YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6794
KARAR NO : 2023/775
KARAR TARİHİ : 20.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/965 E., 2015/324 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.04.2015 tarihli ve 2014/965 Esas, 2015/324 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezasına mahkûmiyet ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.09.2019 tarihli ve 11-2015/212645 numaralı tebliğnamesi ile suça konu belge aslı ele geçirilemediğinden hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmadığı, ancak sanığın bu diplomaya istinaden “Ücretli Öğretmenlik Başvuru Formu” düzenleyip imzalayıp Sur İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne teslim ederek ücretli öğretmenlik yapması eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesindeki resmi belgenin düzenlenmesi sırasında memura yalan beyanda bulunma suçunu oluşturacağı gerekçesiyle kararın bozulması talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, suça konu belgeyi sahte olduğunu bilmeden kullandığına, hakkında 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı halde bu madde hükümlerinin uygulanmadığına, suç işleme kastı olmadığına, herhangi bir sabıkası bulunmadığı halde kararda sabıkalı kişiliği olduğundan bahsedildiğine, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin uygulanmamasının yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın sahte olarak düzenlenen Atatürk Üniversitesi Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi Lisans Diploması ile Sur İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne ücretli öğretmenlik başvurusunda bulunmak suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış; Mahkemece, 15.04.2015 tarihli celsede sanığın ek savunması alınarak resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
2. Sanık aşamalarda alınan savunmalarında; maddi zorluk içinde olması nedeniyle Erdal isimli açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği kişinin getirdiği suça konu diplomayla Sur İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne ücretli öğretmenlik müracaatında bulunduğunu, diplomanın sahte olduğunu bilmediğini, daha sonra diploma aslını yırttığını beyan ederek suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Sur İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün 30.01.2014 tarihli suç duyurusu ekinde yer alan Erzurum Atatürk Üniversitesi Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi Dekanlığının 24.01.2014 tarihli cevabi yazısı ile sanığın adı geçen Fakülteden mezun olmadığı, diplomanın sahte olduğu belirlenmiş; suça konu diploma aslı yargılama sırasında ele geçirilememiş ve aldatma yeteneği yönünden Mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılamamıştır.
4. Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.04.2015 tarihli ve 2014/965 Esas, 2015/324 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında her ne kadar özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması için dava açılmış ise de, sanığın olay tarihinde yapılan ücretli öğretmenlik başvurusunda sahte olarak düzenlediği Atatürk Üniversitesi Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi Lisans diplomasını ibraz etmiş olduğu ve bir süre boyunca bu şekilde ücretli olarak öğretmenlik yaptığı, daha sonra yapılan araştırmada söz konusu diplomanın sahte olduğunun tespit edildiği, atılı suçun bu haliyle Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaldığı anlaşılmakla, ek savunması alınmak suretiyle, bu madde uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş; sanığın sabıkalı kişiliği ve suçun işleniş şekli nazara alınarak hakkında cezaya hükmedilirken alt sınırdan uzaklaşılmış; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesinin uygulanmasını gerektirir herhangi bir takdiri indirim nedeni tespit edilemediğinden bu madde uygulanmamıştır gerekçesiyle sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine dair temyiz incelemesine konu karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşabilmesi için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan, yine beyan olunan bilgiler ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır. Bununla birlikte, 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fail ve fiilden ibaret olup, bir olayın açıklanması sırasında başka bir fiilden bahsedilmesinin o konuda da dava açıldığı anlamına gelmeyecektir. Somut olayda, sanık hakkında sahte olarak düzenlenen Atatürk Üniversitesi Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi Lisans Diploması nedeniyle sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı, bu diplomaya istinaden ücretli öğretmenlik başvuru formunu doldurarak öğretmenlik yapması eylemi yönünden açılmış bir dava bulunmadığı gibi, dosya içerisinde bir sureti yer alan formun matbu bir form olup, formda boş bırakılan yerlerin ilgili kurum çalışanları tarafından değil bizzat sanık tarafından doldurulduğunun ve ilgili makam tarafından bu form ekinde sunulan belgelerin gerçekliğinin araştırıldığının dosya kapsamından anlaşılması karşısında, tebliğnamede yer alan sanığın eyleminin 5237 sayılı kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğuna yönelik bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
A. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanığın savunması ve dosya kapsamında elde edilen diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, suça konu belgenin sahte olduğunu bilmediği, suç kastı bulunmadığı yönündeki savunmaya itibar etmeyen Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş; sanık hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2014 tarihli ve 2014/3367 Soruşturma, 2014/10401 Esas sayılı iddianamesi ile özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmakla birlikte, Mahkemece 15.04.2015 tarihli celsede sanığın ek savunması alınarak resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu tespit edilmiş; UYAP üzerinden temin edilen adli sicil kaydına göre suç tarihinde hakkında başkaca dosyalardan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar bulunduğu belirlenen sanık hakkında, ceza miktarı itibarıyla da 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin uygulanmaması hukuka uygun kabul edilmiştir.
B. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Sanık adına düzenlenen sahte lisans diploması aslı ele geçirilememiş ve aldatıcılık niteliği yönünden herhangi bir değerlendirme yapılamamış olmasına karşın, dosya içerisinde mevcut sureti
üzerinde “aslının fotokopisidir” şeklinde kaşe bulunduğunun görülmesi karşısında; Sur İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde de sorulmak suretiyle, suça konu belge üzerinde ilgili kurum görevlilerince aslı gibidir onayı yapılıp yapılmadığının belirlenmesi; aslı gibidir onayı yapılmadığının belirlenmesi halinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarihli ve 232/250 sayılı kararında da açıklandığı üzere, onaysız fotokopi niteliğinde olup suret belge özelliği taşımayan belgelerin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı ve aldatıcılık niteliği bulunmayacağından resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibarıyla oluşmayacağı dikkate alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma neticesinde mahkûmiyet hükmü kurulması yasaya aykırı görülmüştür.
2. Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.04.2015 tarihli ve 2014/965 Esas, 2015/324 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2023 tarihinde karar verildi.