Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/8430 E. 2023/744 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8430
KARAR NO : 2023/744
KARAR TARİHİ : 16.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/537 E., 2015/832 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kırıkkale 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2015 Tarihli ve 2015/537 Esas, 2015/832 Karar sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
2. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 206 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dair şartların oluşmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dosya kapsamına göre, sanığın sevk ve idaresindeki aracı durduran ve kimlik isteyen polislere, kendisini … olarak tanıtıp üzerinde kendi fotoğrafı bulunan …’ın kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş sahte sürücü belgesini ibraz ettiği, araçta yapılan aramada 125.000 paket kaçak sigaranın ele geçirilmesi üzerine 5607 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan başlatılan soruşturma kapsamında … adına tutanak tutulup belgeler düzenlendiği, parmak izi incelemesi sonucu sanığın gerçek kimliğinin tespit edildiği, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarından kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Alaşehir İlçe Emniyet Müdürlüğünün 04.03.2015 tarihli yazısında, suça konu sürücü belgesinin sahte olduğu, sahteciliğin ilk bakışta anlaşılamayacağı belirtilmiş; Mahkemece yapılan gözlemde, sürücü belgesinin aldatma kabiliyetini haiz olduğu kabul edilmiştir.
3. Sanık savunmasında, sahte olarak düzenlettirdiği suça konu sürücü belgesini kullandığını, araçta yapılan aramada kaçak sigaraların ele geçtiğini, parasız ve çaresiz olduğu için yüklenen suçları işlediğini beyan etmiştir.
5. Mahkemece, sanığın suça konu sürücü belgesini kullandığı, … adına belgeler düzenlenmesine neden olduğu kabul edilerek, resmi belgede sahtecilik ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın Temyiz İsteği Yönünden
a) Sanığın sahte sürücü belgesini kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğini kabul eden Mahkemenin taktirinde isabetsizlik görülmemiş,
b) Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkûmiyetlerin bulunduğunun anlaşılması, sanığın yeniden suç işlemeyeceğine yönelik kanaatin oluşmaması, hükmedilen cezanın kısa süreli hapis cezası olmaması nedeniyle, kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Tekerrüre esas alınan İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2011 tarihli ve 2010/694 Esas, 2011/257 Karar sayılı ilamına konu 5237 sayılı Kanun’un 155 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmakla, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre bu ilamın veya sanığın adli sicil kaydındaki diğer ilamlar esas alınarak tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B. Sanık Hakkında Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

Ancak;
1. Dosya kapsamına göre, olay günü sanığın sevk ve idaresindeki aracın kolluk tarafından durdurulması üzerine yapılan aramada 125.000 paket kaçak sigaranın ele geçirildiği, kendisini … olarak tanıtarak sahte sürücü belgesini ibraz eden sanığın, 5607 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan başlatılan soruşturma kapsamında … adına tutanak tutulup belgeler düzenlenmesine neden olduğu, parmak izi incelemesi sonucu gerçek kimliğinin ortaya çıktığı anlaşılan olayda; sanığın 5237 sayılı Kanun’da 268 inci maddesinde düzenlenen ve seri muhakeme usulüne tabi olan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabule göre de;
a) Tekerrüre esas alınan ilama konu hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmakla, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kırıkkale 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2015 tarihli ve 2015/537 Esas, 2015/832 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kırıkkale 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2015 tarihli ve 2015/537 Esas, 2015/832 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.02.2023 tarihinde karar verildi.