun içinde bulunduğu durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceği hükme bağlanmıştır. Yasanın 282. Maddesi hükmünce kötüniyeti kanıtlanmadıkça iptal davasının 3. Kişilerin kazandığı haklara bir etkisi yoktur. Ancak, 283/2 madde uyarınca iptal davasına konu mal 3.kişi tarafından elden çıkartılmışsa davanın sabit olması halinde 3. Kişinin davacı alacağından fazla olmamak koşuluyla nakten tazminat ödemekle sorumlu tutulması gerekir.
1-Somut olayda, davacı tarafından davalı dördüncü kişi …’ın kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından hakkındaki davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve davacı vekilinin … hakkındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, borçlu ile davalı … arasındaki tasarruf yönünden bedel farkı bulunmadığı ve İİK.nun 278/2 madde gereğince iptal koşulları oluşmamış ise de; dosya içeriğindenki nüfus kayıtlarından davalı …’in borçlunun amcasının torunu olduğu, davalı ve dava dışı borçlulara davacı tarafından gönderilen hesap kat’i ihtarlarının borçluların idari amiri olarak 11.1.1999 tarihinde davalı …’e tebliğ edildiği 7.4.1999 tarihli haciz tutanağı içeriğinden de davalı …’in borçlu …’ın ortağı olduğu şirketin çalışanı olduğu, dolayısıyla İİK.nun 280/1 madde gereğince borçlunun amacını ve durumunu bilebilecek kişilerden olduğu anlaşılmakla adı geçen davalılar arasındaki 28.12.1998 tarihli tasarrufun iptaline davalı … hakkındaki dava rededildiğinden davalı …’in İİK.nun 283/2 madde gereğince taşınmazı elden çıkardığı tarihteki değeri nispetinde tazminatla zorunlu tutulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün davacı yararına BOZULMASINA 15.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.