Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/337 E. 2007/1784 K. 27.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/337
KARAR NO : 2007/1784
KARAR TARİHİ : 27.02.2007

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin 28.05.2002 tarihli sözleşme ile 12.000.000.000.-TL. karşılığında davalıdan kamyonet satın aldığını, davalının resmi satış sözleşmesini yapmadığını, haciz yoluyla müvekkilinin elindeki araca el konulduğunu ileri sürmüş ve 12.000.000.000.-TL.nın 28.05.2002 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmeye göre satış bedelinin 30.08.2002 tarihinde ödenmesi gerekirken davacının bu ödemeyi yapmadığını, sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece araçların satışının resmi şekilde yapılması gerektiğini, harici satışın geçersiz olduğu, geçersiz olan satış sözleşmesinde bedel hususunun belirtilmediği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, haricen satın aldığı araç bedeli olarak 12.000.000.000.-TL. ödediğini iddia etmiş, davalı ise harici satışa konu edilen araç bedelinin satış sırasında ödenmediğini, 30.08.2002 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak sonradan da herhangi bir ödeme yapılmadığını savunmuştur.
Taraflar arasında imzalanan 28.05.2002 tarihli harici satış sözleşmesinde aracın davalı tarafından davacıya satıldığı belirtilmiş, ancak satış bedeli gösterilmemiştir. B.K.nun 182/2. maddesi uyarınca aksine adet veya mukavele mevcut değil ise satıcı ile alıcı borçları aynı zamanda ifa etmekle mükelleftirler. Buna göre, aslonan peşin satış olup, mal ve paranın aynı anda verildiğinin kural olarak kabulü gerekir. Davalı taraf bu kuralın aksini savunduğuna ve satışın veresiye satış olduğunu belirttiğine göre, bu yöndeki savunmasını yazılı delil ile kanıtlamakla yükümlüdür. Davalı savunmasının kanıtı olarak dosyaya bir sözleşme fotokopisi sunmuş ise de, bu belge altındaki ödeme şerhinin sözleşme aslında mevcut olmadığı görülmüştür. Davacı anılan şerhin davalı tarafından sonradan belge örneğine eklendiğini iddia etmiş ve sözleşme aslını dosyaya sunmuştur. Sözleşme aslında bulunmayan bir açıklamanın sözleşme örneğine sonradan eklenmediği yolundaki savunmanın da davalı tarafından kanıtlanması gerektiğinde kuşku yoktur.
Hernekadar sözleşmede satış bedeli yazılı değil ise de, davalı tarafın icra dosyasına verdiği itiraz dilekçesinde aracın veresiye olarak 19.000.000.000.-TL.ye satıldığı belirtilmektedir. Davacı ise, satış bedelinin 12.000.000.000.-TL. olduğunu belirtmiştir. Bu beyanlar karşısında satış bedelinin belli olmadığı şeklindeki yerel mahkeme gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Kaldı ki, satış bedelinin B.K.nun 209/1. maddesi uyarınca da belirlenmesi mümkündür.
Mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.