Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1661 E. 2023/1625 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1661
KARAR NO : 2023/1625
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/821 E., 2022/2892 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 24.10.2019
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 21. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/373 E., 2020/414 K.

Taraflar arasındaki tespit ve yaşlılık aylığı bağlanması ile fark aylıkların ödenmesi gerektiğinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 01.03.2005 tarihinde kendi şirketinden başlayan 5510 sayılı Kanunu’nun 4/1-a bendi kapsamındaki sigortalılığının kesintisiz olarak 04.03.2019 tarihine kadar kesintisiz olarak devam ettiğini, davalı kurumca kendi şirketinden yapılan 4/1-a kapsamında aylık bağlandığını, bağlanan aylığın 4/a kapsamına göre düşük olduğunu, davalı kurum işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek 01.03.2005 – 04.03.2019 tarihleri arası 4/1-a sigortalısı sayılmasına ve yaşlılık aylığının anılan Kanunun 4/1-a bendi kapsamında bağlanması gerektiğinin tespitine, yaşlılık aylığının yeniden hesaplanarak aylık farklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, haksız ve yersiz olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tahsis talep tarihi itibariyle davacının 31 yılın üzerinde sigortalılık süresi bulunmakta olup, davacı 50 yaşında olduğu, bunun yanında 01.06.1987 – 28.02.2005 tarihleri arasında (iptal edilmemiş) 6016 gün 506 sayılı Kanun (4/1-a) kapsamında bildirilmiş hizmeti bulunduğu, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca hizmetlerin birleştirilmesine ilişkin düzenlemelerin tek bir sandığa tabi hizmetleri ile emekliliğe hak kazanamayanların emeklilik hakkına kavuşması adına yapıldığı, dolayısıyla tek bir sandığa tabi hizmetleri ile emekliliğe hak kazananların hizmet birleştirmesine zorlanamayacağının ilke olarak benimsendiği, bu kapsamda davacının tahsis talep tarihi itibariyle 5510 sayılı Kanunu’nun 4/1-a bendi uyarınca emekliliğe hak kazandığı, ancak aylığı hesaplanırken 5510 sayılı Kanunu’nun 4/1-b bendi kapsamındaki hizmetlerinin dikkate alınmaması gerektiği kanısına varıldığı, tahsis talep tarihi itibariyle davacıya 5510 sayılı Kanunu’nun 4/1-b bendi uyarınca bağlanan yaşlılık aylığı ile 5510 sayılı Kanunu’nun 4/1-a bendi uyarınca bağlanması gereken yaşlılık aylığı arasında var ise oluşacak fark tutarlarının da davacıya aylıkların ödenme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, 01.10.2008 tarihinden önce sigortalı olup da bu tarihten sonra yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunan sigortalıların yaşlılık aylıklarının değerlendirilmesinde 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanması gerektiğini, 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinde “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.” hükmünün düzenlendiğini, davacının başvurusu incelendiğinde başvuru tarihi itibariyle geriye doğru 7 yıllık hizmet süresinde Bağ-Kur’a tabi çalışmalarının fazla olduğunu, ayrıca 4759 sayılı Kanun’a göre davacının talep tarihi itibariyle 9000 iş günü koşulunun oluşmadığını, bu nedenlerle Kurumca gerçekleştirilen işlemlerin yasalara uygun olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davacı tarafça 5510 sayılı Kanunu’nun 4/1-a bendi uyarınca emekliliğe hak kazanıldığının tespiti talep edilmiş olup, bu yönden yapılan incelemede; yerleşik Yargıtay kararlarına göre 2829 sayılı Hizmet Birleştirme Kanunu’nun hizmetlerin zayi olmasını önlemek amacıyla getirildiği, hizmet birleştirilmesiyle hiçbir kurumdaki hizmeti aylık bağlanmasına yeterli olmayan sigortalılara aylık bağlanmasının amaçlandığını, bir tek sosyal güvenlik kuruluşundaki hizmetleri aylık bağlanmasına yeterli olan sigortalıların ise hizmet birleştirmesine zorlanamayacağı kabul edilmiş olup, bu kapsamda davacının 01.06.1987 tarihi sigortalılık başlangıç tarihi olarak göz önüne alındığında davacının 4759 sayılı Kanunla değişik 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddenin (B) bendine göre; 25 yıllık hizmet süresi, 50 yaş ve 5375 gün şartlarına tabi olduğu, 01.03.1969 doğumlu olan davacının 04.03.2019 tahsis talep tarihi itibariyle; 50 yaşında, 01.06.1987-04.03.2019 tarihleri arasında 31 yılın üzerinde sigortalılık süresi, 01.06.1987-28.02.2005 (iptal edilmemiş) tarihleri arasında 6016 gün 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının mevcut olduğunun anlaşıldığı, bu durumda müstakilen 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesinin (B) bendi gereği yaşlılık aylığına hak kazanan davacıya yaşlılık aylığı tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.04.2019 tarihinden geçerli müstakilen 506 sayılı Kanun’a tabi hizmetleri üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması ve 506 sayılı Kanun ile bağlanması gereken aylık ile 1479 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylık arasındaki farkın 01.05.2019 tarihinden başlamak üzere işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespiti ile 01.03.2005 – 04.03.2019 tarihleri arası 4/a sigortalılığının iptali ile aynı sürelerde 4/b sigortalısı sayılmasına ilişkin Kurum işleminin iptali talebinin reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, davacının başvurusu incelendiğinde başvuru tarihi itibariyle geriye doğru 7 yıllık hizmet süresinde Bağkur’a tabi çalışmalarının fazla olduğu, ayrıca 4759 sayılı Kanun’a göre davacının 54 yaşını doldurmadığı ve talep tarihi itibariyle 9000 iş günü koşulunun oluşmadığı, Kurum tarafından gerçekleştirilen işlemler yasalara uygun olduğundan Yerel Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yönünde karar verilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davacının 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a bendi kapsamında kendi şirketinden bildirilen sigortalılık sürelerinin iptali ile bu sürelerin anılan Kanunun 4/1-b bendine ilişkin sigortalılık süresi olarak kabulüne dair davalı Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığının anılan Kanunun 4/1-a bendi kapsamında bağlanmasına ve fark aylıkların yasal faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespiti talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 2829 ve 506 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.