YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/28655
KARAR NO : 2023/1289
KARAR TARİHİ : 07.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/63 E., 2015/350 K.
SUÇLAR :Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.12.2015 Tarihli ve 2015/63 Esas, 2015/350 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
1. Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 155.00,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, usul ve yasaya aykırı hükümlerin bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’ün, merkezi Kıbrıs’ta bulunan müşteki … şirketine vermiş olduğu Kuveyt … Bankası A.Ş Zeytinburnu şubesine ait, 26.03.2010 keşide tarihli, 25.700,00 TL bedelli, Kuveyt … Bankası A.Ş Şanlıurfa Şubesine ait 22.03.2011 keşide tarihli, 23.400,00 TL bedelli çeklerin bankaya ibraz edildiğinde sahte olduklarının, yine sanık tarafından aynı şirkete verilen ve Yapıkredi Bankası A.Ş Topçular Rami şubesine ait olan 01.04.2011 keşide tarihli, 54.250,00 TL bedelli çekin ise bankaya ibraz edildiğinde çalıntı olduğunun anlaşıldığı ve bu suretle müşteki şirket vekilinin şikayeti üzerine sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Müşteki şirket vekilinin şikayet dilekçesi ekinde müşteki şirket ve sanık arasında yapılan 28.01.2011 tarihli ‘ANLAŞMA’ başlıklı belge sunulduğu anlaşılmıştır. Buna göre anlaşmada alıcı olarak anılan sanık tarafından anlaşmanın imzalanmasını müteakiben satıcıya teminat çekleri vereceğinin düzenlenmiş olduğu görülmüştür.
3. Sanık tarafından soruşturma aşamasında dosyaya, müşteki şirket vekili ile aralarında yapılan 15.09.2011 tarihli, ‘PROTOKOL’ başlıklı belge sunulduğu anlaşılmıştır. Buna göre sanığın suça konu çeklerden doğan zararına karşılık müşteki şirkete yeni bir senet verdiği ve müşteki şirketin de suça konu çeklerle ilgili hukuki bir takipte bulunmayacağı yönünde taahhütte bulunduğu anlaşılmıştır.
4. Sanığın aşamalardaki savunmalarında, suça konu çekleri aşamalarda oluşu farklı şekillerde anlatmak suretiyle Ramazan Sevinçhan, … ve …’dan aldığını beyan ettiği, tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulan adı geçenlerin ise sanığı ve şirketleri tanımadıklarını beyan ederek sanığın savunmalarını doğrulamadıkları anlaşılmıştır.
5. 16.09.2013 tarihli Ekspertiz raporuna göre, suça konu 0139129-0120032 numaralı Kuveyt … Bankasına ait çeklerin tamamen sahte olduklarının tespit edildiği, 6820389 numaralı Yapıkredi Bankasına ait çekin ise orjinal olup çalıntı olduğu anlaşılmış, mahkemece suça konu çeklerin duruşmaya getirilip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılarak yasal unsurlarının ve aldatıcılık niteliklerinin bulunduğu belirlenmiştir.
6.Mahkemece, sanık hakkında, dosya kapsamına uymayan, aşamalarda çelişkili beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek tanık beyanları, ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamı ile sabit görülen eylemleri nedeniyle zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmasına ilişkin temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Olay ve Olgular başlığı altında 2 nci sırada özetlenen 28.01.2011 tarihli anlaşma metni dikkate alınarak ve müşteki şirket yetkilisinin de dinlenmemiş olması karşısında, gerçeğin ve suç tarihinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; önceden doğan borç için sonradan yapılan hileli hareketlerin dolandırıcılık suçuna vücut vermeyeceği de dikkate alınarak, öncelikle suça konu çeklerin müşteki şirkete hangi tarihte, aynı anda mı farklı zamanlarda mı, düzenlenen anlaşma kapsamında teminat olarak mı, yapılan alışveriş varsa bunun veya bunların bedeli olarak mı ve elde edilen menfaatin tespiti açısından da hangi hukuki ilişkiye istinaden verildiklerinin belirlenmesi, suça konu çeklerin önceden doğan borç için verilmediğinin ve sanık tarafından farklı tarihlerde verildiğinin tespiti halinde ise eylemlerinin her birinin yenilenen kararla işlenmiş ayrı suçları mı yoksa bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen zincirleme suç mu oluşturduğunun tartışılması ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması,
2. Kabule göre de;
a)Olay ve Olgular başlığı altında 3 üncü sırada özetlenen 15.09.2011 tarihli protokol metni dikkate alınarak, sanık tarafından müşteki şirketin zararının giderilip giderilmediği, giderilmiş ise hangi tarihte giderildiği, tamamının ödenip ödenmediği, kısmi ödeme var ise müşteki şirketin bu ödemeye muvafakatlerinin olup olmadığının sorulması ile 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesindeki koşullar da değerlendirilmek suretiyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b)5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulanmanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
B. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1. Suça konu çeklerin sanık tarafından müşteki şirkete aynı anda veya farklı tarihlerde verilip verilmediğinin araştırılması ile denetime olanak verecek biçimde suç tarihlerinin tespit edilmesi, sonucuna göre farklı tarihlerde verildiğinin tespiti halinde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, aynı anda verildiğinin tespiti halinde ise tek bir belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması gerektiği ve birden çok sahte belgenin düzenlenmesi ile kullanılması olgusunun aynı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında dikkate alınabileceği gözetilmeden, sanık hakkında eksik araştırma ve inceleme ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanması,
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulanmanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.12.2015 tarihli ve 2015/63 Esas, 2015/350 Karar sayılı kararında; sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.03.2023 tarihinde karar verildi.