YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/16
KARAR NO : 2007/6336
KARAR TARİHİ : 18.06.2007
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih :
Taraflar arasındaki karşılıklı menfi tespit – itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı- karşı davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, asıl davada, müvekkilinin dava dışı … …’ un imzaladığı kredi kartı sözleşmesine kefil olduğunu, sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle kredi limitinin 50 YTL olduğunu, limit artışlarının müvekkiline haber verilmediğini, müvekkilinin 8.846.00 YTL’ lik takibe uğradığını, sözleşme üzerinde oynama yapılarak likitin artırıldığını belirterek müvekkilinin davalı bankaya 8.846 YTL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmede yurt içi limitin 1.000 YTL olduğunu, limitin sonradan doldurulduğu iddialarının yazılı delille ispatlanması gerektiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davacı banka vekili birleşen davada, müvekkilinin alacağının tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, birleşen davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısı …’ ın davalı banka ile dava dışı … … arasında imzalanan kredi sözleşmesini kefil olarak imzaladığı, sözleşmede kredi limiti 1.000 YTL ve 1.500 USD olarak yazılmışsa da 1997 yılına ait ekstrede limitin 40 YTL olması sebebiyle limitin anlaşmaya aykırı yazıldığı, davacının limiti 50 YTL olarak kabul etmesi nedeniyle asıl alacağın 50 YTL olarak hesaplandığı, asıl borçlunun 5464 sayılı Yasa’ nın geçici 4. maddesine göre başvurusu ve yararlanması sebebiyle kefile de aynı hükümlerin uygulanması gerektiği, yıllık %18 faiz oranına göre işlem yapılmasının uygun olacağı, bankanın toplam alacağının 208.13 YTL olduğu, 19.08.2005 tarihinde yapılan 224.46 YTL’ lik ödemenin
bu tarihe kadar olan banka alacağın tüm fer’ileriyle karşılaması olasılığının bulunduğu, bu nedenle taksitlendirme ve asıl borçlunun ödemesinin bitmesinin beklenmesine gerek olmadığı, davaya genel mahkeme sıfatıyla bakılabileceği, tarafların tazminat istemlerinin yerinde görülmediği gerekçeleriyle, asıl dava olan menfi tespit davasının kısmen kabulüne, takip tarihine kadar asıl alacağın 50 YTL diğer fer’ilerle toplam banka alacağının 208.13 YTL olarak tespitine, asıl alacağa takipten itibaren % 18 faiz işletilmesine, 19.08.2005 tarihi itibariyle ödenen 224.46 YTL’ nin borcu karşılayıp karşılamadığının, fazla miktarın borçluya iadesi yönünde icra müdürlüğünce işlem yapılmasına, taraflar yararına inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, birleşen dava olan itirazın iptali davasının kısmen kabulüne, takip tarihine kadar asıl alacağın 50 YTL, diğer fer’ ilerle toplam banka alacağının 208.13 YTL olarak tespitine, yapılan ödemenin icra müdürlüğünce dikkate alınmasına, belirlenen miktar için itirazın iptaline, yanlar lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm asıl davanın davalısı, birleşen davanın davacısı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Menfi tespit davası banka kredi kartı sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan kişi tarafından açılmıştır. Kefaletin niteliklerinden biri de fer’ iliktir. Bu yönler gözetildiğinde 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Yasası’ nın 44/1. maddesi uyarınca kefil tarafından açılmış bulunan menfi tespit davasında görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Bu itibarla mahkemece menfi tespit davasının bu davadan tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken bu yönün gözetilmemiş olması isabetsizdir.
2-Birleştirilen itirazın iptali davası yönünden taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri çerçevesinde banka kayıtları üzerinde uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılarak kefilin sorumluluğunun kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarıyla sınırlı olduğu gözetilerek ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp tüm delillerle birlikte değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı( birleştirilen davanın davacısı) lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.06.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.