Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/1716 E. 2007/5872 K. 07.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1716
KARAR NO : 2007/5872
KARAR TARİHİ : 07.06.2007

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih :

Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı istemin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar ve müdahil 1- … Başkanlığı 2-. …. … A.Ş vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
İstem iflasın ertelenmesine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacı şirketlerin borca batık olduğu, … AŞ.ne ait taşınmazın 4.000.000,-USD.lik nakit kredi karşılığında müdahil ….ne devredildiği, anılan şirketin taşınmazı diğer davacı … AŞ.ne leasing yolu ile kullandırdığı; somut olayda işlemin kredi verip teminat almak şeklinde nitelendirilebileceği ve satış olarak değerlendirilemeyeceği; … AŞ.nin faaliyetine bu suretle devam edeceği, finansal kiralama sözleşmesinin feshinin verilmiş ihtiyati tedbir kararı karşısında hüküm ifade etmeyeceği, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğu gerekçesiyle istemin kabulü ile iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş; hüküm davacı şirketler vekili ile müdahiller …, …, …. Başkanlığı ve …. vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Yargılama sırasında bilirkişi olarak görevlendirilen …’un kayyım olarak atanması doğru değildir.

3- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda fabrika binasının bulunduğu taşınmaz davacılardan … AŞ.nin aktifinde gösterilmiş, itiraz üzerine verilen ek raporda taşınmazın değeri kadar faydalanma değeri bulunduğu ve bu itibarla adı geçen davacının aktifinin hesaplanmasında bir fark oluşmayacağı belirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinde müdahil ….ne devredilen bu taşınmazın, adı geçen şirket tarafından davacılardan … AŞ.’ne finansal kiralama suretiyle kiralandığı anlaşılmıştır. Bu durumda olası faydalanma değerinin adı geçen şirketin aktifinde gösterilmesi gerekirken, sözleşmeye taraf olmayan … AŞ.nin aktifinde gösterilmesi isabetsizdir.
4- İflasın ertelenmesi halinde verilecek ihtiyati tedbir kararları, kural olarak maddi hukuka ilişkin hakları, talep ve def’ileri etkileyemez. Bu bakımdan sözleşmenin feshinin ihtiyati tedbir yolu ile engellenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. ….nin sözleşmeyi 17.10.2006 tarihinde feshetmesinin sonuç doğurmayacağı yönündeki mahkeme kabulü yerinde bulunmadığı gibi, feshin davacı … AŞ.nin hukuki durumunu nasıl etkileyeceği hakkında inceleme yapılmaksızın hüküm kurulması da hatalıdır.
5- İflasın ertelenmesi talebi kural olarak, iyileştirme projesi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bilirkişi raporunda şirketin iflas halinden kurtulması için projede bulunmayan ve hatta davacının etki edemeyeceği hususlar (alacaklıların vade uzatımı, büyük alacaklıların şirketlere ortak olması, borçların altı ay süreyle dondurulması, … ve forfaiting uygulaması, pazarlama ve satış stratejilerinde değişiklik, bir kısım makine ve araçların satılması gibi) iyileştirme kapsamında ifade edilmiştir. Projede bulunmayan iyileştirme tedbirlerinin uygulanmasından bahisle şirketlerin iflas durumundan kurtulabileceklerinin kabulü, yasanın açık düzenlemesine aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2). (3), (4) ve (5) sayılı bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 7.6.2007 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)

