YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/474
KARAR NO : 2023/1573
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
TUTUKLU
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/3822 E., 2022/2777 K.
SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık … müdafii, katılanlar vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2022 tarihli ve 2021/462 Esas, 2022/148 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) ve (son) bentleri, 52 inci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 7 yıl hapis ve 400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 18.10.2022 tarihli ve 2022/3822 Esas, 2022/2777 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin aleyhe ve sanık müdafiinin lehe istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık hakkında, eylemin üç veya daha fazla kişi tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin ve 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağının tespiti bakımından Tavas Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2021/292 soruşturma numaralı dosyasının sonucunun beklenmesi ve kamu davası açılması halinde bu dosya ile birleştirilmesinden sonra sonucuna göre karar verilmesi yerine eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğundan bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, Bülent Kırmacı tarafından iradesinin sakatlandığına, gerekçesiz hüküm kurulduğuna, alt sınırdan uzaklaşılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna ve hükmen tutukluluk halinin tedbir amacını aşarak cezalandırma aracına dönüştüğünden bahisle sanığın beraatine, etkin pişmanlık ve takdiri indirim halleri olmak üzere lehe hükümlerin uygulanmasına ve tahliyesine karar verilmesi ile re’sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
2. Katılanlar vekilinin temyiz isteği; sanık hakkında verilen kararın, kastının yoğunluğu, zararın ağırlığı, zararın giderilmemiş olmasına rağmen az ceza tayin edilmesi ve sâir nedenlerle usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Suç tarihinde katılan …’nun telefonunu arayan şahsın kendisini komiser olarak tanıttığı, kimliğinin FETÖ terör örgütünün eline geçtiğini, Perşembe günü mahkemesinin olduğunu, ifadesine başvurulmak üzere Tavas Cumhuriyet Başsavcılığına gitmesi gerektiğini, kendisini tekrar arayacaklarını söyleyerek ikametinden ayrılmasını sağladığı, akabinde katılanların kullanımında olan sabit ev telefonunun kimliği belirsiz şahıs tarafından tekrar aranılarak katılan … ile konuşulduğu, görüşme sırasında katılan … ile konuşan şahsın katılan …’ya kendisini polis memuru olarak tanıttığı ve yankesiciler tarafından başka kişilerden çalınan altın ve paraların kendilerine ait ikamette saklandığını, çalınan altın ve paraları aradıklarını, bu amaçla ikametlerinde bulunan altın ve paraları karşılaştırılmak üzere kendilerine vermelerini söylemesi üzerine katılan …’nun, katılan eşi …’nun da FETÖ terör örgütü ile ilgili ifadesine başvurulmak üzere Tavas Cumhuriyet Başsavcılığına çağrıldığının verdiği inancın oluşturduğu hileli hareketlere kanarak, altınları ikametine gelen sanık …’a teslim ettiği, sanık …’un da altınları alarak oradan uzaklaştığı mahkemenin bu yöndeki kabulü ile sabit görülmüştür.
2. Bilirkişi Atila Bıçak tarafından, suç tarihi itibariyle zarar miktarı, 30 gram burma 13.500 TL, 45 gram 22 ayar kelepçe 19.200 TL, 12 gram 22 ayar kelepçe 5.400 TL, reşat beşli 16.500 TL, 7 ata tek 22.750 TL, 2 sarı lira 6.600 TL, 3 ata yarım 4.770 TL, 45 çeyrek altın 35.550 TL, 2 tane ata 2,5 lık 15.800 TL, toplam alış139.575 TL, satış 150.775 TL şeklinde hesaplanmıştır.
3. Katılanların ikametine 50 metre mesafede bulunan Kökçü Şekerleme isimli iş yerine ait kamera görüntülerinin rızaen teslim ile incelenmesi sonucu olay günü 14.19 sıralarında üzerinde kırmızı veya mor renkli mont, mavi kot pantolon, siyah ayakkabı, güneş gözlüğü ve yüz maskesi bulunan bir şahsın elinde bulunan beyaz renkli torba ile önce aşağıya doğru gittiği ardından ise 14.25 sıralarında montun kapüşonunu tamamen kafasına çekerek tekrar kamera görüş açısından arayola girdiği bu sırada montun karın bölgesinde şişlik bulunduğu anlaşılmış ve suç tarihinde sanığı katılanın ikametine götürdüğü tespit edilen taksici tanık M.O. ve katılan … tarafından görüntülerdeki katılandan altınları alan şahsın sanık … olduğu teşhis edilmiştir.
