YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/4500
KARAR NO : 2023/430
KARAR TARİHİ : 07.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/440 E., 2015/87 K.
SUÇ :Açığa imzanın kötüye kullanılması
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
TEMYİZ EDENLER : Sanık … müdafii, katılan vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2015 tarihli ve 2013/440 Esas, 2015/87 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 223 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat, sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 209 uncu maddesinin ikinci fıkrasının yollaması ile aynı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 7.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak;
a)Sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik; sanığın diğer sanık … ile birlikte atılı eylemi gerçekleştirdiği gözetilmeksizin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 209 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkumiyeti yerine beraatına hükmolunması,
b)Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik; sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 209 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin aynı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş olması, nedeniyle bozma görüşlerini içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteği; Sanık …’in, suça konu senedin kendi firmasında düzenlenen oto kiralama sözleşmesinin eki olduğunu kabul etmesi, senedi katılana iade ettiğini söylemesine rağmen, sanık …’nın senedi nasıl ele geçirdiğini bilmediği şeklinde çelişkili beyanlarda bulunması, Mahkemece, senedin sanık …’den çalındığı ya da kaybolduğuna ilişkin bir araştırma yapılmamış olması nedenleriyle, sanık …’in suça konu senedi sanık …’ya vermek suretiyle atılı suça iştirak ettiği ve sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Sanık … müdafinin temyiz isteği; atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, kanıtların toplanmadığı, toplanan kanıtların takdirinde hata yapıldığı ve eksik inceleme ile kurulan mahkumiyet hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan, Denizli 4. İcra Müdürlüğü’nün 2012/6060 Esas sayılı dosyası ile hakkında, sanık …’nın alacaklı, kendisinin borçlu olduğu 75.000,00 TL bedelli suça konu bono nedeniyle icra takibi yapıldığını, yaptığı araştırmada suça konu bononun sanık …’e ait oto kiralama şirketinden 15.10.2012 tarihinde kiraladığı araç satış sözleşmesinin eki olduğunu tespit ettiğini belirterek şikayetçi olduğu anlaşılmıştır.
2. Sanık … savunmasında; katılan ile yaklaşık 5-6 yıl önce tanıştığını, katılanın satmak için kendisinden tekstil ürünleri istediğini, kendisinin de kabul ettiğini, katılana farklı zamanlarda tekstil ürünleri verdiğini, bu nedenle katılandan yaklaşık 30.000,00 TL alacağının olduğunu, katılanın 2011 yılında yanına gelerek ev alacağını bu nedenle paraya ihtiyacı olduğunu, kendisine satması için ürün ya da nakit para vermesini istediğini, kendisinin de alacağını kurtarmak ve ayrıca arkadaşı olduğu için yardım etmek amacıyla 45.000,00 TL para verdiğini, katılanın da cebinden imzalanmış olan senedi çıkarıp kendisine vererek doldurmasını istediğini, kendisinin de doldurduğunu, katılanın borcunu süresinde ödemediği için avukatı aracılığıyla senedi icraya koyduğunu, atılı suçu kabul etmediğini beyan etmiştir.
3. Sanık … savunmasında; olay tarihinde NLY Oto Kiralama isimli iş yerinde çalıştığını, katılan …’ün bir günlüğüne araç kiraladığını, kira sözleşmesinin ekindeki senedi katılanın imzaladığını ancak üzerinin doldurulmadığını, katılanın ertesi gün aracı getirip teslim ettiğini, kendisinin de bir gün önce düzenlenen sözleşmeyi, ekindeki senetle birlikte katılana iade ettiğini, daha sonra katılanın sözleşme ekindeki senedi ne yaptığını bilmediğini, sanık …’yı tanımadığını ve katılan ile arasında şahsi ya da ticari bir ilişkisi olup olmadığını bilmediğini, sonraki bir tarihte katılanın iş yerine geldiğini, tehditle kendisinden bir yazı aldığını beyan etmiştir.
4. Katılan beyanında özetle; sanık …’yı tanımadığını, kendisi ile tekstil veya para alış verişinin olmadığını, suça konu senedi imzalayarak sanık …’ya vermediğini, sanık …’nın diğer sanık … ile anlaşarak senedi icra takibine koyduklarını düşündüğünü beyan etmiştir.
5. İzmir Kriminal Polis Laboratuvarında görevli grafoloji uzmanlarından seçilen üç kişilik bilirkişi kurulundan alınan 17.06.2014 tarihli raporda; suça konu bono üzerindeki yazıların katılanın eli ürünü olmadığı, iki adet borçlu imzasının katılanın eli ürünü olduğu, senedin mukayese edilmek üzere temin edilen NLY Oto Kiralama antetli araç teslim sözleşmesine benzer bir oto kiralama sözleşmesinin alt kısmını oluşturan bölümüne ait olduğu, yazıların bir kalemle, atılı bulunan imzaların ise ikinci bir kalemle atılmış olduklarının tespit edildiği görülmüştür.
6. İzmir Kriminal Polis Laboratuvarında görevli grafoloji uzmanlarından seçilen üç kişilik bilirkişi kurulundan alınan 14.01.2014 tarihli raporda ise; senet üzerindeki düzenlemeye ilişkin el yazılarının sanık …’nın eli ürünü olduğu, iki adet borçlu imzasının sanıkların eli ürünü olmadığının belirtildiği görülmüştür.
