YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13325
KARAR NO : 2023/187
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2025 E., 2018/2017 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesin olarak verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkrasındaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine; 5271 sayılı Kanunu’nun 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinin on birinci alt bendi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Rize Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.04.2018 tarihli ve 2017/355 Esas, 2018/185 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi ve beşinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 3 yıl 1 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.10.2018 tarihli ve 2018/2025 Esas, 2018/2017 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olmak üzere düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.09.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; mevcut delillerin usule aykırı toplandığına, mahkemenin kanuna aykırı teşekkül ettiğine, savunma hakkının kısıtlandığına, ByLock isimli programın kanuna aykırı ele geçirildiğine, kararın gerekçe içermediğine, ByLock programını yüklediği dönem örgütün varlığından bahsedilemeyeceğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, örgüt evlerinde barınma amacıyla kaldığına, kastının varlığından bahsedilemeyeceğine, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin dikkate alınmadığına ve hakkında beraat kararı verilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık …’ın, İstanbul … Vergi Dairesinde Gelir Uzman Yardımcısı olarak çalışmakta iken 679 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edildiği, sanığın kendi beyanlarından da anlaşılacağı üzere Ankara ilinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı evlerde kamu sınavlarına çalışmış olduğu ve ByLock isimli programı sanığın kullanımında olan 0507 (…) (..) (..) numaralı telefon hattına söz konusu ev ile ilgilenen Fırat isimli kişinin yüklemiş olduğunu ikrar ettiği, sanığın teknik özellikleri, indirme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütü mensupları tarafından kullanıldığı tespit ve kabul edilen ByLock isimli programını kendi kullanımında olan 0507 (…) (..) (..) numaralı GSM hattında, 35**********56 IMEI nolu cihazlarda 18.10.2014 tarihi itibariyle kullanmaya başladığı, bu kullanımın BTK tarafından gönderilen ByLock isimli programa ait karşı IP bilgileri ile sabit olduğu, sanığın
kullandığı cep telefonu hattı ile ByLock IP’sine erişim sağladığının ve kullandığının bu şekilde teknik olarak tespit edildiği, karşı IP bilgilerininde sanığın yaşantısıyla uyumlu olarak yaşadığı ve bulunduğu yerlerin baz istasyonu bilgileri ile örtüştüğü, sanığın Bylock isimli programı kullandığını soruşturma ve kovuşturma aşamasında ikrar ettiği ve örgüt evlerinde birlikte kaldığı diğer örgüt mensuplarını teşhis ettiği görülmüştür.
Dosyada mevcut ByLock sorgu raporu, sanık savunması, diğer belge ve tutanaklar ile yukarıdaki ayrıntılı açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmakla sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesinin kararında, suç tarihinin sanığın yakalanmasıyla temadinin kesildiği “26.05.2017” yerine, “2016” olarak yanlış gösterilmesinin mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edildiği belirtilerek, usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
a)Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle,
c) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın kendi beyanından ve dosya arasında mevcut ByLock sorgu raporundan anlaşılacağı üzere ByLock kullanıcısı olduğu, gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme amacıyla kullandığı, sanığın soruşturma aşamasından itibaren alınan beyanlarından anlaşılacağı üzere kamu sınavlarına hazırlanmak amacıyla örgüt evlerinde kaldığı, örgüt evinde kendisi ile birlikte kalan kişileri ve ev ile ilgilenen ev abisini teşhis ettiği beyan etmesinin karşısında temyiz itirazları yerinde bulunmamıştır, ancak;
d) Soruşturma aşamasından itibaren etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirterek bu kapsamda örgütte kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve örgüt mensupları ile ilgili örgütsel konum ve faaliyetlerine uygun ifade veren ve anlatımlarda bulunan sanık hakkında, verdiği bilgiler, bilgilerin niteliği, faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunduğu aşama nazara alınarak TCK’nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca tayin olunan cezada, üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören TCK’nın 221/4-2 nci maddesi gereğince daha makul oranda bir indirim yapılarak ceza tayini gerekirken yazılı şekilde uygulama ile fazla cezaya hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (d) bendinde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.10.2018 tarihli ve 2018/2025 Esas, 2018/2017 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Rize Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.