YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/7722
KARAR NO : 2007/812
KARAR TARİHİ : 02.02.2007
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasında yapılan sözleşmeye istinaden müvekkiline davalı bankaca POS cihazı tahsis edildiğini, ilgili POS cihazı ile 17.12.2004 tarihinde hamili … olan kredi kartı ile 5.000.000.000.TL’lık ve hamili … olan kredi kartı ile 7.000.000.000.TL’lık iki işlem yapıldığını, müvekkilinin işlemleri yaparken ibraz edilen kimlik bilgileri ile kart üzerindeki bilgileri karşılaştırdığını, aykırılık tespit edilemediğini ve POS makinesi de işlemlere onay verdiğinden alışverişlerin gerçekleştiğini, kart hamillerinden …’nun 10.12.2004 tarihinde başka bir kredi kartı ile 8.000.000.000.TL’lık alışveriş yaptığını, müvekkilinin hesabına gerçekleştirilen kredi kartı işlemlerine ilişkin 12.000.000.000.TL yatırıldığı halde para çekilmek istendiğinde 17.12.2004 tarihinde POS cihazı ile yapılan alışverişte kullanılan kartların sahte olduğundan toplam 19.219.840.075.TL bulunan hesaba bloke konulduğunun bildirilip,POS cihazının geri alındığını, alacaklarının tahsili için girişilen icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının işyerinde 17.12.2004 tarihinde iki ayrı kredi kartı ile yapılan satış işlemlerinde kullanılan kartların sahte olduğunu, bunun üzerine üye işyeri sözleşmesi uyarınca satış tutarı üzerine bloke konulduğunu, yapılan işlemin sözleşmeye uygun olduğunu, davacının sözleşmenin kendisine getirdiği yükümlülüklere uymadığını, davacının işlem sırasında kimlik kontrolünün yanısıra slip üzerindeki imza ile kartın arka panelindeki imzaları da karşılaştırması gerekirken bunu yapmadığını, kart için provizyon onayının verilmiş olmasının olayda gerçek kartın kullanıldığı anlamına gelmeyeceğini savunarak davanın reddi ile davacının tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davacının eczanesine depolardan gelen ilaç faturaları ile eczaneden çıkışı yapılan ilaçlara ait faturaların birbiri ile uyuştuğu, banka slipleri ile faturalar arasında da uyum bulunduğu, bu nedenle davacı işyerinde yapılan satışın muvazaalı veya göstermelik bir satış olmadığı, davacının yapılan alışverişlerde sözleşmedeki yükümlülüklere uymadığı, kimlik kontrolü ve imza karşılaştırılmalarında gereken özen ve dikkati göstermeyerek sahte kredi kartı ile yapılan alışverişe cevaz verdiği ve kusurlu olduğu, davalı bankanın sahte kredi kartlarına POS cihazının onay vermesini engelleyici teknik birtakım önlemlerin alınmasının da mümkün olduğu anlaşıldığından kusurun yarı yarıya taraflara dağılımı gerektiği, bloke konulan bedelin 6.000 YTL’lik kısmına yapılan itirazın bu nedenle haksız olduğu , alacağın tutarının belirlenmesinin yargılamaya muhtaç bir durum arzettiği, davalının takiple temerrüde düştüğü gerekçesiyle takip konusu 19.219.84 YTL üzerindeki blokenin 7.219.84 YTL’lık kısmı serbest bırakıldığından bu meblağ üzerinden karar ittihazına yer olmadığına, kalan 12.000 YTL asıl alacak üzerinden davacı vekilinin davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Taraflarca imzalanan üye işyeri sözleşmesinin IV.Firmanın Yükümlülükleri başlıklı kısmının 6.maddesinde ; “firmanın, istihdam ettiği personelce, kart sahipleri veya diğer kişilerce münferiden veya müştereken gerçekleştirilen mükerrer, sahte, taklit veya tahrifat ya da tahribat neticesinde tutarı değiştirilen her türlü satış belgeleri sonucunda ortaya çıkabilecek bankanın tüm zararından sorumlu olacağı” belirtilmiştir.
Mahkemece anılan sözleşme hükmü ve aynı işyerinden kısa aralıklarla ve sahte kartlarla birçok alışveriş yapıldığı tartışılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 2.2 .2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.