YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6175
KARAR NO : 2008/11388
KARAR TARİHİ : 24.11.2008
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 19.2.2007
Nosu : 8-52
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin çeklere dayalı olarak davalı aleyhine takip yaptığını, davalının çek bedelini ödemeyerek sebepsiz zenginleştiğini, takibin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe konu çeklerin daha önce dava dışı Ertan … tarafından takibe konulduğunu, takibin iptal edildiğini, daha sonra da davacı tarafından takip başlatıldığını, davacının alacaklı sıfatı bulunmadığını, çeklerdeki son imza ve cirantanın dava dışı Ertan … olduğunu, çeklerin zamanaşımına uğradığını, yanlar arasında ticari ilişki olmadığını, TTK.nun 644.maddesinin uygulanamayacağını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre, davalının cevap dilekçesini ıslah etmek suretiyle zamanaşımı def’inde bulunabileceği, dava konusu çeklerle ilgili bir yıllık dava zamanaşımı süresi dolduktan sonra iş bu davanın açıldığı, TTK:nun 644.maddesine dayalı keşideci aleyhine açılacak davaların bir yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu gerekçeleriyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş,hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmayan davalı tarafın daha sonraki aşamada ileri sürdüğü bu def’in davacı tarafın savunmanın genişletilmesi itirazı ile karşılaşmasından sonra davalının bu defa cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı def’inde bulunup bulunamayacağı noktasındadır.
Davalı taraf süresinde verdiği 21.02.2006 günlü cevap dilekçesinde zamanaşımı def’ini ileri sürmeyerek davanın esasına yönelik savunmalarda bulunmuş,daha sonra 27.11.2006 tarihli dilekçesiyle ıslah yoluna başvurmuş ve ıslah dilekçesinde zamanaşımı savunmasında bulunmuş, davacı taraf ise bu usuli işleme 12.12.2006 havale tarihli dilekçesiyle karşı çıkmıştır.
…/…
S:2
HUMK.nun 83. ve devamı maddelerine göre davalının da usule ilişkin olarak yapmış olduğu muameleyi tamamen ıslah edebilme hakkı vardır. Ancak genel usul kurallarına göre ıslah yoluyla da olsa kazanılmış haklar ortadan kaldırılamaz. Esasen davalının yapmış olduğu işlem HUMK.nun 83.maddesine uygun bir ıslah da değildir. Çünkü ıslahla ancak usule ilişkin bir işlemin düzeltilmesi amaçlanabilir.
Somut olayda davalının bu istemi usule ilişkin olmayıp, buradaki amacı savunmanın niteliğinde herhangi bir değişiklik yapmaksızın sadece cevap dilekçesinde ileri sürülmesi unutulmuş bulunan zaman aşımı def’ini eklemek suretiyle savunmayı genişletip davanın bu nedenle reddini sağlamak ve böylece davacı yararına oluşmuş bulunan kazanılmış hakkı ortadan kaldırmaktır. Buna usulen olanak yoktur. Bu doğrudan doğruya savunmanın genişletilmesi olup, kazanılmış hakkı ortadan kaldırmaya yönelik bir davranıştır.
Davacı genişletilen savunmaya açıkça karşı çıktığına ve HUMK.nun 202.maddesi hükmünce davalı cevap dilekçesini hasmına tebliğ ettirdikten sonra onun izni olmaksızın savunma nedenlerini genişletemeyeceğine göre davalının sonradan ileri sürdüğü zamanaşımı def’inin reddi gerekir. (Bkz. Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 30.09.2002 T. 5913-10502, Yargıtay 4 Hukuk Dairesi 2.5.1979 T. 1979/2180-5796 K. sayılı Kararları)
Kaldı ki somut olayda yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere davanın esasına girildikten ve taraf delilleri toplanıldıktan sonra zamanında kullanılması gereken bir hakkın bu aşamadan sonra kullanılmış olması somut olay adaleti yönünden M.K.nun 2.maddesinde öngörülen dürüst davranma ilkesine aykırıdır. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 28.05.2004 T. 2003/11314 E. 2004/6003 Karar sayılı Kararı)
Bu durumda mahkemece davalı tarafın zamanaşımı def’inin reddi ile davanın esasına girilerek yapılacak yargılama sonucunda uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.11.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
Aslı gibidir.
(3)
KARŞI OY
Uyuşmazlık, cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmayan davalı tarafın daha sonraki aşamada ileri sürdüğü bu def’in savunmasının genişletilmesi itirazı ile karşılaşmasından sonra davalının bu defa cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı def’inde bulunup bulunamayacağı noktasında toplanmaktadır.
H.U.M.K.nun 202.maddesine göre, davalı taraf cevap dilekçesinde tüm savunmalarını sebepleriyle birlikte bildirmek zorundadır. Cevap dilekçesinin davacıya tebliğinden sonra, savunma sebepleri genişletilemez ve değiştirilemez. Öğreti ve uygulamada “savunmanın genişletilmesi yasağı” olarak adlandırılan bu yasağın istisnaları da aynı maddede gösterilmiştir. Bunlar; davacının muvafakati, ıslah ve müddeabbihin temlikidir.
Somut olayda, davalı taraf süresinde verdiği 21.02.2006 tarihli cevap dilekçesinde zamanaşımı def’ini ileri sürmeyerek davanın esasına yönelik savunmalarda bulunmuş, daha sonra 27.11.2006 tarihli dilekçesiyle ıslah yoluna başvurmuş ve ıslah dilekçesinde zamanaşımı savunmasını ileri sürmüş, davacı taraf ise, bu usulü işleme 12.12.2006 havale tarihli dilekçe ile karşı çıkmıştır.
Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işleminin karşı tarafın oluruna bağlı olmaksızın tamamen ve kısmen düzeltilmesine denir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 83 ve devamı maddelerinde düzenlenen ıslah müessesesi sadece davacıya hak tanımaz. Usulüne uygun yapılmış olan davalı ıslahı da geçerlidir. İddia ve savunma arasında denge sağlanması, adil yargılanma ve bu bağlamda silahların eşitliği ilkesinin de gereğidir. Esasa cevap süresi içinde ileri sürülmediğinden davacı tarafın savunmanın genişletilmesi yönündeki itirazı ile karşılaşması olanaklı olan zamanaşımı def’inin ıslah yoluyla ileri sürülmesinde usule aykırılık bulunmamaktadır. Mahkemece, ıslah yoluyla ileri sürülen zamanaşımı def’i dikkate alınarak davanın reddi doğrudur.
Açıklanan nedenlerle hükmün ONANMASI görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun BOZMA yönünde oluşan kararına katılamıyoruz. 24.11.2008