YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18701
KARAR NO : 2023/1043
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/19 E., 2015/76 K.
KATILANLAR : Yapı Kredi Bankası A.Ş., …
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2015 tarihli ve 2013/19 Esas, 2015/76 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 168, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 32.166,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrüre,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 ve 53 üncü maddeleri fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrüre,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği; eksik araştırma ile karar verildiğine, sanığın kastının bulunmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ve kararın resen gözetilecek nedenlerle bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, suça konu 23.250,00 TL ve 23.500,00 TL bedelli iki adet sahte çeki cirolayarak katılan bankaya ibraz edip kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilmiştir.
2. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, sanığın kullanmak istediği banka kredisinin teminatı olarak dava konusu iki adet çeki bankaya verdiği, çeklerin sahte olduğunun ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğunun anlaşıldığı, sanığın çeki aldığı kişiye ilişkin soyut ve inandırıcı olmayan beyanlarda bulunduğu anlaşılmakla, sanığın resmi belgede sahtecilik ve bankaca tahsis edilmemesi gereken kredinin açılmasını sağlamak amacıyla dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görülerek cezalandırılmasına, dolandırıcılık suç yönünden zararın giderildiği gözetilerek etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına karar verilerek temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
3. Sanık, suça konu çekleri sattığı mal karşılığında Veysel İnal’dan aldığını, çekleri sordurduğunda sağlam olduğunu öğrendiğini, daha sonra bu çekleri bankadan aldığı krediye karşılık kullandığı, çeklerin sahte çıktığı anlaşılınca Veysel’i aradığını ancak bulamadığını, kredi borcunu kapattığını savunmuş; çekleri aldığını beyan ettiği kişiye ait açık kimlik ve adres bilgisi ve aralarındaki çek alışverişine konu ticari ilişkiye ilişkin belge sunmadığı anlaşılmıştır.
4. Çekte birinci ciranta olarak görünen Ece Tekstil yetkilisi tanık H.G. sanığı tanıdığını, sanığın kendi iş yerine gelip gittiğini, iş yerinin kaşesinin masa üzerinde durduğunu, bu kaşenin sanık tarafından kullanılmış olabileceğini, çekteki ciro imzasının kendisine ait olmadığını beyan etmiştir.
5. Ekspertiz raporuna göre, Ece Tekstil üzerindeki imzanın sanığın ve tanık H.G.’nin eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.
6. Katılan bankanın 30.01.2013 tarihli yazısından, suça konu çeklerin sanığa açılan kredinin teminatı olarak alındığı, 07.03.2011 tarihinde 46.750,00 TL kredi kullandırıldığı, kredinin 05.07.2011 tarihinde ödenerek kapatıldığı anlaşılmıştır.
7. Mahkemece suça konu çekler gözlemlenmiş ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğu belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanması Mahkemenin takdirinde olup Mahkemece sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve “sanığın dosyaya yansıyan olumsuz kişilik özellikleri ve adli sicil kaydı göz önüne alınarak …” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanığın çekleri aldığını beyan ettiği kişiye ait açık kimlik, adres ve aralarındaki çek alışverişine konu ticari ilişkiye ilişkin belge sunamaması, tanık H.G’nin beyanları, ekspertiz raporu, banka yazıları ve toplanan diğer delillere göre sanığın oluşa ve dosya kapsamına uygun düşmeyen savunmalarına itibar edilemeyeceği anlaşılmakla, yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış; sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
3. Ancak;
a) Suç vasfının bankaca tahsis edilmemesi gereken kredinin açılmasını sağlamak amacıyla dolandırıcılık olarak belirlenmesine rağmen uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi yerine (f) bendi olarak gösterilmesi ve gerekçeli karar başlığında suç adının yanlış yazılması,
b) 07.03.2011 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 03/2011 olarak eksik gösterilmesi,
c) Suça konu belgelerin akıbeti hakkında karar verilmemesi,
d) 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f) (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız
menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, gün adli para cezası belirlenmeden doğrudan suçtan elde olunan haksız menfaat miktarının iki katı adli para cezası belirlenmek ve etkin pişmanlık hükümleri uygulanırken sonuç adli para cezasının 31.160,00 TL olması gerekirken 32.166,00 TL olarak hesap edilmesi suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
Hukuka aykırı olup bahse konu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından giderilmiştir.
4. Sanığın suça konu sahte çekleri banka tarafından tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla katılan bankaya ibraz etmesi karşısında, eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinin yanı sıra (f) bendine de temas ettiği gözetilmeden temel cezadan makul seviyede uzaklaşılması gerektiği gözetilmeksizin eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (3) numaralı paragrafta açıklanan nedenle Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2015 tarihli ve 2013/19 Esas, 2015/76 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği gerekçeli karar başlığında dolandırıcılık suçu yönünden suç adının “Bankaca tahsis edilmemesi gereken kredinin açılmasını sağlamak amacıyla dolandırıcılık” olarak, suç tarihinin “07.03.2011” olarak değiştirilmesi; hüküm fıkrasına “Adli emanetin 2011/4724 ve 2011/2618 sırasında kayıtlı suça konu çeklerin dosya delil olarak saklanmasına” ibaresinin eklenmesi; hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinde yer alan (f) ibaresinin (j) şeklinde değiştirilmesi; ”93.500,00 TL” ve ”32.166,00 TL” ibarelerinin çıkartılarak yerlerine sırasıyla “4675 gün”, “1558 gün” ibarelerinin eklenmesi ve bunlardan sonra gelecek şekilde “5237 sayılı Kanun’un 52 maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sanığın ekonomik durumu dikkate alınarak sanığa verilen gün adli para cezasının günlüğü takdiren 20,00 TL belirlenmek suretiyle 31.160,00 TL adli para cezasına çevrilmesine” cümlesinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.02.2023 tarihinde karar verildi.