YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9156
KARAR NO : 2023/1886
KARAR TARİHİ : 21.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki borca itiraz dilekçesinin usulsüz tebliğ şikayetinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı borçlu tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Şikayetçi alacaklı dava dilekçesinde; icra dosyasından borçlunun borca itiraz dilekçesinin vekil yerine alacaklı şirketin tebellüğ yetkisi olmayan çalışanına tebliğ edildiğini, borca itiraz dilekçesinden 12.08.2020 tarihinde haberdar olduklarını iddia ederek öğrenme tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı borçlu cevap dilekçesinde; borca itiraza ilişkin tebligatın alacaklı-davacıya tebliğ edildiği, yasal sürede işlem yapmayan davacının almış olduğu ihtiyati haciz kararının hükümsüz kaldığını, 20.07.2020 tarihinde borca itiraz ettikleri, bu tarihten itibaren alacaklı tarafın icra dosyasında bir çok işlem yaptığını, davacının işlem yaptığı tarihlerin öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, tebligat yapılan kişinin davacı şirket çalışanı olduğunu, başka icra dosyalarından bu kişiye tebligat yapılıp yapılmadığının araştırılmasını talep ettiklerini beyan ederek şikayetin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı borçlunun borca itiraza ilişkin dilekçesinin alacaklı … Fabrikası vekili Av. …’a tebliğe çıkartıldığı, tebligatın muhatabının tüzel kişi olmayıp icra dosyasında vekili olan gerçek kişi olduğu, bu nedenle tüzel kişilere tebligatı düzenleyen Tebligat Kanunun 12. ve 13. maddelerinin uygulanmasının söz konusu olmadığı, vekile çıkarılan tebligatın aynı Kanun’un 11. maddesi ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 18. maddesine göre yapılması gerektiği, vekilin adresinde bulunmaması halinde ise aynı Kanun’un 17 ve Yönetmeliğin 26/2 maddesine göre aynı yerde sürekli olarak çalışan memur veya müstahdemlerinden birine tebligatın yapılması gerektiği, somut olayda borçlunun borca itiraz talebinin alacaklı … fabrikasına ilişkin olarak vekili Av. …’a çıkarıldığı, tebliğ evrakının 04.08.2020 tarihinde … işyeri temsilcisi …’a tebliğ edildiği, vekilin belirtilen adreste bulunup bulunmadığı ile tebliğ alan kişinin vekilin memuru veya müstahdemi olup olmadığının belirtilmediğinden tebliğin usulsüz olduğu gerekçesiyle şikayetin kabulüne, borca itiraz dilekçesinin tebliğ tarihinin 12.08.2020 olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Borçlu vekili istinaf dilekçesinde;Alacaklı vekilinin ayrı bir bürosu olmadığını, alacaklı şirket bünyesinde maaşlı çalıştığını, … Barosunda kayıtlı adresinin alacaklı şirket adresi olduğunu, uygulanması gereken maddelerin Tebligat Kanunu 12. ve 13. 17. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliği 26. maddesi olduğunu, tebligat yapılan vekilin ayrı bir işyeri bulunmadığını, mesleğini davacı şirkete bağlı olarak onun adresinde ifa ettiğini, tebligatın usule uygun olduğunu iddia ederek kararın kaldırılmasını talep etti.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda boçlunun borca itiraz dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat mazbatasında; “… işyeri temsilcisi … imzasına” evrakın tebliğ edildiği belirtildiği, borca itiraz dilekçesinin alacaklı vekiline tebliğe çıkartılması yerinde ise de Tebligat Kanunu’nun 17. maddesi ve yönetmeliğin 26. maddesi gereğince muhatabın … yerinde bulunup bulunmadığına dair bir açıklamanın tebliğ evrakında yer almadığı ve tebliğin, vekilin sekreteri veya katibine değil, … Fabrikası işyeri temsilcisi …’a yapıldığı, boçlunun borca itiraz dilekçesi tebliğinin usulsüz olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Borçlu vekili temyiz dilekçesinde; istinaf incelemesinde her ne kadar ”muhatabın … yerinde bulunup bulunmadığına dair bir açıklamanın tebliğ evrakında yer almadığı”, bu sebeple usulsüz tebligatın söz konusu olduğu öne sürülmüşse de bu değerlendirmenin son derece hatalı olduğunu, tebligat esnasında gerekli hususların sorulduğunu, tebligat esnasındaki mevcut durumun tebliğ mazbatasının üzerine yazıldığını,davacı vekilinin davacı şirket bünyesinde sürekli olarak bulunmak kaydıyla maaşlı olarak çalıştığını, şirket bünyesinde, şirket adresinde ve şirkete bağlı olarak, sürekli ve bağımlı bir şekilde çalışan vekile tebligatın da Tebligat Kanunu 17. madde ve Yönetmelik 26. maddesine göre yapılabileceğini, tebliğin usule uygun olduğunu iddia etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, usulsüz tebliğ şikayetine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İİK’nın 16/1 maddesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11, 17. maddeleri, Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. Ve 26. maddeleri
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup borçlu tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.