Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/6602 E. 2008/12243 K. 18.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6602
KARAR NO : 2008/12243
KARAR TARİHİ : 18.12.2008

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili banka ile davalılardan Gina Dış Tic.Ltd.Şti.arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmeleri kapsamında davalı borçluya nakdi ve gayrinakdi kredi kullandırıldığını, diğer davalıların da bu sözleşmede kefil olarak yer aldıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine aleyhlerine girişilen takibe davalıların itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek itirazların iptali, takibin devamı ve % 40 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüyle davalıların itirazlarının kısmen iptaline, takibin 2.560.445.-USD. üzerinden bu tutara takipten itibaren % 55,5 oranında temerrüt faizi uygulanmak kaydıyla devamına, takdiren % 40 oranında 1.267.932.36.-YTL.icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalılardan … … Nalbantoğlu dava konusu kredi sözleşmelerinin müteselsil kefili olup, adı geçenin kefaletinden dolayı tesis edilmiş bir ipotek akdine dosyada rastlanılamamıştır. B.K.nun 487. maddesi uyarınca kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhinde takibat yapabilir. Mahkemece anılan yasa hükmü gözetilmeksizin İİK.nun 45. maddesi hükmünün bu davalı bakımından da uygulanması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte gösterilen sebeplerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 18.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.