7. Suça konu senet aslı üzerinde Mahkeme tarafından yapılan incelemede; senedin kenarındaki tırtıklar nedeniyle bir belgenin eki olduğu, senet üzerindeki, “ihtilaf vukunda Denizli Mahkemelerinin selahiyetini, avukat ücreti dahil bütün mahkeme masrafları dahil ve bir senet ödenmediği takdirde diğerlerinin muacceliyet kesbedeceği şimdiden kabul eyleri….” matbu ibaresi nedeniyle Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen unsurları içermediği, dolayısıyla bono niteliğinde olmadığı, adi senet hükmünde olduğu, nitelikleri itibarıyla aldatma niteliğine haiz olduğu belirtilmiştir.
8. Sanık … tarafından imzalı, “… isimli şahsı eski çalıştığı yerden tanıdığını bu şahsın arada sırada, bir kaç kez kendisine uğradığını, kendisinin içeride bulunmadığı bir anda bu senedi ele geçirdiğini ve üzerini doldurarak … aleyhine icraya koyduğunu, kendisinin olayla ilgisinin olmadığını” beyan eden yazı aslının dosyaya konulduğu görülmüştür.
9. Sanıklar … ve … tarafından katılan … hakkında tehdit suçundan yapılan şikayet neticesinde verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar dosyaya konulmuştur.
10. Denizli 4. İcra Müdürlüğü’nün 2012/6060 Esas sayılı icra takip dosyası dosya arasına alınmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanıklar hakkında zamanaşımı süresi içinde nitelikli dolandırıcılık suçundan dava açılması mümkün görülmüştür.
(Suça konu bono aslının dosyaya konulduğu, bono aslı üzerinde heyetimizce yapılan incelemede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunundaki tüm zorunlu unsurları taşıdığı, belgenin bono niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.)
A. Tebliğname Yönünden;
Katılanın, sanık …’in işlettiği NLY Oto Kiralama isimli iş yerinden kiraladığı araç nedeniyle teminat amacıyla imzaladığı boş senedi aralarında herhangi bir hukuki ilişki bulunmayan ve lehdar olarak yazılan sanık … tarafından icra takibine konulduğunun iddia edildiği olayda; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.05.2001 tarihli ve 2001/6-70 Esas, 2001/77 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, imza sahibinin tevdi ettiği kişinin kağıdın zilyetliğinden vazgeçerek bunu başka bir kişiye vermesi halinde, kağıdın yeni zilyedi olan kişi açısından “esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme” keyfiyetinin gerçekleşmiş olacağı; sanık … açısından “esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme” keyfiyetinin gerçekleşmiş olduğu, açığa imza atandan aldığı kağıdı faile veren sanık …’in eyleminin ise “bertakrip ele geçiren failin” fiiline iştirak ettiği ve yüklenen fiilin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 209 uncu maddesinin ikinci fıkrası atfıyla aynı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “resmi belgede sahtecilik” suçuna vücut vereceği anlaşılmakla; sanıkların eylemlerinin aynı Kanun’un 209 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen, açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturacağı yönündeki Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
B. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.05.2001 tarihli ve 2001/6-70-2001/77 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, imza sahibinin tevdi ettiği kişinin kağıdın zilyetliğinden vazgeçerek bunu başka bir kişiye vermesi halinde, kağıdın yeni zilyedi olan kişi açısından “esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme” keyfiyetinin gerçekleşmiş olacağı; sanık … açısından “esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme” keyfiyetinin gerçekleşmiş olduğu, açığa imza atandan aldığı kağıdı faile veren sanık …’in eyleminin ise “bertakrip ele geçiren failin” fiiline iştirak ettiği ve yüklenen fiilin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 209 uncu maddesinin ikinci fıkrası atfıyla aynı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “resmi belgede sahtecilik” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suça konu bononun, bono vasfında olmadığı şeklindeki hatalı değerlendirme ile aynı Kanun’un 207 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “özel belgede sahtecilik” suçundan mahkumiyet hükmü kurulması nedeniyle temyize konu karar hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
Katılanın, sanık …’in işlettiği NLY Oto Kiralama isimli iş yerinden kiraladığı araç nedeniyle imzaladığı sözleşmenin ekinde bulunan boş senedi de imzaladığı, katılan tarafından araç teslim edildiği halde sanık …’in senedi katılana iade etmeyip, katılan ile aralarında herhangi bir hukuki ilişki bulunmayan sanık …’ya vererek, katılan aleyhine icra takibi yapılmasını sağladığı anlaşılmakla, yukarıda (A) paragrafında açıklanan gerekçe de dikkate alınarak, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyeti yerine beraatine hükmolunması nedeniyle temyize konu sanık … hakkındaki beraat kararı hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2015 tarihli ve 2013/440 Esas, 2015/87 Karar sayılı kararlarına yönelik sanık … müdafii ile katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz olmadığından 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 326 ıncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanık …’nın kazanılmış hakkının korunmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.02.2023 tarihinde karar verildi.