K A R Ş I O Y Y A Z I S I
İstem iflasın ertelenmesine ilişkindir.
Aşağıdaki gerekçelerle yerel mahkeme kararı ile Dairemizin kararının (1) sayılı bendinde yer alan sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. Şöyle ki;
Ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerin sadece aynı gruba dahil olmaları ve birisi hakkında verilecek kararın diğerini de etkileyeceği gerekçeleriyle birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmaları mümkün değildir.
Burada HUMK.nun 43.maddesinin uygulama yeri bulunup, bulunmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Anılan maddeye göre, birden çok kimseler ancak iki halde birlikte dava açabilirler. Bu haller şunlardır:
a)Davacıların dava konusu hak veya borç bakımından iştirak halinde bulunmaları veya ortak bir işlemle (yani müteselsilen, BK. m.141-148) hak kazanmaları ya da borç altına girmeleri;
b) Davanın her biri hakkında aynı sebepten doğması.
Somut olayda iflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin bir alacaklıya asaleten ya da kefaleten borçlu olmaları veya aynı gruba dahil şirket olmaları iflasın ertelenmesi talebinde birlikte bulunmalarına gerekçe yapılamaz. Şirketler arasında dava konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi, davanın her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez.
Gerçekten de aynı sebep kavramı hem maddi vakıalar ve hem de hukuki sebepler bakımından ele alınmalıdır. (Bkz. …, …, Medeni Usul Hukukunda Dava Arkadaşlığı, Konya 1991 , s.129). Davacıların iflasın ertelenmesi talepleri her bir şirketin mali durumlarının kötü olduğu ve iyileştirilebileceği sebebine dayalı ise de, mali durumun kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır. Özellikle iflasın ertelenmesi isteminde iyileştirme koşullarının tesbitinde de ayrı ayrı vakıalar gözönüne alınacaktır. Davacı şirketler ayrı tüzel kişiliklere haizdirler. Buradan hareketle her bir şirketin de bilançolarında aktif ve pasif kalemleri ve buna paralel olarak borçları ve borçlu oldukları kimseler ile alacaklıları ve alacaklı oldukları kimseler farklıdır.
İflasın ertelenmesi talebinin niteliği, mahiyeti itibariyle aynı gruba dahil olsalar dahi ayrı tüzel kişiliği bulunan ayrı organları olan her bir şirket için ayrı ayrı istem konusu yapılmalıdır. Davanın reddi halinde talepte bulunan şirketlerin iflasına karar verileceğinden davanın her bir davacı şirket yönünden ayrılarak görülmesi ve sonuçlandırılması gerekir.
Nitekim Yüksek Yargıtay;
a)Bir iş yerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir.
(HGK. 18.4.1956 T/36-29; HGK 11.12.1951 4/177-135; HGK 3.10.1957 83/79 ve TD 11.3.1955 1366/1857).
b) Bir sigorta şirketinin değişik kişilerden sigorta pey akçesi alıp sigorta sözleşmesini yapması halinde bu kişilerin (pey akçesi verenlerin) verdikleri parayı geri alabilmek için sigorta şirketine karşı birlikte dava açamayacaklarına karar verilmiştir.
(TD 20.4.1961 1166/1278)

Anılan HGK. ve Daire kararlarından da anlaşılacağı üzere davacılarımızın aynı grup içerisinde olmaları, entegre şirketler olmaları birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarına imkan vermez.
Nitekim Prof. Dr. …’da Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3, Sh. 3351’de “HUMK.nun 43.maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK.m.156 vd) açılamayacağı” kanısında olduğunu bildirmiştir. Bu durum dahi ayrı borçlulara karşı birlikte iflas davası açılamayacağını gösterdiği gibi birden fazla borçlunun da birlikte hasımsız olarak iflasın ertelenmesi isteminde de bulunamayacaklarının göstergesidir.
Çünkü iflasın ertelenmesi talebinin reddi halinde davacıların iflaslarına karar verilmesi yasa gereğidir. O halde farklı tüzel kişiliğe sahip davacıların birlikte aynı davada iflasın ertelenmesi isteminde bulunmalarının mümkün olduğunun kabulü olanaksızdır.
Öte yandan; İİK.nun 179.maddesine göre “…şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir”. Madde metninin lafzi yorumundan da iflasın ertelenmesi talebinin ancak bir şirket veya kooperatif için ileri sürülebileceği açıktır.
Kanun koyucu “ şirketler” veya “kooperatifler” dememiş aksine “ŞİRKET” veya “KOOPERATİF” demek suretiyle davacının çoğul değil tekil olacağını göstermiştir. Bunun aksinin kabulü anılan yasa hükmüne aykırılık teşkil eder.
Davaların en ekonomik şekilde sürdürülüp sonuçlandırılması gerek Anayasanın ve gerek HUMK.nun emredici hükümleridir. Ne var ki, harca tabi davalarda harcın doğru biçimde hesaplanıp istek sahibinden alınması da şarttır. Beş ayrı şirketin tek bir davada iflasın ertelenmesini isteyebileceklerinin kabulü, ayrı dava konusu yapılması halinde ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan da kaçınmalarına imkan verecektir. Harçlara ilişkin düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok gerçek veya tüzel kişinin aynı davada iflasın ertelenmesini istemelerine engel teşkil etmektedir.
Öğretide ve uygulamada iflas ve konkordato istemlerine ilişkin davaların münferiden açılması gerektiği düşüncesi hakimdir (KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C.III, Ankara 1993, S.2667). İflasın ertelenmesi taleplerinde de bu görüşlere paralel davranılmalıdır. Zira, iflasın ertelenmesi isteminin reddi gerektiğinde, bir diğer ifadeyle borca bataklığın tesbit edildiği ve iyileştirme projesinin uygun görülmediği hallerde mahkemece şirketin iflasına karar verilecektir. İflasın ertelenmesi talebinin sonuçlarından biri de iflasın açılmasıdır.
Birden çok borçlunun iflası bir dava içinde istenemeyeceği gibi birden çok borçlunun iflasının açılması sonucunu doğuracak olan iflasın ertelenmesi de birlikte istenemez.
SONUÇ : Yukarıda açıkladığım nedenlerle yerel mahkeme hükmünün öncelikle bu gerekçelerle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun (1) numaralı bendinde gösterilen “diğer temyiz itirazlarının reddine” dair görüşlerine katılamıyorum.7.6.2007