Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/6830 E. 2007/840 K. 05.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/6830
KARAR NO : 2007/840
KARAR TARİHİ : 05.02.2007

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ile davalı vek. Av. …’ in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, dava dışı …’ nin müvekkili şirketin % 50 hissedarı, temsil ve ilzama yetkili kişisi olduğunu …’ nin aynı zamanda davalı şirketin % 99 hissedarı, temsil ve ilzama yetkili bulunduğunu, adı geçen kişinin davacı şirketteki yetkilerini kötüye kullanarak, şirkete ait malları piyasa değerinin altında düşük fiat ile davalı şirkete sattığını bu işlemin ticaret ahlak ve adabına aykırı olduğunu, davalı şirketin iyi niyetli olduğunu iddia edemeyeceğini, gerçek mal değeri ile fatura değeri arasındaki farktan davalı şirketin sorumlu olduğunu iddia ederek 68.632 USD alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında faturaları düzenleyenin davacı şirket olduğunu ve satış bedelinin davacı şirketin temsilcisi …’ ye ödendiğini, davacının kendi şirketince düzenlenen faturalara itiraz hakkı bulunmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava dışı …’ nin davacı şirketi temsilen yine temsilcisi olduğu şirkete mal satımı sırasında yetkilerini kötüye kullandığı ve malların gerçek satış değerinin altında düzenlenen faturalar ile davalı şirkete haksız menfaat temini yoluna gittiği bu nedenle yapılan işlemin B.K. ‘ nun 41/2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı şirkette %50, davalı şirkette %99 pay sahibi olan … her iki şirket münferit olarak temsil ve ilzama yetkili bulunmaktadır. Davacı şirket, temsile yetkili Vedat Kirişçi tarafından şirkete ait malların bedelinin çok altında …’nin %99 pay ve münferit temsil yetkisi bulunduğu davalı şirkete sattığını, bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek bu davayı açmıştır.
Bir kişinin birkaç gerçek ve tüzel kişiyi temsil etmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Ancak birden fazla gerçek veya tüzel kişiyi temsil eden kişi kendi kendisiyle değil üçünçü bir kişiye karşı hukuki muamelede bulunabilir. Çifte temsil halinde temsilciye açık bir yetki verilmişse veya böyle bir muameleden dolayı temsil olunanın zarara uğraması tehlikesi yoksa çifte temsil geçerlidir. Somut olayda davacı şirket temsilcisi Vedat’ ın, malları gerçek fiyatının çok altında, temsilcisi bulunduğu davalı şirkete sattığını ileri sürdüğüne göre zarara uğrama ihtimali mevcuttur. Bu nedenle temsilcinin yaptığı işlem davacıyı bağlamaz. Mahkemece bu yönler gözetilerek malların rayiç bedeline göre davacının uğradığı zararın tespit edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 500.00.YTL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 5.2 .2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.