YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/38
KARAR NO : 2023/2102
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması
HÜKÜM : Beraat kararının kaldırılarak mahkumiyet
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 29.11.2022 tarihli ve 2021/18790 Esas, 2022/17911 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.12.2022 tarihli ve 2021/53043 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin Anayasa Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli ve 2018/71 Esas, 2018/118 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, iptal kararı üzerine 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “…d) İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen
ve 272. maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,…temyiz edilemez.” şeklindeki düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih ve sonrasında ilk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 5271 sayılı Kanun’un 272 nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkumiyet kararlarının da suçun kanunda yazılı üst sınırı ile bağlı kalınmaksızın temyize tabi kararlar olarak eklendiğinden söz konusu hükmün temyiz kanun yoluna tabi olduğu ve temyiz sebepleri de gözetilerek incelemeye konu edilmesi gerektiğine ilişkindir.
II. GEREKÇE
1. Elmalı Cumhuriyet Başsavcılığının 11.03.2019 tarihli ve 2018/1492 Soruşturma, 2019/218 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 171 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca açılan dava neticesinde, Elmalı Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2020 tarihli ve 2019/235 Esas, 2020/73 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiş, bu kararın katılan R.C. tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 04.03.2021 tarihli ve 2020/1292 Esas, 2021/542 Karar sayılı kararı ile yapılan duruşmalı inceleme neticesinde sanık hakkında kurulan beraat hükmünün 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılarak 5237 sayılı Kanun’un 171 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Dairemizce yapılan inceleme neticesinde, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 04.03.2021 tarihli ve 2020/1292 Esas, 2021/542 Karar sayılı ilk derece mahkemesince verilen beraat kararının kaldırılarak sanığın mahkumiyetine dair kararın, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca temyiz edilebilir kararlardan olduğunun belirlenmesi nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
3. Sanık müdafiinin, yangının nasıl çıktığının bilirkişi raporu ile belirlenemediği, bu hususa dair bir tanık beyanının da bulunmadığı, istinaf mahkemesi tarafından sanığın ifadelerinin değiştirilerek yazıldığı, tahmine dayalı mahkumiyet kararı verildiğine ilişkin temyiz sebepleri ile sınırlı yapılan incelemede;
a) Temyizin kapsamına göre;
i) Dava konusu olay, katılan R.C.’nin deposunda meydana gelen ve mağdur C.C.’nin odunlarına sıçrayan yangının, sanığın üç gün önce gerçekleştirdiği atık yakma eyleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığına ilişkindir.
ii) 25.07.2018 tarihli olay yeri inceleme raporu ile olayın sanığa ait depoda meydana geldiği, olay yerinde bulunan karakol personeli ve tanıklar ile yapılan görüşmede, 24.07.2018 günü saat 15.00 sıralarında çevrede oturan komşuların havada dumanı gördükleri, dumanın olduğu yere doğru gittiklerinde sanığa ait deponun çatı kısmının tamamen yanmakta olduğu, yangının yanan deponun batısında katılan …’e ait sera ve depoya da sıçradığı, sanığın yanan deposu ile bu deponun yaklaşık 5 metre güney istikametinde bulunan deposu arasında kalan alanda sürekli hayvan artıkları, ot kalıntıları gibi malzemeleri yaktığı, en son 21.07.2018 günü aynı bölgede ot kalıntılarını, hayvan artıklarını yaktığının öğrenildiği belirlenmiştir.
iii) Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığının itfaiye raporu ile sanığa ait bir deponun tamamen yandığı, diğer deponun uç çatı kısmının kısmen yandığı, katılan …’e ait deponun iki odasının çatısı ile içerisindeki eşyaların tamamen yanarak zarar gördüğü ve yangının çıkış nedenine ilişkin tespitin yapılamadığı belirlenmiştir.
