YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1022
KARAR NO : 2023/16052
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 06.12.2022 tarihli ve 2022/11979 Esas, 2022/24562 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2023 tarihli ve KD-2022/100215 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
“… Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararın Kanuna aykırı olduğundan bahseden ihbarname içeriği yerinde görülüp 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesine göre bozma kararı verilerek Dairece kurulan yeni hükümde, tayin olunan sonuç cezanın adli para cezasından ibaret olması durumunda, bozmaya konu hükümde yer alan 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın bozma kapsamı dışında tutulup tutulamayacağının belirlenmesine ilişkindir.
5271 sayılı Kanunun’un 309 ve 310 uncu maddelerinde düzenlenen kanun yararına bozma kurumu; hâkim veya mahkemelerce verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yararına bozma sonrası yapılacak işlemler, bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ve bozma kararının etkileri, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrım yapılarak ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Düzenlemede; kanun yararına bozmanın sonuçları ve bozma sonrasındaki uygulama saptanırken, öncelikle “karar” ve “hüküm” ayrımı gözetilmiş ayrıca mahkûmiyet hükmü ile davanın esasını çözen veya çözmeyen diğer hükümler bakımından farklı uygulama ve sonuçlar öngörülmüştür.
Bozma nedenleri; 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, aynı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için, verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır. Davanın esasını çözen mahkumiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise anılan fıkranın (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, “tekriri muhakeme” yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir.
5271 sayılı Kanun’un dördüncü fıkrasının (d) bendi gereğince bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde ise cezanın kaldırılmasına karar verilecek, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi durumunda bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip, bozma konusu yapılan kararın yerine verilmesi gereken karar, doğrudan ilgili daire tarafından verilecektir.
5237 sayılı Kanun’un 53/1inci maddesindeki, kişi kasten işlemiş olduğu suçtan hapıs cezasına mahkum olması durumunda mahkumiyetin sonucu olarak bu maddede öngörülen belli haklardan yoksun bırakılmasına da hükmedilir şeklindeki düzenleme karşısında, sanık hakkında adli para cezası verildiği durumda, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddedeki haklardan yoksun bırakılmasına hükmedilemeyecektir.
İncelenen somut olayda;
… Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli ve 2020/215 Esas, 2020/510 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 106/1-2. cümle ve 5271 sayılı Kanun’un 251/3 üncü maddeleri gereğince 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Dairece ihbarname içeriğini yerinde görerek, “Tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106/1-2.cümle ve 5271 sayılı Kanun’un 251/3 üncü maddeleri uyarınca verilen 22 gün hapis cezasının, 5237 sayılı Kanun’un 50/1-a, 52/2 nci maddeleri uyarınca günlüğü takdiren 20 TL’den paraya çevrilerek, sanığın 440 TL adli para cezasıyla CEZALANDIRILMASINA, Kararın diğer yönlerinin olduğu gibi bırakılmasına” karar verilmiş ise de,
Sanık hakkında tayin olunan sonuç cezanın adli para cezasından ibaret olması karşısında, hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan5237 sayılı Kanun’un 53/1 inci maddesindeki hak yoksunluğunun uygulanmayacağı, bozmaya konu hükümde yer alan (gerekçeli kararın hüküm fıkrası) 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü madde uygulamasına ilişkin kısım bozma kapsamı dışında tutulup, “Kararın diğer yönlerinin olduğu gibi bırakılmasına” şeklinde karar verilmesi Kanuna aykırı görülerek olağanüstü itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Yüksek Dairenizin, 06.12.2022 gün ve 2022/11979 Esas, 2022/24562 sayılı kararının kaldırılması,
2) Gerekçeli kararın hüküm fıkrasını da kapsar şekilde inceleme yapılarak … Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarih ve 2020/215 Esas, 2020/510 sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozularak 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesiyle ilgili uygulama kısmının da karardan çıkarılması suretiyle hüküm kurulması,
3) Yüksek Daireniz aksi kanaatte ise dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesi uyarınca itirazen arz ve talep olunur” talebine ilişkindir.
II. KARAR
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanun’un 99 uncu maddesiyle eklenen 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
2- Dairemizce verilen 06.12.2022 gün ve 2022/11979 Esas, 2022/24562 Karar sayılı kararının sonuç ve karar bölümünün üçüncü bendinden sonra gelmek üzere “… Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarih 2020/215 Esas, 2020/510 Karar sayılı ilamından 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılmasına”ibaresinin eklenmesine,
3- Karardaki diğer kısımların aynı şekilde bırakılması suretiyle DÜZELTİLMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Oy birliğiyle 14.03.2023 tarihinde karar verildi.