YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/26496
KARAR NO : 2023/2413
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2015 tarihli ve 2013/1 Esas, 2015/548 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Bakırköy 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2015 tarihli ve 2013/1 Esas, 2015/548 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 11.10.2017 tarihli ve 2017/19775 Esas, 2017/20129 Karar sayılı kararı ile sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253 ncü ve 254 ncü madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine Bakırköy 20. Asliye Ceza Mahkemesinin,11.07.2019 tarihli ve 2017/480 Esas, 2019/274 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, yeniden uzlaşma yapılabilmesi için mahkemenin kendisine süre vermediğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanın kendisine ait … plakalı aracı satmak için internet sitesine verdiği ilanı gören sanığın, suç tarihinde katılan ile irtibat kurarak kendisinin araba galerisi olduğunu söyleyip, aracın satımı konusunda 21.750,00 TL’ye anlaştıkları, katılanın sanık ile buluştuğu, birlikte notere gittikleri, sanığın 1.800 TL parayı katılana verdiği ve kalan parayı Avcılar’da bulunan iş yerinde vereceğini söyleyerek satış işlemini gerçekleştirdiği ve birlikte Avcılar İlçesine gittikleri, bankadan para çekmek için katılanı oyalayan sanığın aracı alarak gittiği ve bu şekilde haksız menfaat temin ettiği iddiasıyla sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sanık bozma öncesi alınan savunmasında; oto alım satımı yapan … isimli kişinin yanında çalıştığını, noterden araç satışlarını üzerine aldığını ve …’in satış yaptığı kişilere devrettiğini, hile yapılıp yapılmadığını bilmediğini, yaptığı her iş karşılığında 100,00 TL para aldığını, bu şekilde birden fazla devir yaptıktan sonra şikayetler olmaya başlayınca durumu fark ettiğini ve bu şahsın yanından ayrıldığını, bozma sonrası savunmasında ise; işçi olarak çalıştığını, böyle bir suç işleme şansının olmadığını, karşı taraf makul bir rakam söylerse uzlaşmak istediğini ancak karşı tarafın 50.000 TL para istediğini, bu miktarı kabul etmediğini beyan etmiştir.
3. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği, uzlaşmanın sanığın ödeme gücünün olmadığı, 3-4 taksitle sadece 2.000 TL ödeme yapabileceği teklifini katılanın kabul etmemesi nedeniyle sağlanamadığı anlaşılmıştır.
4. Mahkemece, katılanın ve tanık …’in beyanları, teşhis işlemleri, sanığın savunması, uzlaşmanın sağlanamadığına dair uzlaştırma raporu ve tüm dosya kapsamı kapsamı ile sabit görülen dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına ilişkin temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğuna yönelik kabulü ile katılanın beyanına göre zararının karşılanmaması ve dosyada mevcut uzlaştırma raporuna göre edim üzerinde anlaşılamaması nedeniyle uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz sebepleri yerinde olmadığından mahkeme hükmünde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrası ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemelerinde Uzlaştırma Yönetmelik’nin 38 inci maddesine göre “Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanunun yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme uyarınca, 26.11.2015 tarihli hükmün yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği ve sanık lehine bozulması nedeniyle, lehe bozma sonrası uzlaştırma gideri dışında diğer yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi, dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (3) nolu bendinde açıklanan nedenle, Bakırköy 20. Asliye Ceza Mahkemesinin,11.07.2019 tarihli ve 2017/480 Esas, 2019/274 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından yargılama giderine ilişkin paragrafın çıkartılarak yerine “Bozma öncesi yapılan 5 davetiye gideri 39,00 TL ile 150.00 TL uzlaştırmacı ücreti olmak üzere toplam 189,00 TL yargılama giderinin sanıktan tahsiline, bozma sonrasında yapılan 3 davetiye gideri 42,00 TL yargılama giderinin bozma kararları sanık lehine olduğundan Hazine üzerinde bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.