4. Sanık … savunmasında, ‘..taksici Mustafa’yı ben aradım, bu suçu işledik, bunun bir bahanesi yok, özellikle mağdurlardan özür diliyorum, ben cezaevinden izne ayrılmıştım, bu dönemde iş arıyordum, daha önceden tanıdığım Bülent Kırmacı ile rastgeldik, bana gerçek fetöcülerden para aldıklarını, bunların yakalanmaması için para verdiklerini söyledi, ben de kendisine para lazım olduğunu, bir sefere mahsus yapacağımı söyledim, ne alırsam %35’ini vereceğini söyledi, ertesi gün beni kendisi aradı, Afyon’a gitmem gerektiğini söyledi, bana bir hat verdi, Afyon’a gittikten sonra mağdurla buluştum, parayı alıp geldim, parayı aldıktan sonra pazar yerinin oraya parayı koymam söylendi, ben parayı koydum, bir müddet bekledim, parayı almaya gelen olmadı, bir süre ayrılıp döndüğümde paranın olmadığını gördüm, birkaç gün sonra Bülent bana o paranın içinden 2.500,00 TL-3.000,00 TL kadar para vermişti. “Dayı” olarak kendisini bildiğim bir şahısla Bülent telefonda bizi biraraya getirmiştir, bu şahısla aracılığımı yapan Bülent’tir, Bülent sadece parayı koyacağım yeri söylüyordu, Tavas olayında ”dayı” lakaplı kişi beni yönlendirmiştir, bana Tavas’ta 150.000 dolar para olduğunu ve bu paranın alınması gerektiğini söyledi, ben de alamayacağımı beyan ettim ancak Afyon’daki olaydan dolayı beni tehdit ettiler, ben de gitmeye mecbur bırakıldım, ben Bülent ve ”dayı” lakaplı şahıslar ile muhatap oldum, o sadece beni yönlendiriyordu, tiyotra oynayanlar kim bilmiyorum, tiyatro derken telsiz sesleri geliyordu, ben bunu Bülent’e söylediğimde işin tiyatrosu demişti. ” şeklinde beyanda bulunmuştur.
5. Mahkemece; kamera görüntüleri, katılanların beyanları ve teşhisi, tanık M. O’nun beyanları ve teşhisi, sanık …’un ikrara yönelik beyanları birlikte değerlendirilerek, sanık … hakkında kendisini komiser olarak tanıtarak hileli hareketlerde bulunmak suretiyle katılanlardan menfaat temin etmesi eylemi nedeniyle maddi ve manevi unsurları itibariyle oluşan nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Tavas Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2021/1216 soruşturma sayılı dosyasının derdest olması ve henüz faillerin tespit edilememiş olması nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca suçun üç veya daha fazla kişiyle işlenmesi durumundaki arttırım nedeninin tatbik edilmediği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenerek esastan ret kararı verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca artırım yapılması için, suçun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlendiğinin kesin olarak belirlenmiş olması gerektiği dikkate alınarak; mahkemece yapılan araştırmada suçun üç kişi tarafından işlendiğinin kesin olarak tespit edilememiş olması karşısında, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı kararında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerektiği gözetilmeden, Bolvadin Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/192 Esas, 2010/186 Karar sayılı 28.03.2012 tarihinde kesinleşen 10 yıl hapis cezasına ilişkin ilamı yerine Ödemiş 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/652 Esas, 2018/270 Karar sayılı 5 ay hapis cezasına ilişkin ilamının tekerrüre esas alınması, şeklindeki hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 18.10.2022 tarihli ve 2022/3822 Esas, 2022/2777 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkarılarak yerine ”Bolvadin Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/192 Esas, 2010/186 Karar sayılı mahkumiyet hükmü tekerrür oluşturduğundan, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin 6 ıncı ve 7 inci fıkraları uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafininin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Denizli 1.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2023 tarihinde karar verildi.