Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2020/272 E. 2023/1303 K. 07.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/272
KARAR NO : 2023/1303
KARAR TARİHİ : 07.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/202 E., 2015/342 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet savcısı, sanıklar
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Çorum 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2015 tarihli ve 2015/202 Esas, 2015/342 Karar sayılı kararı ile
1. Sanık … hakkında, dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 4 yıl hapis cezası ve 14.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile infazdan sonra denetimli serbestlik tebdiri uygulanmasına,
2. Sanık … hakkında, dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralar ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ve 6.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
3. Sanıklar hakkında, resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık …, kararı temyiz ettiğine ilişkin herhangi bir gerekçe içermeyen temyiz dilekçesi vermiştir.
2. Sanık …’ün temyiz isteği; kendisine uzlaşmak isteyip istemediğinin sorulmaması, müştekiye olan borcunu ödeyeceği ve hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmaması nedeniyle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
3. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; resmi belgede sahtecilik suçunun sübut bulmasına karşın sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi, ayrıca dolandırıcılık suçunda adli para cezasına esas alınan gün sayısının daha yüksek takdir edilmesi gerektiğinden hükümlerin bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanın kendisine ait aracı satmak amacıyla “sahibinden.com” adlı internet sitesinde ilan verdiği, bu ilan üzerine kendisini Oktay Demir olarak tanıtan sanık …’ün katılanla irtibata geçerek aracı satın almak istediğini belirttiği, katılanın sanığın bulunduğu Çorum iline gittiği, burada kendisinden … adına vekalet verilmesinin sağlandığı, aracın parasını hesabına havale edeceklerini söyledikleri, sanık …’ün paranın havale edileceğinin teminatı olarak Oktay Demir adına tanzim ettiği bonoyu katılana verdiği, katılanın Çorum ilinden ayrılmasından sonra paranın hesabına yatırılmadığını anladığı, aracın bir gün sonra … adına düzenlenmiş vekaletname kullanılarak Çorum 3. Noterliği’nde …’e satıldığı, böylece sanıkların üzerilerine atılı suçları işledikleri iddiası ile kamu davası açılmıştır.
2. Dosya arasında bulunan “CD inceleme tutanakları” ile katılanın, sanık … Külük ile birlikte hareket eden, kendisini Furkan olarak tanıtan ancak açık kimlik bilgileri tespit edilemediği için hakkında ayırma kararı verilen şahısla notere gittiklerinin, ayrıca aracın …’e satıldıktan sonra, onun çalıştığı Aras Kargo şubesinde paranın sanık … Külük’e verildiği kamera görüntüleri ile anlaşılmıştır.
3. Sanık … Külük, soruşturma aşamasında suçlamaları kabul etmemiş ise de; mahkemedeki sorgusunda, suçlamaları ikrar etmiştir.
4. Sanık …, soruşturma aşamasında sanık …’ü tanımadığını beyan etmiş, mahkemede ise tehdit edildiği için o şekilde ifade verdiğini, …’ü tanıdığını, İbrahim Deniz adındaki kişinin yanına gelerek üzerine araba alamadığını, kendi adına vekalet verilmesini kabul ederse kendisine para vereceğini söylediği, kendisinin de bunu kabul ettiğini, daha sonra İbrahim Deniz ve … ile birlikte notere giderek burada satışı gerçekleştirdiğini, bu şekilde suçlamayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
5. Katılan kendisini Oktay Demir olarak tanıtan ve kendisine bono veren kişinin sanık … olduğunu fotoğraflarından teşhis etmiştir.
6. Dosya arasında bulunan kriminal rapora göre, dava konusu bono üzerindeki yazılar ve borçlu imzalarının sanık …’e ait olduğu tespit edilmiştir.
7. Mahkemece tüm dosya kapsamından sanıkların dolandırıcılık suçunu işledikleri anlaşıldığından haklarında mahkumiyet kararları verilmiş; resmi belgede sahtecilik suçundan, kısa kararda beraat hükümleri kurulmuş ise de, mahkemece gerekçeli kararda resmi belgede sahtecilik suçundan isabetsiz değerlendirme ile beraat kararı verildiği hükümlerin bu yönüyle bozulması gerektiği yazılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanıklar Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Sanıkların eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ederek, katılandan araba alabilmek amacıyla Oktay Demir adına düzenlenmiş sahte bonoyu katılana vermeleri şeklindeki eylemlerinin tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sübut bulduğu, kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için, ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerektiği, aksi takdirde yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtecilik yapılması halinde fiilin, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı; Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 688/6 ve 689/4 üncü (6102 sayılı Kanun’un 776, 777 inci) maddeleri uyarınca bonoda tanzim tarihinin yazılı olmasının zorunlu olduğu, dosya içerisinde bulunan senet fotokopisi üzerinde Heyetimizce yapılan gözlemde, tanzim tarihinin bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle suça konu senet aslının duruşmaya getirtilerek incelenmesi ve tanzim tarihinin bulunmadığının anlaşılması halinde sanıkların özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile haklarında resmi belgede sahtecilik suçundan beraat kararları verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanıklar Hakkında Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 E., 2014/202 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan yasa maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının da düzenlendiği değerlendirildiğinde yukarıdaki kabule göre; “mağdur” kavramı, suçun konusunun ait olduğu kişi ya da kişiler olarak “suçtan zarar görme” kavramı ise, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Dairemizin kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak yorumlanıp uygulandığında; sahtecilik suçuyla dolandırıcılık suçunun mağdurunun ayrıştığı, sanıkların üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, dolandırıcılık suçunu ise katılana karşı işledikten ve bu suçun mağduru olduğu, dolayısıyla sanıklara isnat edilen resmi belgede sahtecilik suçu ile dolandırıcılık suçunun mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla; sanıklara yüklenen ve 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri zorunluluğu nedeniyle hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerleÇorum 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2015 Tarihli ve 2015/202 Esas, 2015/342 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, dolandırıcılık suçu yönünden başkaca yönleri incelemeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.03.2023 tarihinde karar verildi.