YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/31340
KARAR NO : 2023/15369
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
Sağlık Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in vekalet ilişkisi başlıklı 6 ncı maddesi hükümleri karşısında; katılan … adına katılma talebinde bulunan vekilin talebi reddedilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, Sağlık Bakanlığı vekilinin katılan vekili olarak davaya kabulüne karar verilerek ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Yerel Mahkemece sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, tehdit suçundan ise aynı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca “Suç işleme tarihinde adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında cezanın ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken 5237 sayılı Kanun’un 51 inci ve 1412 sayılı Kanun’un 231/6 ncı bendinde öngörülen nesnel ve öznel koşulların bulunup bulunmadığı tartışılıp yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden “…Sanığın suç işleme hususundaki olumsuz eğilimi…” ile “…Sanığın sabıka kaydına yansıyan olumsuz kişiliği…” şeklindeki yetersiz ve yanlış gerekçeler ile hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve cezaların ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi ve Anayasa Mahkemesinin, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulmasının, yasaya aykırı olduğu” görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan vekilinin temyiz isteği; katılan vekili olarak kabul edilmeleri gerektiğine, vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, kararın bozulması gerektiğine, vesaire ilişkindir.
B. Sanık müdafiinin temyiz isteği; kararın kanun ve hukuka aykırı olduğu, takdiri indirim uygulanmadığı ve sanığın beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemece “Mahkememizce yapılıp bitirilen açık yargılama sonunda; Her ne kadar sanık inkara yönelik savunmada bulunmuş ise de; sanık ile olay öncesi husumetleri bulunmayan tarafsız tanıkların beyanlarına üstünlük tanındığından sanığın üzerine atılı kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve tehdit suçlarını işlediği vicdani kanaatine varılmıştır. Sanığın temel cezası takdiren alt sınırdan belirlenmiştir. Sanığın hakaret içeren sözleri hem acil sarı alanda hemde acil kapısının önünde aynı gün farklı zamanlarda söylediğinden sanığın hakaret eyleminin zincirleme şekilde gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Müştekinin ve tanıkların beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanığın hakaret içeren sözleri söylediği esnada başka hasta yakınlarının olduğu ve olay yerinin kalabalık olduğu anlaşıldığından aleniyet unsurunun gerçekleştiği kanaatine varılmış bu nedenle sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun’un 125/4 üncü maddesi gereğince artırım yapılmıştır.” şeklindeki gerekçeyle mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
1. Yerel Mahkemece, “Sanığın sabıka kaydında yer alan … Asliye Ceza Mahkemesi ve … Asliye Ceza Mahkemesine ait ilamların mahkememizin suç tarihinden sonra kesinleşmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesindeki yasal koşulların oluşmadığı … ancak sanığın sabıka kaydına yansıyan olumsuz kişiliği ve sanığın daha önce 3 aydan fazla hapis cezası ile cezalandırılmış olması ve sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumsuz kanaate varılmış olması” gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezaların ertelenmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmakla, sanığın sabıka kaydının incelenmesi neticesinde Yerel Mahkemenin gerekçesinde hukuka aykırılık görülmediğinden,
2. Anayasa Mahkemesi’nin, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı gözetilerek hüküm kurulduğundan,
Kararın bu nedenlerle bozulması gerektiğine yönelik Tebliğname’deki görüşe iştirak olunmamıştır.
B. Katılan Vekili ve Sanık Müdafiinin Temyiz İstekleri Yönünden
1. Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi karşısında, katılanın kendisini Sağlık Bakanlığı vekili ile temsil ettirmesi nedeniyle, Sağlık Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 11 inci maddesi ile 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 14 üncü maddesi uyarınca idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Sanık Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanabilmesi için, bir suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda aynı kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi gerekli olup, mahkemece de sanığın birbirini takip eder şekilde kesintisiz biçimde hakaret ettiğinin kabulü karşısında; araya belli bir zaman aralığı girmeksizin aynı eylemin devamı niteliğinde söylediği sözler nedeniyle sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanarak fazla ceza tayini,
Nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipleri ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B-1) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan … adına Sağlık Bakanlığı vekili ile sanık … müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına; “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1 inci maddesi uyarınca 1.800,00 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak Sağlık Bakanlığı’na verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B-2) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan … adına Sağlık Bakanlığı vekili ile sanık … müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2023 tarihinde karar verildi.