Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/11620 E. 2007/4428 K. 03.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11620
KARAR NO : 2007/4428
KARAR TARİHİ : 03.05.2007

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av. …ile davalı vek.Av …nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, davacının keşideci, davalının lehdarı bulunduğu 15.12.2003 tanzim 15.1.2004 ve 15.2.2004 vadeli nakten düzenlenen 15.000 Dolarlık iki bono ile borçlu olunmadığının tesbiti istemine ilişkindir.
Davalı vekili, bonoların büronun satın alınacağı kişiye verilmek üzere düzenlendiğini ancak kaybolduğunu iddia etmiştir.
Davalı vekili, davanın haksız olduğunu ve davacının icra dosyasına sahte ibraname sunduğunu, ibranamedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davacı vekili, 22.9.2005 tarihli celsede davaya istirdat davası olarak devam edilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
Mahkemece davacının davalıya yemin teklif ettiğini ancak davalının yemin için çağrıldığı duruşmaya gelmeleri bu nedenle teklif edilen hususu ikrar etmiş sayılacağı gerekçesi ile davanın kabulüne davacının borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bonolarla borçlu olunmadığının tespitine ilişkin olarak açılmışsa da, davacı yargılama aşamasında 11.8.2005 tarihli nakit para ve ibraname sözleşmesi başlıklı davalının imzasını içeren belgeyi ibraz ederek dava konusu senet bedelinin elden nakit olarak davalı alacaklıya ödendiğini, bu sebeple davaya istirdat davası olarak devam edilmesini talep etmiştir. İİK.’nun 72/6 maddesi hükmünde “Borçlu menfi tespit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.” Ne varki davacı vekili, 20.9.2006 tarihli celsedeki imzalı beyanında “ …bizim talebimiz sadece borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinden ibarettir. İstirdat talebimiz yoktur” demiştir.

Ödeme ile yasa gereği istirdata dönüşen davanın usulen menfi tesbit davası olarak görülmesine imkan bulunup bulunmadığı ve davacının açıklanan beyanı üzerinde yeterince durulup irdelenmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 500.00.YTL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan alınarak, davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 3.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.