Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/4096 E. 2006/8484 K. 18.09.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4096
KARAR NO : 2006/8484
KARAR TARİHİ : 18.09.2006

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalılar vekilinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 18.09.2006 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI

Davacı vekili, müvekkili bankanın müşterisi olan davalının bankada gecelik (O/N) işlemleri yaptırarak bürüt %1456 faiz ve takip eden günlerde yüksek faiz aldığını iktisat Bankasının 15.3.2001 tarihinde TMSF fonuna devredildiğini, davacı banka ile davalı arasında sözleşme serbestliği kuralı içerisinde bir faiz anlaşması yapılmış ise de ekonomik kriz nedeniyle davalının elindeki mali güç nedeniyle yüksek faiz talebinde bulunduğunu davalıya ödenen faizinin gabin sebebi ile geçersiz bulunduğunu ödenen faiz alacağının üstünde kalan bölüm yönünden borçlu olmadıklarının tesbitini istemiştir.
Davalı vekili, davacı bankanın müşteri ile arasında yapmış olduğu sözleşmenin ahlaka aykırı ve gabinle geçersiz olduğunu bankanın müzayaka altında olduğunu ileri sürmesinin iyi niyetli bağdaşmadığını bu sebeple davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında yapılan faiz sözleşmesinin, sözleşme serberstliği kuralı içerisinde yapıldığını ve bu sözleşmenin geçerli olduğunu davacı vekili dava dilekçesinde kabul etmektedir.
Gabin, dar ve zor durumda kalmalarından ötürü sözleşme yapmaya sürüklenmiş olan kişileri korumak ve zayıfı güçlüye ezdirmemek için daha çok sosyal amaçlarla kabul edilmiş bir müessesedir (YHGK. 24.1.1973 T. 1971/1-1376 E, 24 K.sayılı kararı, M…. Karahasan, Türk Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 2003 1.Cilt Sh. 297. Yargıtay 1.HD 4.3.1969 T.391 E. 1133 K. Sayılı kararı, Eraslan …, Gabin Davaları, Ankara 2000, Sh. 150 vd.Prof. Dr. Fikret … Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, Sh. 388), Bir bankanın özel kişi karşısında daha zayıf durumda olduğunun kabulü doğru görülemez. Bu açıdan bakıldığında da bankanın gabin hükümlerinden yararlandırılması, gabinin zayıfı koruma şeklindeki konuluş amacına ters düşer.
Her şeye rağmen, davacı bankanın müzayaka halinde olduğu bir an için kabul edilecek olsa bile, davalının bu durumdan yararlandığı, onu istismar ettiği kanıtlanmadıkça gabin oluşmaz. Nitekim YHGK. nın 5.2.1969 tarih ve 66/1-263/90 sayılı kararında da açıkça belirtildiği gibi, “Gabin vardır diyebilmek için, objektif şart ile birlikte sübjektif şart teşkil eden müzayaka veya hiffet veyahut tecrübesizlik hallerinden birinin dahi bulunması ve alıcının bu durumu bilmesi ve ondan faydalanması, diğer bir deyimle karşı tarafın durumunu istismar etmesi lazımdır (Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İst. 1993, Sh. 463, Prof. Dr. Feyzi Necmeddin Feyzioğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, İst. 1976, Sh. 259 dipnot 436 Prof. Dr.Fikret …, Borçlar Hukuku Hükümleri, Cilt 1, Sh. 391). Gabinden yararlananın, karşı tarafın özel durumu yüzünden bu dengesiz sözleşmeyi yaptığını bilmesi gerekmesi yetmez. Özel olarak bu durumdan yararlanma kastı bulunması aranacaktır (Prof.Dr. M…. Oğuzman, Doç.Dr. M…. Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İst. 1995, Sh. 110, dipnot 332).
Bu açıklamalar karşısında diyorum ki, davalının, davacı bankanın (bence kabul edilmeyen) müzayaka halinden yararlanarak akit yapma, başka bir deyişle davacının durumunu istismar etme kastı bulunmamaktadır. Davalının, bankasının fona devredileceğini bilmesi ve bile bile bu kadar yüksek miktardaki parayı riske atması hayatın olağan akışına uygun düşmez. Zira, davalı böyle bir ihtimali aklına getirmiş olsaydı, davacının fona devredilmesinden birkaç gün önce parasını çekip hesabını kapatabilirdi.

Bankalar birer … kurumudur. Uyguladıkları faiz oranları TCMB.na bildirilmekte ve denetlenmektedir. Devletin müdahale etmediği ve bu yüzden Devlet garantisi altında olduğunu düşünen mudinin, güvendiği faiz oranına göre yapılan işlemleri sonradan feshetmenin çıkar dengesine uygun bulunmadığı kanaatindeyim.

Açıklanan nedenlerle, somut olay açısından gabin koşulları oluşmadığından yapılan yargılama ve toplanan delillere göre davanın kabulüne dair verilen yerel mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumdan yüce çoğunluğun onama yönünde vardığı sonuca katılamıyorum.