Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/8533 E. 2008/11653 K. 27.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8533
KARAR NO : 2008/11653
KARAR TARİHİ : 27.11.2008

Mahkemesi : Ankara 8. İcra Mahkemesi
Tarih : 25.03.2008
Nosu : 1292-226
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Şikayet edenler vekili, borçlu şirketin muhtelif kurumlara yaptığı işlerden dolayı şikayet eden Hakan … tarafından haczedilerek icra dosyasına giren paranın diğer şikayet eden Hakan …’a noterden temlik edildiğini, daha sonra borçlu şirketin işçilerinin vekili tarafından takip dosyasına giren paranın haczinin istendiğini, imtiyazlı alacaklı olarak işçi alacaklılarına birinci sırada yer verildiğini, artan paranın da müvekkili ile diğer kamu kuruluşları arasında garameten paylaştırıldığını, müvekkili …’na yapılan temlikin tüm hacizlerden önce olduğunu, öncelikle temlik alacaklısına pay ayrılması gerektiğini, işçilerin yaptıkları takiplerdeki ödeme emirlerinin şirkete usulsüz tebliğ edildiğini, tebligatın yapılmış olduğu kabul edilse dahi haciz yapmadıklarını, İİK.nun 206. maddesinin ancak iflasta geçerli olduğunu, şikayet edilen diğer kurumların da haczinin bulunmadığını belirterek sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, sıra cetvelinin usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek şikayetin reddine karar verilmiştir.
Şikayet edenler vekili, kararı temyiz etmiştir.
1-İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK’nın) 100.maddesinde hacze takipli iştirak, 101.maddesinde ise hacze takipsiz iştirak düzenlenmiştir. İşçi alacakları, İİK’nın 101. maddesinde belirtilmediği için bu nitelikte alacakların ilk kesin hacze iştirak koşulları İİK’nın 100.maddesindeki koşullara göre belirlenir. Somut olayda, şikâyet edenler vekili, sıra cetvelinin ilk 53 sırasında yer alan işçi alacaklarından dolayı yapılan takiplerin ödeme emirlerinin usulsüz olmasından dolayı kesinleşmediğini, kesinleştiğinin kabul edilmesi hâlinde dahi sıra cetveline konu hak edişlere usulüne uygun bir şekilde haciz konulmadığını iddia etmiştir. Sıra cetvelinde bedeli paylaşıma konu paranın takip borçlusu temizlik şirketinin çeşitli kişi ve kuruluşlara yapmış olduğu temizlik işlerinin karşılığı olan hak edişlerden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Söz konusu hak ediş paraları, farklı tarihlerde ve farklı kurumlardan dosyaya yatırılmış, işçi alacaklarının takip dosyalarından sıra cetveli dosyasına bir müzekkere gönderilerek dosyaya giren paraların haczedildiği belirtilmiştir.

../..

-2-

Mahkemece, şikâyet eden vekilinin iddiaları da incelenerek, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde dosyaya giren her bir hak ediş parası için sıra cetvelinin ilk 53 sırasında yer alan işçi alacaklarının İİK’nın 100. maddesi koşullarına uygun şekilde ilk hacze iştirak edip etmedikleri üzerinde durularak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir. Bu hususun araştırılmaması ve kararın gerekçesinde tartışılmaması usul ve yasaya aykırıdır (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m.388/3).
2-Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 21’nci maddesinin 1’nci fıkrasına göre, “Üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden evvel o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulursa, bu alacak da hacze iştirak eder ve aralarında satış bedeli garameten taksim olunur.” Bu kanun hükmü uyarınca, sıra cetvelindeki kamu alacaklarının ilk kesin hacze iştirak koşullarının oluşup oluşmadığının, sıra cetvelinin konusunu oluşturan her bir hak ediş parası için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Her sıra cetveli kendi koşulları içerisinde değerlendirileceğinden, daha önce yapılan benzer nitelikteki sıra cetveline karşı şikâyet yoluna gidilmemiş olması, daha sonra yapılan sıra cetveline karşı şikayette bulunmaya engel teşkil etmez. Bu nedenle şikâyet eden vekilinin kamu kurumlarının hacizlerinin anılan Kanunun 21. maddesindeki koşulları taşımadığına ilişkin iddialarının incelenerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.
3- Alacağın temliki bir tasarruf muamelesi olup, Borçlar Kanununun 162-172’nci maddeleri arasında düzenlenmiştir. Alacağın temliki ile alacak hakkı, bunu devralan üçüncü kişiye geçer. Böylece devralan daha önce temlik edene ait olan alacak hakkını kesin olarak iktisap eder, bunun üzerinde “tasarruf etme” yetkisini kazanır. Temlik eden alacaklının da bu aşamadan sonra artık tasarruf hak ve yetkisi bulunmadığından, bu alacağa dayalı olarak herhangi bir hukuki işlem yapması mümkün değildir. Bu durumda temlik işlemi ile temlik eden, borç ilişkisinden çıkar ve onun yerine alacaklı sıfatıyla alacağı devralan üçüncü kişi geçer.
Somut olayda şikâyet eden Hakan … tarafından diğer şikâyet eden …’na, noter vasıtasıyla ve tarihi kesin olarak saptanabilecek şekilde, icra takibinden sonra 320.000.YTL’lik alacağın 100.000. YTL’lik bölümü temlik edilmiştir. Alacağını temlik eden kimsenin alacak üzerinde bir tasarruf yetkisi kalmamış olup, söz konusu alacak temlik edenin malvarlığından çıkmıştır. Bu durumda mahkemece, alacağı temlik alanın da temlik edenin haklarının halefi olarak garameten veya alacağa tanınan diğer haklardan yararlanabileceğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.