YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/11377
KARAR NO : 2006/2827
KARAR TARİHİ : 20.03.2006
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki munzam zararın tahsili davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya satıp teslim ettiği mallardan dolayı oluşan alacağının tahsili için başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın iptali davası sonunda alacağın tahsil edildiğini, ancak tahsile kadar geçen zamanda geç ödemeden dolayı müvekkilinin munzam zararının oluştuğunu belirterek 3.339.051.964.-Tl. munzam zararının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının alacağını, ilama dayalı olarak tahsil ettiğini, davanın (1) yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığını, müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, davacının iddiasını kanıtlaması gerektiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre davanın kabulüne, 3.339.05.YTL ‘nin dava tarihi olan 23.7.2001’den itibaren işleyecek %60 ve sonradan değişen ve değişecek oranlarda reeskont esaslı yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
BK.’nun 105.maddesi “alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir.” hükmünü içermektedir. Burada alacaklı uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu ispat etmek zorundadır. Mücerret enflasyonun veya döviz kurlarındaki yükselmenin veya bankaların uyguladığı faiz oranlarındaki artışların munzam zararın gerçekleştiği veya kanıtlandığı anlamına gelmez. Alacaklının kanıtlaması gereken husus yukarda açıklanan genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir. Mahkemece, açıklanan hususlar gözetilmeden eksik inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru olmadığı gibi davacı vekilinin 4.2.2000 tarihli ödeme belgesinin de ibralaşma niteliğinde sayılıp sayılmadığının karar yerinde tartışılmamış olması da kabul şekliyle isabetsizdir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine,20.3.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.