Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/1959 E. 2023/3651 K. 29.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1959
KARAR NO : 2023/3651
KARAR TARİHİ : 29.03.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Zimmet
HÜKÜM : Mahkûmiyet

İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.06.2013 tarihli ve 2013/65 Esas, 2013/216 sayılı Kararının suçtan zarar gören Hazine vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun değişiklik öncesindeki 18 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca başvuru tarihinde katılan sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, tayin olunan cezanın miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası da gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
1.Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.08.2006 tarihli ve 2006/17310 Soruşturma, 2006/4736 Esas, 2006/297 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi uyarınca belirli haklardan yoksun bırakılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Üsküdar (Kapatılan) 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.03.2007 tarihli ve 2006/173 Esas, 2007/63 sayılı Kararı ile sanığın eylemlerinin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
3.14.03.2007 tarihli hükmün katılan … vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.03.2010 tarihli ve 2009/8774 Esas, 2010/2048 sayılı Kararı ile “5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesindeki yasa değişikliği nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması” gerektiğinden bahisle sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Üsküdar (Kapatılan) 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.06.2010 tarihli ve 2010/189 Esas, 2010/195 sayılı Kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, zararın karşılanmaması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
5.23.06.2010 tarihli hükmün katılan … vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 24.12.2012 tarihli ve 2011/6530 Esas, 2012/13489 sayılı Kararı ile sanığın eylemlerinin basit zimmet suçuna uymasına karşın yazılı şekilde hüküm kurulmasının yerinde olmadığı ve uygulamadaki hatalar nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
6.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.06.2013 tarihli ve 2013/65 Esas, 2013/216 sayılı Kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Hazine Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanık hakkındaki mahkumiyet kararının onanması ayrıca davaya katılma talebinin yanı sıra Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle hükmü temyiz etmiştir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanığın dosyada mevcut sağlık kurulu raporuna aykırı işte çalıştırıldığı, rahatsızlığı nedeniyle sanığın bilincini yitirip yitirmediği hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılması gerektiği, olay günü rahatsızlandığı için aracın anahtarını üzerinde unuttuğu ve kimliği belirsiz kişilerce araçtaki paraların alındığı, tanıkların dinlenmediği, eksik kovuşturmayla hüküm kurulduğu, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçeleriyle hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın … 150. Yıl Anadolu Yakası bölgesinde görevli iken, 03.01.2006 tarihinde … Merkezi ile şubeleri arasında posta ve para nakilleri için … plaka sayılı araçta kefaletli şoför olarak görevlendirildiği, suç tarihinde görevi gereği koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu, bağlı 5 şubeden topladığı, 29.530,00 Türk Lirasını merkeze getirmeyerek mal edindiği, suçunu gizlemek için olaya hırsızlık süsü vermeye yönelik kurguladığı eylemlerini icraya başladığı, aracını Üsküdar Şile otobanında yol kenarına çekerek, önce merkeze ulaşma süresi geçtiğinden ve merkezin kendisini arayacağını bildiğinden, telefonunu kapattığı, sanığın telefonunu hastanede kullanıma açtığı, ziyaretine gelen … … şubesi güvenlik görevlisi Hüseyin’e açık olan telefonundan akrabalarını arattırdığı, bilincini kaybettiği savunmasının aksine, yol kenarına çektiği aracı görüp müdahale ederek hastaneye götüren tanıklar … Şile müdürü Bekir ve şoför Ahmet’in yanına yürüyerek gittiği, “..müdürüm rahatsızım, ölüyorum..” dediği, tanıkların, sanığı araçlarına aldıkları, sanığın karnını tutarak kusmaya çalıştığı ancak kusmadığı, tanık müdürün; “… … postanesinin telefonu ne, arabada değerli posta var mı… arabayı kilitledin mi?” şeklindeki sorularına cevap vermediği ancak götürülmek istenen hastaneye müdahale ettiği, hastanede sedyeye konurken araçta para olduğunu söylediği, tedavi evrakına göre de sanığın şuurunun açık olduğu ve herhangi bir rahatsızlığının teşhis edilemediği, sanığın olaydan önceki astım bronşit rahatsızlığının olayla illiyet bağının olmadığı, Jandarmaca düzenlenen tespit tutanağına göre de olay yerinde kazayı gerektirecek bulgu olmadığı, suç tarihinde sanığın sevk ve idaresindeki aracın 26 kilometre fazla yol katettiği ve bu hususa açıklık getiremediği iddiasıyla sanık hakkında zimmet suçundan kamu davası açılmış ve atılı suçtan cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kovuşturma aşamasında davaya katılma isteminde bulunmayan ve katılmasına da karar verilmeyen Hazine lehine kanun yolu muhakemesinde vekalet ücreti hükmedilmesine yasal olanak bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının da infaz aşamasında gözetilmesi mümkün olduğundan, sanık müdafiinin ve katılan Hazine vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.06.2013 tarihli ve 2013/65 Esas, 2013/216 sayılı Kararına yönelik sanık müdafii ile katılan Hazine vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin ve katılan Hazine vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.03.2023 tarihinde karar verildi.