iv) Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 31.07.2018 tarihli ve ANT-KİM-18-04652 sayılı raporu ile olay yerinden elde edilen bulgular üzerinde herhangi bir yanıcı ve yangın başlatıcı madde (benzin, mazot, gazyağı, tiner vb.) kalıntısına rastlanılmadığı, bu tür maddelerin uçucu özellikleri nedeniyle kolayca buharlaşarak ortamdan uzaklaştıklarından tespit de edilmeyebileceği belirlenmiştir.
v) 20.11.2019 tarihli elektrik, yangın ve fen bilirkişilerinden oluşan heyet raporunda, yangın hasarının en yoğun gözlemlendiği alanın sanığa ait ahır olduğu, bu nedenle yangının sanığın ahırında başlayıp katılan …’e ait eve sirayet ettiği, depoda ve diğer yangından zarar görmüş alanlarda herhangi bir ark izine rastlanmaması ve yangının merkezi olarak değerlendirilen depoda herhangi bir elektrik tesisatının olmadığı sabit olduğundan yangının elektrik kaynaklı başlamasının mümkün olmadığı, yangının merkezinde ve dosyada bulunan mevcut verilerin yangının kesin çıkış sebebini aydınlatmada yeterli olmadığından yangının kesin çıkış sebebinin tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı, depoda yangın başlatabilecek onlarca ihtimalin bulunduğu (kundaklama, söndürmeden atılan bir sigara izmariti ya da duvar dibinde daha önce yakılmış anızların partiküllerinin uçarak depoda bulunan samanları tutuşturması gibi) belirtilmiştir.
vi) (1) Katılan R.C., sanığın 21.07.2018 günü iki ağılının arasında samra olarak tabir edilen kurumuş ot saman karışımını yaktığını, bu maddenin de hemen sönmeyeceğini, içten içe haftalarca yanabilen bir madde olduğunu, olaydan önce sanığa ateş yakması nedeniyle ona harçlı duvar örmek istediğini, ancak sanığın malzeme almak istemediğini beyan ettiği,
(2) Mağdur C.C., olay nedeniyle kışlık odunlarının yandığını, başka bir zararının olmadığını beyan ettiği, (3) Sanığın, ahırlarında hayvan olmadığı için depo olarak kullandığını, 18.07.2018 günü aralarında 15-20 metre mesafe olan iki ahırının arasında evinin çevresindeki atıkları toplayıp yaktığını, yangının katılan …’in sınıra koyduğu traktör lastiklerinin yanmasından kaynaklandığını, ahırının taştan yapılı olduğunu, yangının kendisinden çıkması durumunda öncelikle kapıların ve odunlarının yanmış olacağını, ancak böyle bir durumun söz konusu olmadığını beyan ettiği,
(4) Sanığın oğlu olan S.G., 18.07.2018 günü babasının yangın mahalline bitişik mekanda 1,5-2 metre temelin yanında otları yaktığını, söndükten sonra babasının kendisine bunları sulamasını söylediğini, hortumla ıslatarak ateşi soğuttuğunu, hiç ateş kalmadığından emin olduğunu beyan ettiği,
(5) Tanık Y.Ş., ilk olarak sanığın binasının yandığını, daha sonra katılan …’in binasına sirayet ettiğini beyan ettiği,
(6) Tanık E.G., evin balkonunda oturdukları sırada mağdur …’in evinin tarafından dumanların geldiğini görünce bölgeye gittiğinde sanığa ait hayvan ahırının ceviz ağacı olan tarafından çatı kısmında dumanlar çıktığını gördüğünü, rüzgarın etkisiyle çatı kısmının birden alevlendiğini, sanığı arayıp ahırında yangın çıktığını söylediğini, sonrasında katılan ve mağduru arayıp sanığın ahırında çıkan yangının onların da alanlarına sıçrayabileceğini söylediğini beyan ettiği,
(7) Tanık S.K., ikametin dışında oturduğu sırada karşısında kalan ve katılan …’e ait barakanın bitişiğinde bulunan ahırın kapısından alevler çıktığını ve bu alevlerin rüzgarın etkisiyle katılana ait barakaya doğru ilerlemeye başlayınca itfaiyeye haber verdiklerini beyan ettiği,
Belirlenmiştir.
vii) Sanığa atılı suçun önödemeye tabi olması nedeniyle Elmalı Cumhuriyet Başsavcılığınca 07.02.2019 tarihli önödeme önerisinde bulunulmuş, sanığın bu öneriyi 07.02.2019 tarihinde tebliğ aldığı halde 10 günlük yasal süre içerisinde önödeme önerisine uymadığından hakkında dava açıldığı belirlenmiştir.
b) İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince, “Her ne kadar sanığın üzerine atılı taksirle yangına neden olma suçunun değerlendirilmesinde, sanığın, olay tarihinde katılanın evi ile kendi ahırı arasında pislik yaktığı, ancak ateşi tamamen söndürdüğü yönündeki beyanları ile özellikle tanık Y.G.’nin keşif mahallinde alınan beyanında öte beri yandıktan sonra ateşi soğuttuğunu ve hiç bir ateşin kalmadığı yönündeki beyanı ve ateş yakıldıktan sonra olay sırasında bulunan tanıkların ortak beyanlarında, ilk olarak sanık …’in evinin yandığı, Rafet’in evinin sonra yandığı ancak Rafet’in evinin ne şekilde yandığı, yangının ne şekilde çıktığını görmedikleri yönündeki beyanları ile dosya kapsamında mevcut olan bilirkişi raporunda da yangının sanığın ahırında başlayıp çevresindeki diğer alanlara sirayet ettiği, yangının elektrik kaynaklı başlamasının mümkün olmadığı, bu sebeple yine bilirkişi raporunda yangının kesin çıkış sebebinin tespitinin yapılmasının mümkün olmadığının belirtildiği, ahırda yangının çıkmasının onlarca sebebinin örneğin çevreden geçen birisinin atmış oldupu sigara izmaritinin dahi buna sebebiyet verebileceği yönünde görüş bildirildiği anlaşılmakla sanığın cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden” sanık hakkında genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması
suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
c) Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince, katılan …’in istinaf talebinin kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, “Her ne kadar ilk derece mahkemesince sanığın beraatine karar verilmiş ise de, sanığın suç tarihinden bir kaç gün önce evinin etrafındaki pislikleri toplayıp yaktığına dair beyanı, sanığın oğlu Süleyman Güzel’in bu hususu doğrulayan beyanı, tanıkların yangının sanığın evinin bulunduğu yerden başladığını ve önce sanığın ev ve deposunun yandığına dair beyanları, bilirkişinin yangını elektrik kaynaklı olmadığına dair raporu ile yine yangının sanığın ahırından başlayıp, diğer yerlere ve katılanın evine sirayet ettiğine dair rapor içeriği ile tüm dosya kapsamına göre sanığın taksirle yangına sebebiyet verme suçunu işlediği” belirtilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 171 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
d) Gerekçe
0.11.2019 tarihli elektrik, yangın ve fen bilirkişilerinden oluşan heyet raporu ile her ne kadar yangının çıkış yerinin sanığın deposu olarak belirlenmiş ise de, aynı raporda yangının çıkmasına neden olabilecek onlarca ihtimalin bulunduğunun örnekleme yapılarak belirtildiği ve yine Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 31.07.2018 tarihli ve ANT-KİM-18-04652 sayılı raporu ile olay yerinden elde edilen bulgular üzerinde herhangi bir yanıcı ve yangın başlatıcı maddeye rastlanılmamış ise de, bu tür maddelerin uçucu özellikleri nedeniyle kolayca buharlaşarak ortamdan uzaklaşmaları nedeniyle tespit de edilemeyebileceğinin belirtilmesi karşısında, sanık hakkında ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde ilk derece mahkemesince verilen beraat kararının kaldırılarak mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 29.11.2022 tarihli ve 2021/18790 Esas, 2022/17911 Karar sayılı temyiz isteminin reddine ilişkin ilâmın KALDIRILMASINA,
3. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 04.03.2021 tarihli ve 2020/1292 Esas ve 2021/542 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.04.2023 tarihinde karar verildi.